BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > A­re­fe gü­nü...

A­re­fe gü­nü...

Ha­dis­-i şe­rif­te bu­yu­rul­du ki: “A­re­fe gü­nü, Rab­bi­mi­zin kul­la­rı­nı en çok af­fet­ti­ği gün­dür. Se­ne­nin hiç­bir gü­nün­de bu­gün­kü ka­dar in­san­lar mağ­fi­re­te e­re­mez­ler.”



Are­fe gü­nü, Kur­ban Bay­ra­mın­dan bir ön­ce­ki gün­dür. Bu se­ne 7 Ara­lık 2008 Pa­zar gü­nü (öm­rü­müz var­sa) id­râ­ki ile şe­ref­le­ne­ce­ğiz... Ha­dis-i şe­rif­ler­de bu­yu­ru­lu­yor ki: “Are­fe gü­nü­ne hür­met edi­niz! Çün­kü Are­fe, Al­la­hü te­âla­nın kıy­met ver­di­ği gün­dür.” “Are­fe gü­nü oruç tu­tan­la­rın, iki se­ne­lik gü­nâh­la­rı af olu­nur, bi­ri geç­miş se­ne­nin, di­ğe­ri ge­le­cek se­ne­nin gü­nâ­hı­dır.” “Are­fe gü­nü 1000 ih­las sû­re­si oku­ya­nın bü­tün gü­nah­la­rı af olur ve dua­sı ka­bul olur. (Hep­si­ni Bes­me­le ile oku­ma­lı­dır)“ BU MÜJ­DE Bİ­ZE!.. Enes bin Ma­lik ra­dı­yal­la­hü anh ri­vâ­yet edi­yor: “Are­fe gü­nü, Pey­gam­ber efen­di­miz (aley­his­se­lâm) Ara­fat’ta vak­fe ya­par­ken şöy­le bu­yur­du: (Ey in­san­lar! Az ön­ce Ceb­ra­il aley­his­se­lam gel­di, Rab­bim­den ba­na se­lâm ge­tir­di ve şu müj­de­yi ver­di: Ara­fat eh­li ta­ma­men mağ­fi­ret olun­du­lar.) Haz­re­ti Ömer sor­du: “Bu yal­nız bi­ze mi mah­sus, yok­sa biz­den son­ra­ki­le­re de mi? Biz­den son­ra vak­fe ya­pa­cak­lar da bu ni­me­te ka­vu­şa­cak­lar mı? Ce­vap ola­rak, (Bu müj­de si­ze ve kı­ya­me­te ka­dar ge­le­cek olan bü­tün ha­cı­la­ra­dır) bu­yur­du­lar. Rab­bi­miz, Are­fe gü­nü top­la­nan mü’min­le­ri, me­lek­le­re gös­te­rir ve; (Bun­lar ni­çin top­lan­mış­lar bi­li­yor mu­su­nuz? On­la­rı ben da­vet et­tim, be­nim da­ve­ti­me icâ­bet et­ti­ler ve dün­ya­nın dört bir ya­nın­dan çok uzak me­sa­fe­ler ka­te­de­rek bu­ra­da top­lan­dı­lar. Siz şa­hit olun ben bun­la­rın ta­ma­mı­nı af­fet­tim, an­ne­le­rin­den ye­ni doğ­muş be­bek gi­bi gü­nah­sız ha­le gel­di­ler) bu­yu­rur. Bu mü­ba­rek gün­de, do­ğu­dan, ba­tı­dan, gü­ney­den, ku­zey­den ve dün­ya­nın en üc­ra kö­şe­le­rin­den ge­len in­san­lar ay­nı yer­de bir ara­ya gel­miş­ler, ay­nı iba­det­le­ri ya­pı­yor­lar... Renk­le­ri ay­rı, dil­le­ri ay­rı, âdet ve ana­ne­le­ri ay­rı, mem­le­ket­le­ri ve ırk­la­rı ay­rı olan bu in­san­lar bir me­kan­da top­lan­mış­lar. Bir­bir­le­ri­nin ko­nuş­tuk­la­rı­nı an­la­mı­yor­lar, ama bir­bir­le­ri­ne ba­kış­la­rı sev­gi do­lu... Zen­gi­niy­le, fa­ki­riy­le, güç­lü­süy­le, güç­sü­züy­le bü­tün ha­cı­lar ay­nı kı­ya­fet­ler için­de, ay­nı mah­ru­mi­yet­le­ri ya­şa­ya­rak gö­rev­le­ri­ni ya­pı­yor­lar. Tril­yon­la­ra hük­me­den bir zen­gin­le, ge­çi­mi­ni zor kar­şı­la­yan bir fa­ki­ri; ay­nı kı­ya­fet için­de, Ara­fat’ta, be­ra­ber­ce el açıp du­a et­ti­ren, yan ya­na ta­vaf et­ti­ren iman­dan baş­ka han­gi güç ola­bi­lir­di? Böy­le­ce de, ma­kam, mev­ki, mal mülk ile bö­bür­len­me­yi unut­tu­rup, mah­şer gü­nü­nü ha­tır­la­mış olu­yor­lar. Ha­ya­li­ne bi­le in­sa­nın do­ya­ma­dı­ğı bu muh­te­şem man­za­ra­yı ya­şa­mak ne ka­dar gü­zel­dir... Yer­yü­zü­nün cen­ne­ti... Bu, ya­zı ile an­la­tı­la­maz. Hiç su gör­me­miş ve iç­me­miş bi­ri­ne su­yun ne ka­dar gü­zel ol­du­ğu­nu na­sıl an­la­tır­sı­nız? İçil­me­dik­çe an­la­şıl­maz... Hac iba­de­ti, zor bir iba­det­tir. Pey­gam­ber efen­di­miz, hiç­bir iba­det için ko­lay­lık dua­sı yap­ma­mış­lar. Me­se­lâ Hi­caz’ın ik­li­mi çok sı­cak­tır. Ra­ma­zan-ı şe­rif gel­di­ğin­de “Ya Rab­bi oruç tut­ma­mı­zı ko­lay­laş­tır, ra­hat tu­ta­bi­le­lim” di­ye du­a et­me­di­ler. Yal­nız hac için bu dua­yı yap­mış­lar­dır. İh­ra­ma gir­dik­le­rin­de, ka­bul ve ko­lay ol­ma­sı için du­a et­tik­le­ri ma­lum­dur. İb­ra­him aley­his­se­lam ai­le­si­ni mü­ba­rek top­rak­la­ra bı­ra­kıp dön­dü­ğün­de şöy­le du­a bu­yur­du: “Ya Rab­bi bu­ra­la­rı in­san­la­ra sev­dir, zi­ya­ret için gel­sin­ler, be­nim ev­lat­la­rım ve zür­ri­ye­tim se­bep­len­sin...” Onun bu dua­sı ol­ma­say­dı, hac için, ha­cı­lar­dan alı­nan pa­ra­dan vaz­ge­çil­sey­di, üs­tü­ne bir o ka­dar da pa­ra ve­ril­sey­di yi­ne de kim­se gel­mez­di. ŞEY­TAN­LAR ÇIL­GI­NA DÖ­NER!.. Âdem ba­ba­mız­dan be­ri bi­ze kin gü­den, bi­zim yü­zü­müz­den cen­net­ten ko­vul­du­ğu, lâ­net­len­di­ği için, bi­zi en bü­yük düş­man ola­rak gö­ren şey­tan­lar za­man za­man bi­ze bir­çok gü­nah iş­let­miş­ler ve çok se­vin­miş­ler­dir. Bü­tün bu gü­nah­la­rın bir gün­de af­fe­dil­me­si on­la­rı âde­ta çıl­gı­na çe­vi­rir. En çok üzül­dük­le­ri gün Are­fe gü­nü olur. Are­fe gü­nü, Ara­fat’ta bu­lun­ma sa­ade­ti­ne eren bir in­sa­nın, “Be­nim gü­nah­la­rım çok, be­nim af­fo­lun­mam çok zor­dur” de­me­si ve Rab­bi­nin mağ­fi­re­tin­den ümit kes­me­si bü­yük gü­nah­tır. Af olu­na­ca­ğı­na inan­ma­sı ge­rek­tir. Gü­nah­la­rı­mız ne ka­dar çok olur­sa ol­sun, Rab­bi­mi­zin rah­me­tin­den da­ha çok ola­maz. Ye­ter ki biz, töv­be­nin şart­la­rı­nı ye­ri­ne ge­ti­re­rek ona yal­va­ra­lım, O’ndan af di­le­ye­lim. Bu­gün ya­pı­la­cak dua­da “Ya Rab­bi ha­cı­la­rı mağ­fi­ret et, on­la­rın du­ala­rı­nı ka­bul bu­yur” de­me­li­dir. Çün­kü, ha­cı kar­deş­le­ri­miz he­pi­mi­ze du­a edi­yor­lar­dır...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT