BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ke­di­dir ke­di

Ke­di­dir ke­di

Ohh be... Ge­ce ya­rı­sı çok­tan geç­ti, el ayak çe­kil­di, tra­fik sus­tu, her­kes uyu­du, ka­fa din­le­me­li, so­kak­lar ses­siz, şe­hir ses­siz...



Ohh be... Ge­ce ya­rı­sı çok­tan geç­ti, el ayak çe­kil­di, tra­fik sus­tu, her­kes uyu­du, ka­fa din­le­me­li, so­kak­lar ses­siz, şe­hir ses­siz... Bi­raz da ro­man­tik ta­kı­la­lım. Yaz kı­zım. Öhöm... Ge­ce­nin şef­kat­li per­de­si usul­ca çe­ki­lir­ken, tıp­kı hu­zur­lu bir li­man...”mi­yao­ovvv”... Evet, hu­zur­lu bir li­man gi­bi... “mi­yovvv, mavv, mi­yo­oo­uv” Ne olu­yor ya­hu?.. Hı­hım... Bir fırt çay... Ge­ce, sı­ğı­nı­lan ses­siz bir li­man­dır yal­nız­la­ra­a. Aa­a? “mi­ya­ow, mav, hav hav, tan, tan­gır!, güm!” Ne hu­zu­ru ya­hu? Ge­ce ses­siz­li­ği asap bo­za­cak ka­dar gü­rül­tü­lü. Al iş­te baş­la­dı So­kak or­kes­tra­sı psi­ko­pat ke­di­ler ko­ro­su. Ni­yey­se ge­ce­nin kö­rün­de hay­va­nat cüm­le­ten co­şu­yor. Ke­di­si, kö­pe­ği, mar­tı­sı kar­ga­sı. Ara­da ke­çi se­si de ge­li­yor ama o, be­nim ka­çır­dık­la­rım­dan bi­ri ola­bi­lir. O de­ğil de esas ge­ce­le­ri ner­den gel­di­ği bel­li ol­ma­yan ses­ler in­sa­nı tıs­tı­rı­yor. He­le de yal­nız­san... Se­si duy­ma, ye­rin­den sıç­ra­yış, dört na­la gi­den kalp çar­pın­tı­sı, üç da­ki­ka pür dik­kat ke­sil­me du­ru­mu, sa­pık ge­lip be­ni öl­dü­re­cek kor­ku­sun­dan uyu­ya­ma­ma, acil du­rum­da ka­çış se­nar­yo­la­rı tü­ret­me, beş da­ki­ka son­ra iki ta­ne da­ha çıt çı­tır se­si... Du­yu­lan her pı­tır­tı, fı­sıl­tı, hı­şır­tı in­sa­nın ak­lı­nı alır, tür­lü tür­lü komp­lo te­ori­le­ri kur­dur­tur, uy­ku­yu unut­tu­rur. “tırrp­ççakk, çıt­çat” tar­zın­da­ki gen­leş­me ve bü­züş­me et­ki­si ile ha­yat bu­lan ses­ler, te­le­viz­yon, kor­niş vb kay­nak­lı ola­bi­lir. Ya da bo­zuk men­te­şe­li ca­mı­nı çar­pa­rak ka­pa­yan zom­bi tey­ze, sil­ke­le­nen buz­do­la­bı, avi­ze­ye sı­kış­mış dev ka­ra­si­nek, dam­la­yan mus­luk, par­ke­le­ri ke­mi­ren ha­şe­rat, çift ka­le maç ya­pan fa­re­ler, ço­cuk­lu­ğu­muz­dan ka­lan ya­tak al­tı ca­na­va­rı, hır­sız, ka­til, ca­ni, dra­ku­la­aa! aa­aaA­A! İs­ta­tis­tik­le­re gö­re bu gi­bi du­rum­lar­da in­san­la­rın yüz­de el­li­si el­de bı­çak­la geç­ti­ği her ye­rin ışı­ğı­nı aça­rak bü­tün evi do­la­şı­yor, be­şi su içe­cek­tim ba­ha­ne­si ile so­kak ka­pı­sı­nı kon­trol edi­yor, ka­la­nı yor­ga­nı ka­fa­ya çe­kip tit­ri­yor. Oda­nın ka­pı­sı­nı açık bı­ra­kıp ca­na­var ge­çe­cek en­di­şe­siy­le o ta­ra­fa hiç bak­ma­yan­la­rın ora­nı, ha­va yap­mış ka­lo­ri­fer bo­ru­la­rın­dan ge­len se­si “ahan­da sur bo­ru­su öt­tü” di­ye al­gı­la­yan­la­rın iki ka­tı... Ka­fa­ya tak­tık­ça ste­tos­kop­la evi tur­la­ta­cak kı­vam­da pa­ra­no­ya­nız olur. Siz “ey­te­re be­ah” (ar­tı des­tur x3) de­yip ola­yın üze­ri­ne git­me­di­ği­niz sü­re­ce açı­ğa çık­ma­ya­cak­tır. Kork­ma­yın, bel­ki de ke­di­dir ke­di... Ni­nem diyor ki: Korkak bezirgân ne kâr eder ne ziyan
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT