BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Türkiye’de Hizbullah

Türkiye’de Hizbullah

Merkezi Lübnan’da bulunan yasadışı Hizbullah örgütü, 1980’li yıllardan itibaren Türkiye’de kanlı eylemlerine başladı.



Merkezi Lübnan’da bulunan yasadışı Hizbullah örgütü, 1980’li yıllardan itibaren Türkiye’de kanlı eylemlerine başladı. Güneydoğu’da artan PKK cinayetleri karşısında, bölücü örgüte mensup kişilerin, faili meçhul kişilerce öldürülmesiyle duyulmaya başladı. 1980’li yıllarda İstanbul’da yaptıkları bazı eylemlerle adını duyuran Hizbullah’a ait ilk bilgi ise 1973 yılında Tahran’da elde edildi. Türkiye’de 1960’lı yıllarda Tevhid Hareketi’nin savunucularından Seyyid Kutub’un kitaplarının gelmesiyle oluşan Hizbullah fikirleri filizlendi. 1975’de İran’dan gelen yayın organlarının etkisiyle taban bulmaya başlayan hareket, 1978’den sonra İran devriminin etkisiyle kendisini göstermeye başladı. 1973 yılında İranlı Ayetullah Mahmut Gaffari tarafından temeli atıldığı öne sürülen Hizbullah, 1983 yılında Şii gruplar etrafında Lübnan’da yerleşti. 16 Şubat 1992 tarihinde örgütün genel sekreteri Abbas Musavi’nin İsrail tarafından öldürülmesinden sonra örgütün liderliğine Hasan Nasrallah getirildi. Örgütün genel yapısında Şura, Politik Büro, Yürütme Organı, Foksiyonel Heyet, Yüksek Güvenlik ve Askeri Konsey gibi organlar bulunuyor. Hizbullah örgütünün stratejisi üç ayrı aşamadan oluşuyor. Bunlardan birincisi İslam dinini sözde geniş halk kitlelerine yaymak için yapılan ve Telkin adı verilen propaganda, ikincisi silahlı çatışma safhası üçüncüsü ise ihtilal. Örgütün Lübnan’da Al Fajr ve Al Ahd adlı iki ayrı dergisi bulunuyor. TÜRKİYE’DE İLK EYLEM Türkiye’de Hizbullah yanlılarının ilk eylemi, 1 Aralık 1984 tarihinde bir kuyumcu dükkanının soyulmak istenmesiyle gerçekleşti. Hizbullah militanları ile güvenlik kuvvetleri arasında çıkan çatışmada, soygunculardan birinin yakalanmasıyla genişletilen operasyon sonucu militan silahları ile birlikte elegeçirildi. Kayıtlara göre, 1983-84 yılları arasında İstanbul’da 19 soygun eylemi yaptılar. Bazı yabancı uyruklu diplomatları ise öldürdüler. Genellikle yaptıkları eylemleri üstlenmeyen Hizbullahçılar, daha çok PKK ve PKK sempatizanlarını hedef alıyor. Devlet ve güvenlik kuvvetlerine yönelik bir hareket içinde olmayan örgütte bu gelenek de ilk kez, lideri Hüseyin Velioğlu’nun Beykoz’daki ölümüyle sonuçlanan operasyon sırasında bozuldu. Bu operasyonda örgüt militanları güvenlik güçleriyle silahlı çatışmaya girdi. Bu çatışmada bir polis memuru yaralandı. VELİOĞLU KİMDİR? Türkiye’deki Hizbullahçıların lideri olduğu belirtilen Velioğlu’nun, 1952 Batman Gercüş doğumlu olan Abdullah Durmaz olduğu belirlendi. 1978 yılında soyadını Velioğlu olarak değiştiren bu kişi, terörist Öcalan ile aynı dönemde Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde öğrenim gördü. Okulu bitirdiği 1980 yılından sonra Diyarbakır’da yaşamaya başladı. 1987 yılında Batman’da İlim Kitabevi’ni açan Velioğlu, çalışmalarını diğer il ve ilçelerde yaygınlaştırarak etrafında adam toplamaya başladı. Daha sonra Abdullah olan ismini de Hüseyin olarak değiştiren Velioğlu’nun öldürülmesinden sonra üzerinde yapılan aramada “Seyithan Aksoy” adına düzenlenmiş başka bir kimlik kullandığı da belirlendi. EYLEMLER Eylemleri ikişer veya dörder kişilik timlerle gerçekleştiren ve hedef seçtikleri kişilerin istihbaratını yaptıktan sonra onları ev ya da işyerlerine gidiş veya dönüşlerinde öldüren Hizbullahcılar, İstanbul’da geniş bir tabana sahipler. Merkezi Lübnan’da bulunan Hizbullah örgütünün lideri Abbas Musavi’nin İsrail tarafından öldürülmesine karşılık İstanbul’da karşı protesto eylemleri başladı. 21 Şubat 1992 günü Fatih ve Beyazıt camilerinde gösteriler yapıldı, Kudüs günü dolayısıyla benzer gösteriler tekrarlandı. 1 Mart 1992 günü de Şişhane’deki Neva Şalom Sinagogu’na el bombaları ile saldıran Hizbullahçılar, bir Musevinin yaralanmasına neden oldular. Hizbullah ve PKK arasındaki çatışmalar 1991’de başladı, 1992’de yoğunlaştı. Bu arada meydana gelen olaylarda 40 PKK yandaşı öldürüldü. Bu cinayetlerle ilgili olark 51 kişi sonradan yakalandı. Örgüt 1992 yılında ise Güneydoğu’da aralarında 4 imamın da bulunduğu 267 kişi öldürüldü. Çatışmalarda PKK da 93 Hizbullah yandaşını öldürdü. Kısa bir süre PKK-Hizbullah arasında ateşkes imzalandı ancak 1993 yılında bu bozuldu. Özellikle Batman ve çevresinde örgütlenen Hizbullahçılar, PKK yanlısı olduğunu iddia ettikleri DEP Mardin milletvekili Mehmet Sincar’ı öldürdüler. İran’dan aldıkları talimatlarla Ankara ve Kırşehir’de rejim aleyhtarı iki İranlı 1994 yılında öldürüldü. Bu arada Genelev patroniçesi Manukyan, Hizbullahçılar tarafından öldürülmek üzereyken polisin istihbaratı sonucu son anda saldırıdan kurtuldu. Son olarak Zehra Eğitim ve Kültür Vakfı Başkanı’nın da aralaranda bulunduğu 10 işadamının kaçırılması olayına karışan Hizbullahçılarla ilgili olarak geniş çaplı operasyonlar yapılıyor. Beykoz operasyonunda elegeçirilen örgütün sözde İstanbul Bölge Sorumlusu Edip Gümüş ve Cemal Tutar adlı militanlarının Hizbullah ile ilgili geniş bilgiler vermesi bekleniyor. Bu arada, bir süre önce yakalanan ve Diyarbakır DGM’de yargılanan yasadışı Hizbullah örgütünün ilk itirafçısı olan “Fuat-Hacı Ali ve Abdullah” kod adlarını kullanan Abdülaziz Tunç, örgütün İran ile olan ilişkileri, bu ülke tarafından verilen desteği ve liderleri Hüseyin Velioğlu’nun örgüt içindeki çalışmalarıyla ilgili bilgiler vermişti. Tunç, güvenlik güçleri tarafından yakalandıktan sonra geçen yılın ortalarında örgütle ilgili itiraflarda bulunmuştu. İfadesinde, 1979 yılında Batman Türk Talebe Birliği Derneği’ne gitmeye başladığını ve burada etki altında kalarak örgüte katıldığını anlatan Abdülaziz Tunç, 1988 yılında Hüseyin Velioğlu’nun talimatıyla, otobüslerle Van’ın Başkale ilçesine gittiklerini ve buradan yürüyerek İran’ın Kelereşe Köyü’ne vardıklarını söylemişti. İRAN’DA SİLAHLI EĞİTİM İran Devrim Muhafızı Komutanı tarafından karşılandıklarını, Urumiye, Salmas ve Tebriz kentleri üzerinden Tahran’a vardıklarını anlatan Tunç’un verdiği ifadelerde şunlar yer almıştı: “Tahran’da Türkiye Büyükelçiliği yakınında lüks bir villaya yerleştirildik. Buraya Hüseyin Velioğlu da geldi ve bizimle görüştü. Burada bizlere cemaat içinde sır gizleme, itaat, takip ve anti takip gibi konularda detaylı bilgiler verildi. İran yetkililerinin Farsça anlattıkları bu bilgileri, Velioğlu Türkçe’ye çevirerek bize aktarıyordu. Bu villada bomba ve diğer çeşitli silahlarla ilgili aldığımız bilgileri, Tahran yakınlarındaki ismini bilmediğim bir dağda uyguluyorduk. Eğitim 20 gün boyunce verildi.” ‘BENİM GÖREVİM KURYELİKTİ’ Tunç’un verdiği ifadelerde, Türkiye’ye döndükten yaklaşık 1 yıl sonra Velioğlu ile tekrar İran’a gittikleri de yer almıştı. Velioğlu’nun 1991 yılında Cevdet Soysal isimli şahsın evinde çocuklarıyla kaldığı, daha sonra yine çocuklarıyla birlikte Mardin’e yerleşerek örgütü yönetmeye başladığı belirtilen ifadelerde, “Aldığım bilgileri Velioğlu’na iletiyordum. Görevim kuryelikti ve bu görevim 1992 yılında sona erdi. Velioğlu’nun verdiği talimatlarla sorgulama yapıyordum. Örgütün topladığı tüm bilgiler disketlere aktarılıyor ve daha sonra da liderimiz Velioğlu’na veriliyordu” denilmişti. Tunç, verdiği ifadesinde, en tehlikeli örgütün Hizbullah olduğunu, esas yüzünün gösterilmediğini, bu örgütün içinde milletvekilinden muhtarına kadar her kurumdan insan olduğunu anlatmıştı.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT