BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Beynelmilel görüş Avrupa tuzağıdır

Beynelmilel görüş Avrupa tuzağıdır

“Avrupa Birleşik Devleti”nin hazırlandığı ve bizim, “Bağımsızlık” gibi en büyük bir değerden mahrum bırakılacağımızı dün Turgay Tüfekçioğlu dostumdan naklen yazmıştım.



“Avrupa Birleşik Devleti”nin hazırlandığı ve bizim, “Bağımsızlık” gibi en büyük bir değerden mahrum bırakılacağımızı dün Turgay Tüfekçioğlu dostumdan naklen yazmıştım. Samimiyetine güvenerek bazı ilâveler ve çıkarmalar yaptığım bu olgun mektubu bugün biraz daha açıklıkla huzurunuza getiriyorum. Uluslararası (beynelmilel) görüş nedense modadır. Çünkü milliyetçilik aşkı, devletimiz ve okullarımızca gençlere yeteri kadar verilmemektedir. Bu yüzden, sözde aydınlarımıza en kolay bir “ilericilik, çağdaşlık” formülünü kozmopolit görüşlerde buluyorlar. Ama bu işin keyfini çıkarıp balını alan Avrupa siyasileri, böyle basit çağdaşlıkları kendi milletlerine yakıştırmıyorlar. Bunu sadece Türkiye gibi aydınları (!) çok geri kalmış ülkelere yakıştırıyorlar. TÜFEKÇİOĞLU’NUN MEKTUBU Herkes anlamalıdır ki Türkiye’nin “Avrupa Birliği’ne” girmesi sadece ekonomiden ibaret değildir. Sığ ekonomik söylemler bu işin şekerle kaplanmış kısmıdır. Şekerin altındaki gerçekleri görmek lazım. Çünkü sözkonusu anlaşma dönüşü olmayan bir yoldur ve Türkiye’nin geleceğini derinden ilgilendirmektedir. “AB” sadece basit birleşmeyi değil kurulmakta olan “Avrupa Birleşik Devletleri”ni amaçlamaktadır. Buna tam üyelik kimliğinde ise Türklüğe ve Müslümanlığa yer yoktur. Siyasi birlik Avrupa’nın kurulmak istenilen ortasında yer alan İsviçre halkı tarafından bile benimsenmemiştir. Halk oylaması sonucu reddedilmiştir. Norveç dahi iki defa yapılan halk oylaması sonucu “milli kültürünü korumak” endişesiyle birliğe girmeyi reddetmişlerdir. İyi bildiğiniz bu iki ülkenin Avrupa ortalamasında çok zengin memleketler olduklarını biliyoruz. Ekonomik ortaklıkların taraflara fayda ve refah sağladığını da biliyoruz. Buna rağmen her iki ülke para karşılığında öz milli kültürlerini ve bağımsızlıklarını kaybetmek korkusuna düşmüşlerdir. Gerçekten bu endişe ile siyasi bir yapı olan “AB”ye girmeyi halk oylamasıyla reddetmişlerdir. Biz onlarla kıyaslanmayacak durumdayız. Hadiseye yalnızca ekonomik açıdan bile baksak gelecek bizim için çok vahimdir. Yirmi yıldır süren yüksek enflasyon, kaynak zorluğu çeken yerli milli sanayii zaten iyice tüketmiştir. Bu haldeki sanayiimiz Avrupa’nın üstün teknolojisi para ve tesis gücü karşısında sonucu belli bir yıkıma girecektir. Avrupalı firmalar, yerli sanayimizin bir kısmını ya satın alacak ya da onlar, iflas edip kapanacaktır. Bu görüşlerim kehanet değildir. Birçok örneği günümüzde yaşanmıştır veya yaşanacaktır. Hacı-Şakir sabunları, Komili zeytinyağları gibi birçok ürünlerimiz yabancı firmalara satılmıştır. Kültür, toplumları millet yapan en önemli unsurdur. Dil ise kültürün temel yapısıdır. Türkçemizin 1999’daki durumu ise içler acısıdır. “Türkçe bilim dili değildir” diyen YÖK Başkanı Kemal Gürüz, bu çürük görüşünden dolayı âdeta ödüllendirilmiştir. Dükkanlardaki tabelalarda bugün adeta Türkçe isme rastlıyamıyor. Basındaki gazete ve dergi isimleri ise “Vo Yager”, “Cosmopolitan”, “Focus”, “Max”, “Vizyon”, “Gurme”, “Capital”, “Amica”, “Star”... Bu örnekler Türkçe hassasiyetimizin bitme noktasında olduğunu gösteren delillerdir. Örf, âdet ve din durumumuzun dahi bundan iyi olduğu söylenemez. Tarihi öğretilmeyen üstelik onu bilmek derdi de bulunmayan gençlerimiz artık Mehmet Âkif’i bile umursamıyorlar. Bu kültür yapımızla biz Avrupa Birliği’ne hangi cüretle giriyoruz? Oluşturmak peşinde koştukları Avrupa Birleşik Devleti’ni Marmara Birlik veya Fisko Birlik gibi sadece ekonomik yapı sanan okumuşlarla da halimiz nereye varacak? Üzülerek gördüğümüz bu kültür perişanlığı ortada iken “AB” içinde tam üye olursak yabancı kültür saldırılarına nasıl karşı koyacağız? Yoksa bazıları etraflarında dolaşan Noel Babaları Hızır Aleyhisselâm ile mi karıştırıyorlar? Türkiye’nin zamanla Avrupa Birliği Devleti içinde federe bir devlet konumunda olmasından hiçbir sakınca görmeyen ve Milli bayrağının üzerinde Avrupa bayrağının dalgalanmasını umursamayan nesiller bizden değildir. Onlardan doğacak nesillerin 1000 yıldır mücadele ettiğimiz Haçlı değerleri ile yetişmesinden endişe etmeyenler herhalde milliyetçi sayılamazlar. Onlara ancak Beynelmilelci (uluslararası) tipler denilebilir. Gerçi o da bir fikirdir. Ama Avrupalılar’ın kendileri için asla kabul etmedikleri bir görüştür. Batılılar bunu ancak sömürmek istedikleri şahsiyetsiz yığınlara kabul ettirerek üstünlük keyfi çıkarıyorlar. “Ezelden beri hür yaşamış” böyle bir milletimizin yığın haline getirilmesine kimse sebep olmamalıdır.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT