BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Üs­tü­me düş­me­dik va­zi­fe­ye ka­rı­şın­ca!”

“Üs­tü­me düş­me­dik va­zi­fe­ye ka­rı­şın­ca!”

“Şim­di her gü­nüm ay­nı piş­man­lık­la ge­çi­yor. Sa­na ney­di di­yo­rum... Ka­yın­pe­de­rin de­ğil ya kim o­lur­sa ol­sun. İ­ki kar­de­şin a­ra­sı­na gir­mek sa­na mı düş­tü. Ne hal­le­ri var­sa gör­se­ler­di...”



Kup­ku­ru bir öf­ke­nin kur­ba­nı­yım. Hem de üze­ri­me hiç düş­me­yen, uka­la­lı­ğım yet­mez­miş gi­bi üs­tü­ne tuz bi­ber olan öf­ke­nin kur­ba­nı... Ka­yın­pe­de­ri­min bir kar­de­şi var­dı. Şev­ket Am­ca... İlk an­da ak­la ge­le­bi­lir. Bu ada­mın be­nim­le ne il­gi­si ola­bi­lir ki? Öy­le de­me­yin, olu­yor iş­te! Ka­yın­pe­de­rim ve kar­de­şi Şev­ket Am­ca, ba­ba­la­rı­nın sağ­lı­ğın­da bir­lik­te ka­lı­yor­lar­dı. Ya­ni ev bir ocak bir­di. Ne var ki dün­ya ölüm­lü dün­ya... Ben o ai­le­ye da­mat ol­du­ğu­mun be­şin­ci yı­lın­da ka­yın­pe­de­rin ba­ba­sı ve­fat et­ti. Al­lah rah­met ey­le­sin, di­ra­yet­li adam­dı. Mert adam­dı. Onun ve­fa­tı­na ai­le­cek üzül­dük ama el­den ne ge­lir­di ki? Ba­ba­la­rı­nın ölü­mün­den al­tı ay son­ra ka­yın­pe­der ve kar­de­şi Şev­ket Am­ca ay­rı eve çık­tı­lar. Çün­kü ai­le­yi bir ara­ya top­la­yan in­san göç­müş, ai­le­nin di­re­ği çök­müş­tü. Pe­ki, sa­de­ce ev­le­ri mi ay­rıl­dı bu iki kar­de­şin? Ha­yır, ara­zi­le­ri de ken­di ara­la­rın­da tak­sim et­ti­ler. Köy­lük yer­ler­de ara­zi tar­tış­ma­la­rı ol­du­ğu­nu du­yar­dım da, ya bu in­san­lar na­sıl bu ka­dar ba­sit me­se­le­ler­den bir­bi­riy­le kan­lı bı­çak­lı olu­yor­lar di­ye hay­ret eder­dim. Ne­re­den bi­le­bi­lir­dim sab­rın ger­çek­ten ba­ba­yi­ğit­lik ol­du­ğu­nu... Ka­yın­pe­de­ri­min kar­de­şi Şev­ket Am­ca, es­ki­le­rin de­yi­miy­le müm­bit ara­zi olan şim­di­ki an­lam­da ve­rim­li tar­la olan bü­yük tar­la­yı iki­ye böl­me es­na­sın­da ken­di­ne gö­re bi­raz kur­naz­lık ya­pı­yor. Tar­la­yı iki met­re ağa­be­yin­den ta­ra­fa doğ­ru bö­lü­yor. O öy­le kur­naz ama ka­yın­pe­der de işin far­kı­na va­rı­yor. İki kar­de­şin ara­sın­da bu se­bep­le baş­la­yan ara­zi an­laş­maz­lı­ğı ön­ce ağız da­la­şı­na, da­ha son­ra da kav­ga­ya dö­nüş­tü­ğün­de biz de ak­ra­ba ol­ma­mız se­be­biy­le ka­yın­pe­der­den ta­raf ol­duk. Köy­lü üzü­lü­yor­du. İki kar­deş ufa­cık bir men­fa­at yü­zün­den na­sıl da bu ka­dar kav­ga­ya tu­tu­şa­bil­miş­ti? Muh­tar baş­ta ol­mak üze­re ih­ti­yar he­ye­ti, kö­yün ile­ri ge­len­le­ri ara­ya gir­di­ler: “İki­niz de ço­luk ço­cuk sa­hi­bi in­san­lar­sı­nız. Ak­lı ba­şın­da­sı­nız. Tar­la bir ye­re git­me­di ya. Bir­lik­te ba­kar, bir da­ha öl­çe­riz. Ol­ma­dı bir da­ha öl­çe­riz. Doğ­ru­su ney­se bu­lu­ruz. Kav­ga et­me­ni­ze ge­rek yok.” Ta­bi­i, o ka­dar in­sa­na “Ha­yır!” di­ye­cek de­ğil­ler ya... Bo­yun bü­küp ra­zı ol­du­lar. Hep bir­lik­te kö­yün çı­kı­şın­da bu­lu­nan tar­la­ya var­dık. Muh­ta­rın ne­za­re­tin­de ih­ti­yar he­ye­tin­den bir­kaç köy­lü tar­la­yı bir­kaç de­fa ölç­tü. Her de­fa­sın­da ka­yın­pe­der hak­lı çı­kı­yor, tar­la­nın iki met­re ka­dar öbür ta­ra­fa faz­la düş­tü­ğü an­la­şı­lı­yor­du... Ama bu­nu Şev­ket Am­ca’ya an­la­tın. Müm­kün de­ğil. “Be­nim his­se­me dü­şen sı­nır bu­ra­sı­dır. Ge­ri­si­ni an­la­mam” di­yor, baş­ka bir şey de­mi­yor­du. Tar­la­nın ba­şın­da ye­ni­den baş­la­yan kav­ga bir­den alev­len­miş­ti. Her­kes­te öf­ke ve stres var­dı. Ben­de de öy­le... İn­sa­noğ­lu bir aca­yip var­lık. Hırs­lan­dı­ğı, öf­ke­len­di­ği za­man hiç ile­ri­si­ni dü­şü­ne­mi­yor. Na­sıl ol­duy­sa bir­den öf­key­le Şev­ket Am­ca’nın üze­ri­ne yü­rü­müş­tüm: “Bu ka­dar köy­lü hak­sız da bir sen mi hak­lı­sın! Ya­şın­dan ba­şın­dan utan!” O da be­nim üze­ri­me yü­rü­yün­ce bir an­da bir­bi­ri­mi­ze gir­dik. Na­sıl ol­duy­sa o hırs­la Şev­ket Am­ca’yı ite­le­di­ğim­de az öte­miz­de bu­lu­nan uçu­rum aşa­ğı­ya yu­var­lan­dı. Gi­diş o gi­diş... Şev­ket Am­ca’nın be­li ve boy­nu kı­rıl­mış­tı. Adam­ca­ğız has­ta­ne­ye ye­tiş­ti­ri­le­me­di. Yol­da can ver­di. Ben ne yap­mış­tım böy­le? Ak­lım bir­den ba­şı­ma gel­miş, diz­le­ri­me vur­ma­ya baş­la­mış­tım ama iş iş­ten geç­miş­ti. Su­çu­mu bü­tün bir köy­lü bi­li­yor­du. Üs­te­lik ka­yın­pe­de­rim bi­le kar­de­şi­mi sen öl­dür­dün di­ye­rek he­de­fi­ne be­ni oturt­muş­tu. Mah­ke­me­de aley­him­de şa­hit­lik ya­pan­la­rın ba­şın­da ge­li­yor­du. Ne­ti­ce­de on ye­di yıl hap­se mah­kûm ol­dum. Bu da bir şey miy­di? Ha­yır! Ce­za­evin­de al­tı ayı­mı ya dol­dur­dum ya dol­dur­ma­dım, mah­ke­me­ye baş­vu­ran ka­yın­pe­de­rim, kı­zı­mın ağ­zın­dan on ye­di se­ne bek­le­ye­me­ye­ce­ği­ni bil­di­re­rek, kı­zı­nı iki cel­se­de ben­den ayır­dı. Son­ra­dan duy­dum ki kom­şu köy­den bi­riy­le ev­len­di­ril­miş. Üs­te­lik üç ya­şın­da da bir kı­zım ol­ma­sı­na rağ­men. Bü­tün bun­la­ra se­bep be­nim bir an­lık öf­ke­ye esir ol­mam, üs­tü­me düş­me­yen işe ka­rış­mam­dı. Akıl­sız ba­şı­mın ce­za­sı­nı çe­ki­yo­rum. * S.T.-Kay­se­ri Yazışma adresi: Türkiye Gazetesi İhlas Medya Plaza 29 Ekim Caddesi, 34197 Yenibosna/İstanbul Faks: (0212) 454 31 00
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT