BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ye­me­ğin pat­ron­la­rı ŞEFLER

Ye­me­ğin pat­ron­la­rı ŞEFLER

Mut­fa­ğı­mı­zın geç­miş­te­ki a­lı­şıl­mış gö­bek­li, bı­yık­lı aş­çı­ba­şı­la­rı­nın ye­ri­ni, dip­lo­ma­lı, mo­dern, li­san bi­len, şık gö­rü­nüm­lü genç aş­çı­lar al­dı...



Sevimli Lezzetler Sevim GÖKYILDIZ sevim.gokyildiz@tg.com.tr Mut­fa­ğı­mı­zın geç­miş­te­ki a­lı­şıl­mış gö­bek­li, bı­yık­lı aş­çı­ba­şı­la­rı­nın ye­ri­ni, dip­lo­ma­lı, mo­dern, li­san bi­len, şık gö­rü­nüm­lü genç aş­çı­lar al­dı... Yazı­yı genç şef un­va­nı­nı al­mış ya da bu un­va­na eri­şe­bil­mek için eği­tim al­mak­ta olan aday­lar için yaz­dım... Mut­fak dün­ya­sın­da pro­fes­yo­nel an­lam­da “şef” ke­li­me­si sık­ça kul­la­nı­lı­yor... Ke­li­me­nin yan­lış ta­nım­lan­dı­ğı­nı hat­ta yan­lış yo­rum­lan­dı­ğı­nı sa­nı­yo­rum. Özel­lik­le son yıl­lar­da ge­li­şen eği­tim im­kan­la­rıy­la mut­fak, ye­mek sek­tö­rün­de hız­lı iler­le­me­ler ol­du. GENÇ­LER ET­RA­FI­MI­ZI SAR­DI Pe­ki bu şef­le­ri­mi­zin ni­te­lik­le­ri ne­ler­dir, dün­ya­nın di­ğer ül­ke­le­rin­de­ki ye­me/iç­me dün­ya­sı­nın şef­le­ri ile kı­yas­la­na­bi­lir­ler mi, kı­yas için kri­ter­ler ne­ler­dir, va­sıf­la­rı bi­zim mut­fa­ğı­mı­zı yurt dı­şın­da ta­nıt­mak için ye­ter­li mi? Mis­yo­num Türk mut­fa­ğı­nı ya­ban­cı ül­ke­ler­de ta­nı­tı­cı et­kin­lik­ler yap­mak olun­ca, bu ko­nuy­la il­gi­li bir ya­zı yaz­mam zo­run­lu ol­du. Ön­ce “Mut­fak şe­fi”nin Fran­sız­ca ya­yın­lan­mış La­ro­us­se Gas­tro­no­mi­qu­e’de­ki açık­la­ma­sı­na ba­ka­lım: “Şef, mut­fak­ta ça­lış­ma­la­rı yö­ne­ten, or­ga­ni­ze eden, yön­len­di­ren (Ko­or­di­nas­yon, or­ga­ni­zas­yon) ki­şi­dir. Tek­nik fiş­le­rin ha­zır­lan­ma­sı, menü kon­sept­le­ri­nin tes­pi­ti, ya­zıl­ma­sı gi­bi iş­le­rin ya­nın­da mut­fak per­so­ne­li­nin ye­tiş­ti­ril­me­si, mes­le­ğin ace­mi­le­re öğ­re­til­me­si, kul­la­nı­lan mal­ze­me­nin tes­pi­ti, mut­fak­tan çı­kan ye­mek­le­rin ka­li­te­si gi­bi çok de­tay­lı iş­ler de şe­fin iş ta­nı­mı ara­sın­da­dır...” Gör­dü­ğü­nüz gi­bi, şef ola­bil­mek için ara­nı­lan va­sıf­la­rın ba­şın­da yö­ne­tim ka­bi­li­ye­ti, di­sip­lin, me­tod­la­ra uy­gun, plan­lan­mış, tem­po­lu ça­lış­ma ve mü­kem­mel or­ga­ni­zas­yon ba­şa­rı­sı gel­mek­te­dir. Lez­zet­li ye­mek­ler yap­ma­nız, ta­ne dö­kü­len pi­lav pi­şir­me­niz ya da ağız­da da­ğı­lan in­ce­lik­te, şa­ha­ne bak­la­va, bö­rek aç­ma­nız si­zi şef yap­mı­yor. Şef da­ha doğ­ru de­yi­miy­le “mut­fak şe­fi” ün­va­nı bir mut­fa­ğı so­run­suz yö­ne­ten, ya­nın­da ça­lı­şan­lar ka­dar üst ka­de­me­ler­le de ba­şa­rı­lı iliş­ki­le­ri olan ki­şi­ye ve­ri­le­bi­lir. Mes­lek okul­la­rın­da, öğ­ren­ci­le­re, ba­şa­rı­lı bir şef ola­bil­me­le­ri için, mes­lek ders­le­ri ya­nın­da yö­ne­tim ve iş­let­me ders­le­ri ver­mek, bir yan­da pat­lı­can soy­ma­yı, so­ğan doğ­ra­ma­yı, ku­zu fı­rın­la­ma­yı öğ­re­tir­ken, di­ğer yan­da plan­lı ça­lış­ma­yı, doğ­ru, düz­gün, ra­di­kal ka­rar­lar ver­me­yi, iyi yö­ne­ti­ci ol­ma­yı da öğ­ret­mek ge­re­ki­yor. KO­LAY MES­LEK DE­ĞİL Kom­şu­la­rım; Ay­şe Ha­nım mü­kem­mel kar­nı­ya­rık ya­pı­yor, Fat­ma Ha­nım, ne­fis kol bö­re­ği açı­yor. Ama her iki­si de ko­or­di­nas­yon (mut­fa­ğı dü­zen­le­me) ve or­ga­ni­zas­yon­dan (mut­fa­ğı ör­güt­le­me) bi­ha­ber. Bu se­bep­ten kom­şu­la­rı­ma “Şef “ di­ye­mem. On­lar sa­de­ce ev­le­rin­de ai­le ça­pın­da kü­çük bir şef ola­bi­lir­ler. Bi­zim ko­nu et­ti­ği­miz pro­fes­yo­nel şef, her iki işi ya­pa­bi­len, 100-200-500 hat­ta 1000 ki­şi­lik mut­fa­ğı­nı ör­güt­le­yip, iş­le­ri­ni dü­zen­le­yen ki­şi­dir. Ajan­da­sın­da, her gün hat­ta her sa­at, ran­de­vu­la­rı, ka­tı­la­ca­ğı top­lan­tı, mü­sa­ba­ka ka­yıt­lı­dır. Pro­fes­yo­nel şe­fin ça­lış­ma di­sip­li­ni mü­kem­mel ol­ma­lı, so­rum­lu­lu­ğu­nu al­dı­ğı söz ver­di­ği her işi en iyi şe­kil­de ger­çek­leş­tir­me­li­dir. Tür­ki­ye’de Mes­lek oku­lu­nu ba­şa­rıy­la bi­ti­ren, lez­zet­li ye­mek­ler ya­pa­bi­len her genç, yurt dı­şın­da bi­zi ta­nıt­ma ko­nu­sun­da her za­man ba­şa­rı­lı ol­mu­yor. Mut­fa­ğa önem ve­ri­len Ba­tı ül­ke­le­rin­de ko­lay­lık­la “şef” olu­na­mı­yor. AB uyum ta­sa­rı­la­rı tek­nik, eko­no­mik, ta­rım­sal, hat­ta sos­yal yön­den iş­le­ti­le­bi­lir. Norm­la­ra ka­ğıt üze­rin­de uyum sağ­la­ya­bi­li­riz. An­cak, ko­nu in­san fak­tö­rü olun­ca bu uyum çok zor. TÜR­Kİ­YE’DE ŞEF Bİ­LİN­Cİ YER­LEŞ­ME­Dİ Ba­tı ül­ke­le­rin­de, ça­lış­ma şart­la­rı son de­re­ce cid­di ku­ral­lar içe­ren, ya­nıl­gı­ya ve gev­şek­li­ğe yer ver­me­yen ka­nun­lar­la dü­zen­len­miş­tir. Ma­ale­sef, Türk in­san­la­rı bu bi­lin­ce he­nüz eriş­miş de­ğil. Biz hâ­lâ, so­run çöz­mek­te ra­di­kal ku­ral­la­rı kul­lan­mak ye­ri­ne, “ala­tur­ka” di­ye­bi­le­ce­ği­miz dü­şün­ce tar­zı­nı kul­la­nı­yo­ruz. Na­sıl mı? “Sen üzül­me abi­cim, bu­lu­ruz ça­re­si­ni. Şim­di böy­le ida­re ede­lim. Son­ra bir ça­re bu­lu­ruz” Bu dav­ra­nış bi­çi­mi he­nüz bir Av­ru­pa­lı gi­bi dü­şü­ne­me­di­ği­mi­zi, on­lar gi­bi dav­ra­na­ma­dı­ğı­mı­zı gös­te­ri­yor. Prob­lem­le­re gün­lük hat­ta an­lık çö­züm­ler bu­lu­yo­ruz. İle­ri­ye dö­nük dü­şü­ne­mi­yo­ruz. Mut­fa­ğı­mı­zı yurt dı­şın­da ta­nıt­mak is­ti­yo­ruz. Bu­nun için yurt dı­şın­da ta­nın­mış şef­le­re ih­ti­ya­cı­mız var. Bu­nu ba­şa­ra­cak şef­le­ri­miz okul­lu, eği­tim­li genç­le­ri­mi­zin ara­sın­dan çı­ka­cak­tır. On­lar­dan bek­le­di­ği­miz ise lez­zet­li ye­mek­ler ha­zır­lar­ken, iş ve in­san iliş­ki­le­rin­de de ör­nek şe­kil­de ku­sur­suz dav­ran­ma­la­rı. Yu­ka­rı­da an­lat­ma­ya ça­lış­tı­ğım pren­sip­le­re uy­gun ha­re­ket et­tik­le­rin­de biz ­de ulus­lar ara­sı ye­mek plat­for­mun­da la­yık ol­du­ğu­muz ye­ri ala­ca­ğız. Jet-­Şef A­LA­IN DU­CAS­SE Bi­tir­me­den ön­ce, dün­ya ça­pın­da ün­lü bir Fran­sız şef­ten bah­set­mek is­ti­yo­rum. Mes­le­ğin­de iler­le­mek, yurt için­de, yurt dı­şın­da ta­nın­mış ol­mak is­te­yen genç aş­çı nam­zet­le­ri­ne aşa­ğı­da­ki ya­zı­mı oku­ma­la­rı­nı öne­ri­yo­rum. “For­bes” der­gi­sin­de be­nim im­zam­la ya­yın­la­nan Du­cas­se’ın ba­şa­rı öy­kü­sü­nü tüm genç şef­ler için kı­sal­ta­rak ve­ri­yo­rum. ... El at­tı­ğı her ko­nu­da ina­nıl­maz bir ba­şa­rı ya­ka­la­yan. Ye­me-iç­me dün­ya­sı­nın im­pa­ra­to­ru ka­zan­dı­ğı yıl­dız­la­ra doy­mu­yor. Du­cas­se’ın hı­zı­na ye­tiş­mek çok zor! 12 ya­şın­da ba­ba­sı­nın tar­la­la­rı­nı sür­mek için trak­tör kul­lan­ma­yı öğ­ren­di, bü­yük dip­lo­ma­la­rı, övü­ne­cek eği­ti­mi yok. Ama bu­gün ye­me/iç­me dün­ya­sı­nın en par­lak yıl­dız­la­rın­dan bi­ri. Ba­şa­rı se­be­bi yal­nız­ca mü­kem­mel aş­çı­lık de­ğil, eki­bi­ni kur­mak­ta, iş­let­me­le­ri­ni dü­zen­le­me­de, yö­net­mek ve iş­let­mek­de ay­nı de­re­ce­de ku­sur­suz. Da­kik, ener­jik, hız­lı dü­şü­nüp ay­nı hız­la çö­zü­me gi­den ra­di­kal ka­rar­lar ve­re­bi­li­yor. Bit­me­yen ener­ji­si, ola­ğa­nüs­tü or­ga­ni­zas­yon ka­bi­li­ye­ti onu Mic­he­lin’in 3 yıl­dız­lı en ün­lü şe­fi yap­tı. Ulus­lar ara­sı şöh­re­ti­ne her gün bir ye­ni­lik ek­li­yor. Du­cas­se mut­fak­ta im­pa­ra­tor eda­sıy­la do­la­şı­yor. Mic­he­lin yıl­dız­la­rın­dan öte bir ba­şa­rı­sı var. Ula­şa­bil­di­ği her ye­re “Du­cas­se” dam­ga­sı­nı vu­ru­yor. Hı­zı­na eriş­mek he­men he­men im­kan­sız. Şu an­da la­ka­bı: Jet-Şef Pa­ris’in en şık ote­li, ”Pla­za Athenee” de, Mo­na­co’nun gör­kem­li, al­tın yal­dız­lı sa­lo­nu “Lou­isXV” de Du­cas­se 3 yıl­dı­zıy­la par­lı­yor. ASTRONOTLARA YEMEK SERVİSİ Ço­cuk­lu­ğun­dan be­ri koş­ma­yı, ça­buk ka­rar ver­me­yi, hız­lı ha­re­ket et­me­yi il­ke edin­miş bir ki­şi. Her za­man sa­bır­sız ama ka­rar­lı. Ne­yi ne ka­dar za­man­da na­sıl ya­pa­ca­ğı­nı ve so­nu­cu­nun ne ola­bi­le­ce­ği­ni ön­ce­den hiç­bir ya­nıl­gı ol­ma­dan bi­len na­dir bir ki­şi­lik... “For­bes” dün­ya zen­gin­le­ri lis­te­sin­de, ser­ve­ti 10 mil­yon do­la­rın üze­rin­de gös­te­ri­len tek şef... İş­te ha­ya­tın­dan bir ke­sit, ajan­da­sın­dan bir say­fa­yı bir­lik­te oku­ya­lım: Ya­rın, Sor­bon­ne Üni­ver­si­te­sin­de­ki 600 ada­yın ka­tıl­dı­ğı, “2007 Yı­lı­nın En İyi Aş­çı­sı” ya­rış­ma­sı­nın açı­lı­şın­da ola­cak, ya­rın­dan son­ra Gaz­prom te­sis­le­ri­nin mut­fak dü­ze­ni için Si­bir­ya’ya gi­de­cek, bir gün son­ra, Se­in-Sa­int-De­nis ma­hal­le­le­rin­de­ki okul kan­tin­le­ri­nin dü­zen­len­me­si top­lan­tı­sı­na ka­tı­la­cak. Tüm bu iş­ler olur­ken, son uzay me­ki­ğin­de­ki as­tro­not­la­rın ye­mek­le­riy­le il­gi­li son bil­gi­le­ri ala­cak. Çün­kü me­nü, Du­cas­se’ın Bi­dar­ray’da­ki la­bo­ra­tu­ar­da test edi­len 35 çe­şit ye­mek ara­sın­dan se­çil­di. Onun İm­pa­ra­tor­lu­ğu mut­fak­ta ocak ba­şın­da ya da elin­de­ki kep­çey­le ku­rul­muş bir im­pa­ra­tor­luk de­ğil. Tam ak­si­ne, bu im­pa­ra­tor­luk baş­ku­man­dan eda­sıy­la yö­net­ti­ği, her bi­ri ken­di ka­te­go­ri­sin­de yıl­dız olan me­kan­lar, eği­til­miş, di­sip­lin­li mü­kem­mel bir kad­ro, emek, ce­sa­ret, mo­ti­vas­yon­dan olu­şu­yor. Pa­ris, Mo­na­co, Tok­yo, New York, Las Ve­gas, Lon­dra’da 20’yi aş­kın res­to­ran, Gü­ney Fran­sa ve İtal­ya’da 10’u aş­kın ta­til evi, 22 ki­tap, Mut­fak Sa­nat­la­rı Oku­lu, Pro­fes­yo­nel­le­re Yö­ne­lik Kurs­lar, Mut­fak ve İş­let­me­ci­le­ri için dü­zen­le­nen sa­yı­sız se­mi­ner, kon­fe­rans, pa­nel.. İn­ter­net si­te­sin­de hav­yar­dan pe­çe­te­ye, kris­tal ka­deh­ten kaz ci­ğe­ri­ne ka­dar şık sof­ra­la­ra ge­rek­li her şey sa­tı­lı­yor. Pa­ris ya­kın­la­rın­da­ki mut­fak oku­lun­da bir gün­lük kurs be­de­li bi­le 250.- Eu­ro’dan baş­lı­yor. Ha­ya­tı jet hı­zıy­la, yer­kü­re­nin bir ucun­dan di­ğer ucu­na ko­şa­rak ge­çen, uçak yol­cu­luk­la­rın­da bi­le va­kit kay­bet­me­mek için ba­sın­da ken­di hak­kın­da çı­kan ya­zı­la­rı oku­yup ar­şiv­le­yen ola­ga­nüs­tü bir ki­şi. Ba­şa­rı­sın­da­ki ilk ku­ral: Her şe­yi gö­zü ar­ka­da kal­ma­ya­cak şe­kil­de ema­net ede­bi­le­ce­ği bir ekip oluş­tur­mak. Onun­la ça­lış­ma­nın zor­luk­la­rı­nı iyi bi­len, Pa­ris’te­ki “Pla­za” res­to­ra­nın mü­dü­rü, an­la­tı­yor: -Sa­lon­da, es­ki­di­ği için 60 kol­tu­ğun de­ğiş­me­si ge­rek­ti. Ala­in he­men ka­rar ver­di. Ta­ne­si 3800 Eu­ro­luk Her­mes im­za­lı de­ri kol­tuk­la­r alı­na­cak­tı. Fa­tu­ra­yı gö­rün­ce di­lim tu­tul­du. Ama so­nuç mü­kem­mel ol­du. -Ala­in, ba­na ba­şa­rı­da kork­ma­dan, risk­le­ri gö­ze ala­rak ka­rar ver­mek ge­rek­li­li­ği­ni öğ­ret­ti. Ça­lış­ma di­sip­li­ni çok kim­se­yi ra­hat­sız ede­cek ka­dar sert, acı­ma­sız. O, ye­me-iç­me dün­ya­sın­da­ki ku­ral ta­nı­ma­yan acı­ma­sız re­ka­be­tin de far­kın­da. “Aya­ğı­mın al­tın­da hep bir muz ka­bu­ğu var” di­yor. Ama O yıl­mı­yor, en­gel ta­nı­mı­yor. Ba­şa­rı­sı­nın sır­rı ça­lış­mak. Di­sip­lin­li, plan­lı ça­lış­mak. Du­cas­se’a gö­re çok ça­lış­mak ye­ter­li de­ğil, mü­him olan me­to­dik ça­lış­mak... İNCİ “-­Da­ha ön­ce dok­to­ra git­tim, tüp­le­ri­min tı­ka­lı ol­du­ğu­nu ve tüp be­bek yap­mam ge­rek­ti­ği­ni söy­le­di. ‘An­ne ol­ma­ya ha­zı­rım’ de­yip tam tüp be­bek yap­ma­ya ka­rar ver­miş­tim ki, ha­mi­le ka­lın­ca çok şa­şır­dım. Ben­ce Tür­ki­ye’de bu tüp be­bek ko­nu­su su­i­is­ti­mal e­di­li­yor...” (...Şeb­nem Ö­zi­nal / O­yun­cu) SİZ­DEN GE­LEN­LER Albümünüz KA­DER BA­HAR ­Ka­ra­de­niz E­re­ğli Meh­met A­kif Er­soy İl­köğ­re­tim O­ku­lu öğ­ren­ci­si... MEH­MET AN­GIN Ar­tık 2 ya­şın­da ko­ca­man bir de­li­kan­lı... Mut­lu yıl­lar Meh­met... Tarifiniz (...A­su­de Ba­har’ın lez­ze­ti) POR­TA­KAL­LI IS­LAK KEK MAL­ZE­ME­LER: >> 3 a­det yu­mur­ta >> 7 ye­mek ka­şı­ğı toz şe­ker >> 1 a­det por­ta­ka­lın su­yu ve ka­buk­la­rı >> 7 ye­mek ka­şı­ğı un >> 1 çay ka­şı­ğı ka­bart­ma to­zu ŞURUBU İÇİN: >> 2 por­ta­ka­lın su­yu ve 1 por­ta­ka­l ka­buğu >> Toz şe­ker HA­ZIR­LA­NI­ŞI: 1 - Yu­mur­ta­la­rı, toz şe­ke­ri ve por­ta­kal ka­bu­ğu ren­de­si­ni de­rin bir ka­bın i­çi­ne a­lın, mik­ser­le i­yi­ce çır­pa­rak ko­yu k­re­ma kı­va­mı­na ge­ti­rin. 2 - U­nu ve ka­bart­ma to­zu­nu e­le­ye­rek ka­rı­şı­ma ek­le­yin, ha­fif­çe ka­rış­tı­rın. 3 - Kü­çük boy ke­lep­çe­li ka­lı­bın ta­ba­nı­na yağ­lı ka­ğıt se­rip ke­nar­la­rı­nı yağ­la­yın, ka­rı­şı­mı bo­şal­tın. Ön­ce­den or­ta ı­sı­ya a­yar­lan­mış fı­rın­da 30-40 dk ka­dar pi­şi­rin. Pi­şen kek bi­raz ı­lı­dık­tan sonra ka­lıp­tan çı­kar­tın, so­ğu­ma­sı­nı bek­le­yin. 4 - Şu­rup i­çin por­ta­kal su­yu­nu, ka­buk­la­rı­nı ve toz şe­ke­ri ka­rış­tı­rıp o­ca­ğa a­lın, bir ta­şım kay­na­tın. Şu­rup he­nüz sı­cak­ken, so­ğuk ke­kin ü­ze­ri­ne dö­kün. Por­ta­kal ka­buk­la­rı ke­kin ü­ze­rin­de se­vim­li bir de­kor o­luş­tu­ra­cak. A­fi­yet Ol­sun Şiiriniz (...Nu­ray Ka­la­fat’ın sa­tır­la­rı) BEN Ö­ZÜR­LÜ DE­Ğİ­LİM! ­Ben ö­zür­lü de­ği­lim! ­Dü­şü­ne­bi­li­yor, se­ve­bi­li­yor ­Gü­le­bi­li­yo­rum öz­gür­ce... ­Bı­ra­kın ağ­la­ma­la­rım, sak­lı kal­sın kü­çük o­dam­da... ­Ben ö­zür­lü de­ği­lim!.. ­Bel­ki sa­yı­sız zo­run­lu a­me­li­yat­ta, ­Bom­ba­lan­mış a­ra­zi­ye dön­müş­tür duy­gu­la­rım, S­pas­tik en­gel­ler kal­mış­tır be­de­nim­de, ­Göz­le­rim gör­mü­yor­dur, si­zin gi­bi cö­mert­ce... ­Bel­ki bil­lur ses­le­ri, du­ya­maz hiç ku­lak­la­rım... ­Bel­ki el­le­rim, ba­na hiz­met e­de­mez 24 sa­at... ­Bel­ki a­yak­la­rım, ye­rin­de ol­sa bi­le, yok gi­bi­dir, ­Be­ni u­mur­sa­ma­dan, çıl­gın­ca yü­rü­mek, ­Koş­mak is­te­rim, ya­pa­mam... ­Bel­ki di­lim ol­sa da, ­He­ce­le­re küs­tür du­dak­la­rım; ko­nu­şa­mam... A­ma as­lın­da yü­re­ğim, ­Ne­ler an­la­tır ne­ler si­ze bil­se­niz!.. ­Ku­tup­lar­dan a­ma­zo­na san­ki, ­Bir sev­gi yağ­mu­ru dö­kü­lür göz­le­rim­den, ­Ses­siz se­da­sız... A­ma ben ö­zür­lü de­ği­lim!.. ­Ko­nu­şa­ma­dı­ğı­ma, du­ya­ma­dı­ğı­ma, ­Yü­rü­ye­me­di­ği­me, gö­re­me­di­ği­me bak­ma­yın... ­Ben si­zi ken­di di­lim­ce, an­lı­yo­rum ya, ra­ha­tım!.. ­Siz ba­na sev­giy­le gü­lüm­ser­ken, yü­re­ğim na­sıl güç­lü, ­Na­sıl, ha­va­lan­mış kar­tal, ses­siz çığ­lık­la­ra gö­mü­lü ­Çe­lik gi­bi bir as­ker! ­Na­sıl ses­siz çığ­lık­la­ra gö­mü­lü, bir bil­se­niz!.. “Ök­süz” de­ği­lim! Ba­na “ev­la­dım” di­yen, ­Bir sü­rü “an­nem ba­bam” var... ­Yal­nız de­ği­lim! İ­na­nı­yo­rum ki Yü­ce Mev­lam ­Da­i­ma be­nim­le be­ra­ber... ­Mut­suz de­ği­lim! Mut­lu in­san­la­rın ya­nın­da, ­Mut­lu ol­mak ge­li­yor i­çim­den U­mut­suz de­ği­lim!.. Ya­şa­ma tu­tun­mak i­çin, ­Çok se­bep­le­rim var, me­se­la sev­dik­le­rim... ­Güç­süz de­ği­lim, ec­da­dım­dan ge­len a­sil kan ­Da­mar­la­rım­da sak­lı bi­li­yo­rum... ­Ben ö­zür­lü de­ği­lim... A­cı­ya­rak yü­zü­me bak­ma­nız, ­Ca­nı­mı a­cı­tı­yor... ­Duy­gu­la­rı­mız ay­nı, dü­şün­ce­le­ri­miz ay­nı! U­mut ve sev­gi do­lu yü­re­ğim, en­gel­siz... ­Si­zin dün­ya­nız; çok ses­li, hem renk­li, hem de gü­zel ­Be­nim dün­yam­sa ses­siz, tek ki­şi­lik ve ö­zel... A­ra­mız­da­ki fark, sa­de­ce iş­te bu!.. ­Bu da ö­zür­se e­ğer!.. Bİ­ZE ULA­ŞIN: e-pos­ta: omer.soz­tu­tan@tg.com.tr te­le­fon: (0212) 454 30 00 faks: (0212) 454 31 00 ad­res: tür­ki­ye ga­ze­te­si ih­las med­ya pla­za 29 ekim cad­de­si, 34197 ye­ni­bos­na/is­tan­bul
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 104123
    % 0.12
  • 3.4906
    % -0.5
  • 4.1771
    % -0.29
  • 4.7234
    % -0.71
  • 145.551
    % 0.08
 
 
 
 
 
KAPAT