BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Se­ni sev­me­yen mü­na­fık­tır!”

“Se­ni sev­me­yen mü­na­fık­tır!”

Mü­na­fık­lar, Müs­lü­man­lar ara­sı­na Es­hab-ı ki­ra­mı is­tis­mar ede­rek ni­fak sok­mak, fit­ne çı­kar­mak is­te­dik­le­rin­den bu hal­le­re sa­hip olan­la­rın mü­na­fık ol­duk­la­rı­na da­ir pek çok ha­ber var­dır:



Mü­na­fık­lar, Müs­lü­man­lar ara­sı­na Es­hab-ı ki­ra­mı is­tis­mar ede­rek ni­fak sok­mak, fit­ne çı­kar­mak is­te­dik­le­rin­den bu hal­le­re sa­hip olan­la­rın mü­na­fık ol­duk­la­rı­na da­ir pek çok ha­ber var­dır: Bir gün, İmam-ı Ali de­di ki: “Re­su­lul­lah ba­na (Se­ni se­ven mü­min­dir. Sev­me­yen an­cak mü­na­fık­tır) bu­yur­du.” Ebu Sa­id-i Hud­ri bu­yur­du ki: “Biz­ler, ara­mız­da olan mü­min­ler­le mü­na­fık­la­rı, İmam-ı Ali’ye olan sev­gi ve düş­man­lık ile fark eder­dik.” Bir ha­dis-i şe­rif­te bu­yu­rul­du ki: “Mü­na­fık­la­rın kal­bin­de şu dört kim­se­nin mu­hab­be­ti bir ara­ya gel­mez: Ebu Be­kir, Ömer, Os­man ve Ali.” Ha­dis-i şe­rif­ler­de, “Ali’yi sev­mek, ima­nın ala­me­ti­dir. Ona düş­man­lık, mü­na­fık­lık ala­me­ti­dir”, ”Se­nin­le sa­vaş eden­le sa­vaş ede­rim. Se­nin­le sulh eden ile de sulh ede­rim” bu­yu­rul­du. Ehl-i bey­ti sev­mek ve say­mak ve Re­su­lul­la­hın zev­ce­le­ri­ne say­gı gös­ter­mek, her Müs­lü­ma­na va­cip­tir. Bir ha­dis-i şe­rif­te, “En­sa­rı sev­mek, iman ala­me­ti­dir, En­sa­ra düş­man­lık et­mek, mü­na­fık­lık ala­me­ti­dir” bu­yu­rul­du. Es­hab-ı ki­ra­mın hep­si için de, “Es­ha­bı­mı se­ven, be­ni sev­di­ği için se­ver. Es­ha­bı­ma düş­man­lık eden, ba­na düş­man­lık et­miş olur. On­la­rı in­ci­ten, be­ni in­cit­miş olur. Be­ni in­ci­ten de, Al­la­hü te­ala­yı in­cit­miş olur” bu­yu­rul­du. Âli İm­ran su­re­si­nin yüz yet­miş do­ku­zun­cu aye­tin­de mea­len, “Ey mü­na­fık­lar! Al­la­hü tea­la, si­zi ken­di ha­li­ni­ze bı­rak­maz. Ha­lis mü­min­le­ri mü­na­fık­lar­dan ayı­rır” bu­yu­rul­du. Ha­dis-i şe­rif­te de, “Me­di­ne şeh­ri, mü­na­fık­la­rı mü­min­ler­den ayı­rır. De­mir­ci oca­ğı, de­mi­ri pa­sın­dan ayır­dı­ğı gi­bi ayı­rır” bu­yu­rul­du. Re­su­lul­lah efen­di­mi­zin ölün­ce­ye ka­dar öv­dü­ğü dört ha­li­fe­nin ve Haz­re­ti Mu­avi­ye’nin son­ra­dan kâ­fir ol­ma­dık­la­rı­nı, bu ayet-i ke­ri­me ve ha­di­si şe­rif açık­ça bil­dir­mek­te­dir. Re­su­lul­lah efen­di­miz, “Ehl-i bey­ti­me düş­man­lık eden mü­na­fık­tır” bu­yur­muş­tur. Bun­lar, zev­ce­le­ri ve de­de­si Ha­şim’in so­yun­dan olan mü­min­ler­dir ki, Haz­re­ti Ali’nin, Ukay­l’in, Ca­fer-i Tay­yar’ın ve Ab­bas’ın so­yun­dan olan­lar­dır. Pey­gam­be­ri­miz, “Ben­den son­ra, es­ha­bı­ma düş­man­lık et­me­yi­niz! On­la­rı sev­mek, be­ni sev­mek­tir. On­la­ra düş­man ol­mak, ba­na düş­man ol­mak­tır. On­la­rı in­ci­ten, be­ni in­cit­miş olur. Be­ni in­ci­ten de, Al­la­hü te­ala­yı in­ci­tir. Al­la­hü tea­la, ken­di­si­ni in­ci­te­ne azab eder” bu­yur­du. Tel: 0 212 - 454 38 21 www.mehmetoruc.com e-mail: mehmet.oruc@tg.com.tr
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT