BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Genel Müdürüm Semih Günver

Genel Müdürüm Semih Günver

Büyük bir kaybın hemen arkasından yazı yazmak kolay değildir. Zira, önce kendinizi toparlamak durumundasınız. Elinize aldığınız kaleme çok şey dolaşır.



Büyük bir kaybın hemen arkasından yazı yazmak kolay değildir. Zira, önce kendinizi toparlamak durumundasınız. Elinize aldığınız kaleme çok şey dolaşır. Hislerinizi, ölümle yaşam arasındaki ince çizginin üstünde tutmaya çalışırsınız. Göçenden yoksunluğunuzu, onu, kimliğine en yakın bir biçimde tarifle dengelemek istersiniz. Semih Günver benim ilk göz ağrımdı. 1959 yılı sonlarında girdiğim Dışişlerinde, ilk Genel Müdürümdü. Merhum Fatin Rüştü Zorlu’nun Dışişleri Bakanı olduğu dönemde, Semih Bey, Oğuz Gökmen Bey’le birlikte, o sırada çok revaçta olan İktisat ve Ticaret dairelerinde genel müdür idiler. Rahmetli Hasan Işık, Katibi Umumi (Genel Sekreter) Yardımcısı idi. Semih beyin başında olduğu Milletlerarası Ekonomik İşler (Meidum) dairesine verilmiştim. Her yeni aday gibi, benim de Dışişleri hakkında bir fikrim yoktu. Ancak merakımız da, bir o kadar çoktu. Talat Kulay, Şükrü Elekdağ, Tahir Şentürk ve Özdemir Yiğit gibi şube müdürlerimizin yanında, gözümüzü en çok kamaştıran, Semih beydi. Yan odadaki, şimdilerde Hakk’ın rahmetine kavuşmuş bulunan, Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Baydur’un yanına sohbete geldiğinde, hepimiz işi gücü bırakır, kapı arkasından, Semih beyin anlattıklarına kulak kesilirdik. Anlattıkları bizler için büyüleyici idi. Semih bey, hem üstün yeteneklerle mücehhez, zekî ve zarif bir dilomattı ve hem de, usta bir aktör misali, insani ve sosyal ilişkilerinde bir virtüözdü. Biz, maiyetinde daha ikinci katipken, yaptığımız yazı, çizi ve raporlama işlerinden çok, sosyal ilişkilerdeki performansımıza bakardı. O zamanlar bunu yadırgardık, paramız yoktu, her yerde gözükemiyorduk. Sonradan, rütbelerimiz ilerledikçe, hele Büyükelçi olduktan sonra, Semih beyin bize neler öğretmek istediğini daha bir kavradık. Semih bey için, zor ve çetrefil konu yoktu. Her meselenin künhüne vukufu müsellemdi. Semih bey, muzip, ancak çok sempatik zekasıyle, muhatapları nezdinde rakip olmaktan çok, meclislerde aranan ve hayatın, herşeye rağmen, doya doya yaşanmasını, etrafına ışıklar saçarak, anlatan bir yıldızdı. Nitekim bu kimliğini, emekli olduktan sonra da bırakmadı. Gazetelerde yazılarla, Üniversitelerde derslerle ve birbirinden üslupça nefis kitaplarıyle bu kubbeyi hoş sadalarla çınlatmaktan geri kalmadı. Yattığı yer nur olsun. Onun dergâhında yetişen bizler, ona çok şey borçluyuz.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT