BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Beyaz peynir

Beyaz peynir

Geçen gece evin en alt katında yalnızlığımla buluştuğumda, elime geçirdiğim kağıt kalemle bir şeyler karaladım. Biliyordum ki, ertesi sabah kalktığımda, bu yazdıklarımdan nefret edecek daha da kötüsü küçümseyecektim. Ama yine de kaleme “dur” demedim.



Geçen gece evin en alt katında yalnızlığımla buluştuğumda, elime geçirdiğim kağıt kalemle bir şeyler karaladım. Biliyordum ki, ertesi sabah kalktığımda, bu yazdıklarımdan nefret edecek daha da kötüsü küçümseyecektim. Ama yine de kaleme “dur” demedim. Ve sabah olduğunda gördüm ki kendimi iyi tanıyorum. Gerçekten de yazdıklarımı beğenmedim. Bir tanesi dışında. Daha önce hiç böyle bir üslup kullanmamıştım. Bana biraz yabancı. Ama yine de fena değil gibi geldi ve sizlerle paylaşmak istedim. “Bir beyaz peyniri paylaşacak dostları bulanlar ne kadar şanslıymış. Ya da biz ne kadar yalnızız. Ya da beyaz peynir ne kadar tarafsız.” İşte buyrun. Bu satırları neden yazdığımı biliyorum. O anda gözümün önünde 1950’li yılların sanatçıları vardı. Dönemin sivri kalemleri, edebiyatçıları, heykeltıraş ve oyuncuları nasıl da bir araya gelip dertleşirler, sohbet ederlermiş. Çiçek pasajında bir tabak beyaz peynirin etrafında kurulan diyaloglar, sonrasında Türk halkının kültür kaynağını oluştururmuş. Kravatlı şık beyler, şapkalı, tayyörlü şık hanımlar Beyoğlu’nda selamlaşırlarmış. İnsanların birbirine “siz” diye hitap ettiği, futbol maçlarında bile oyuncuların isimlerinin ardına “bey” sıfatı yakıştırıldığı zarif zamanlarmış onlar. Bu zarafetin sanatı da seçkinmiş doğal olarak. Hiç kimse halkın önüne çıkıp küfür etme cüretini gösteremiyormuş. Bir de bugüne bakalım. Çok izlenen bir kanal olmasa bile, kamu hizmeti kapsamında bir meslek olan televizyonculuk örneği verildi geçen akşam birisinde. İsim vermek istemediğim için cümlem böyle düşük oldu. Ama hepimiz biliyoruz ki yapılmış olan yayın çok daha düşük cümleleri hakediyor. O sırada ekran başında kaç izleyici vardı bilemem. Ama seyretmekte olanların hayretten hayrete düştüklerini tahmin edebiliyorum. Çok şükür, televizyon izlemek gibi bir alışkanlığım olmadığı için ben bu çok “önemli” programı da kaçırmış bulunuyorum. Fakat kaçırmayanlar hayatlarının dersini almışlar anlaşılan. Çünkü programın yayınlandığı gecenin ertesi sabahı, daha çayımdan ilk yudumu almıştım ki annem daldı içeriye ve başladı heyecanla anlatmaya. “Dün gece o programı izlediniz mi” diye başladı söze. Soru formunda olmasına rağmen aslında bir soru değildi bu. Sadece hararetle anlatılacak bir hikayenin giriş sözüydü. Annemi yarım kulak dinledim doğrusu. Çünkü sözünü ettiği gazeteci-televizyoncu konumundaki kişiyi, ben bundan on yıl önce silmiştim. Silmiştim, çünkü onun kalemini gerçekler için değil kendi doğruları için oynattığını acı bir tecrübeyle öğrenmiştim. O zaman çok çaresiz ve güçsüzdüm. Dolayısı ile almış olduğum yarayı zaman içinde kendim sarmış ve unutmayı denemiştim. Ama çekirge biteviye sıçramıyor işte. Bir gün, bir yerde ayağı takılıveriyor ve gerçekler gün ışığına çıkıyor. Kalem ve kamera, meslek haysiyeti olmadan kullanıldığında bir intihar aracıdır bence. Birkaç defa başkalarına yöneltirsiniz ve kendinizi güçlü zannedersiniz. Halbuki bu güç değil bir yanılgıdır. Çünkü kendi ürettiğiniz canavar, bir gün gelir sizi yemeye kalkışır. Gazeteyi, televizyonu tehdit amaçlı kullanmak, on yıllardır pek çok uyanığın denediği bir yol. Ama uzun vadede hiçbirisi başarılı olamadı. Gerçek habercileri ve halkın hakkını arayan dürüst insanları tenzih ederim elbette. Ben, televizyon ekranında “kurbanını” köşeye sıkıştırmaya çalışırken, kendi rezaletiyle yüzleşmek zorunda kalanlardan söz ediyorum. Zaten şu anda bütün Türkiye ondan söz ediyor. Mübarek olsun... Bizler, bir tabak beyaz peynirin etrafında dostlaşamıyoruz. Bizler, o az imkanlı ama çok sevgili zamanların şanslılarından değiliz. Bizler, mükellef bir ziyafet sofrasının etrafında oturuyor ama yine de bir türlü doyamıyoruz. SÖZÜN ÖZÜ Söylenen yalan gerçeğe ne kadar yakınsa o kadar iyi bir yalandır. LEVHA İlerliyoruz. Artık her şey daha yavaş kötüye gidiyor.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT