BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Dok­tor de­ğil mi hep­si ay­nı iş­te!..”

“Dok­tor de­ğil mi hep­si ay­nı iş­te!..”

“A, bak­tım on­lar da di­ğer­le­ri­ne ben­zer ilaç­lar­dan. İyi de öte­ki ilaç­la­rı al­dı­ğım­da iyi­leş­mi­yor­dum da şim­di ni­ye iyi­leş­me­ye baş­la­dım?.. Yok­sa be­ni ilaç­lar de­ğil de dok­to­run il­gi­si mi iyi­leş­tir­di?..”



Bu ha­tı­ra, Yıl­dı­rım PTT Mer­kez Mü­dür­lü­ğün­den ga­ze­te­mi­ze faks çe­ken ama is­mi­ni yaz­ma­yan ve­ya yaz­ma­yı unu­tan oku­yu­cu­mu­za ait. “Ha­ya­tım Ro­man’a Mek­tup” baş­lık­lı ya­zı­sın­da sa­mi­mi duy­gu­la­rı­nı ga­ze­te­miz­le pay­laş­mak is­te­miş: “İs­tan­bul SSK, es­ki adıy­la Eyüp Dev­let Has­ta­ne­si’ne bağ­lı Ga­zi Os­man Pa­şa Semt Po­lik­li­ni­ği­nin ye­ni açıl­dı­ğı dö­nem­ler­di. Sü­rek­li git­ti­ğim dok­to­run il­gi­siz­li­ği se­be­biy­le he­kim­le­ri­mi­ze kar­şı içim­de­ki duy­gu­lar kö­rel­miş­ti. Ah bil­mez mi­yim ben, he­kim ol­duk­la­rın­da iş­le­ri ba­şın­dan aş­kın olur bun­la­rın. Has­ta eğer pa­ra­lıy­sa, var­lık­lıy­sa ve­ya ha­tır­lı ise ta­mam. On­lar için ki­bar bir be­ye­fen­di ya da ha­nı­me­fen­di olu­ve­rir­ler. Bi­zim gi­bi­le­re ge­lin­ce ma­ale­sef bu­run kı­vı­rır­lar: “Üff, şim­di ner­den gel­di bu an­gar­ya” der gi­bi. Ben böy­le dü­şü­nü­yor­dum. Bir dok­to­ra gi­dip de mem­nun kal­ma­dı­ğı­mı­zı bel­li ede­mez­dik. Ama ya­pa­bi­le­ce­ği­miz bir şey yok­tu. Bir da­ha­ki ra­hat­sız­lan­dı­ğı­mız­da baş­ka bir dok­to­ra gi­der­dik. Bir şey bil­di­ği­miz­den mi? Ha­yır ca­nım... Var­sa bir ağ­rı­mız sı­zı­mız iş­te gi­der­dik bir dok­to­ra. Dok­tor de­ğil mi, hep­si ay­nı iş­te... O da ken­di bran­şıy­la ala­ka­lı mı de­ğil mi hiç sor­ma­ya te­nez­zül et­mez­di. Bel­ki ge­rek duy­maz­dı. Bel­ki rast­ge­le de ol­sa, doğ­ru dok­to­ra git­miş­tik. Ben bun­lar­dan an­la­mam. Bil­di­ğim bir şey var­sa her dok­to­run ha­ki­ka­ten ay­nı dav­ran­ma­sıy­dı. He­men hep­si ay­nı ha­re­ket­le­ri ya­par­dı. İçe­ri gi­ren kim­dir, şöy­le bir göz ucuy­la ba­kar. İl­gi­len­me­ye lü­zum gör­me­den, sor­gu ha­ki­mi gi­bi ses­le­nir­di: -Ne­yin var? Eh di­li­miz dön­dü­ğün­ce ağ­rı­mı­zı sı­zı­mı­zı söy­le­me­ye ça­lı­şır­dık. Lüt­fe­dip aya­ğa kal­kar­ken, ge­çin uza­nın şöy­le der­ler­di. Has­ta gö­re gö­re bık­mış­lar ar­tık. Biz za­ten bir şey de­nil­me­se de bi­raz son­ra ora­ya uza­na­ca­ğı­mı­zı bil­di­ği­miz­den ge­çer uza­nır­dık. Tüm dok­tor­lar ay­nı bil­dik ha­re­ke­ti ya­par­dı. İki tık tık böb­rek­le­ri­mi­ze vu­rur­lar. Sır­tı­mı­zı o ucu yu­var­lak hor­tum­lu alet­le (ste­tos­kop) din­ler­ler. Son­ra da otu­rup be­yaz re­çe­te­ye iki üç hat­ta dört ilaç ya­zar­lar. Ec­za­ne­ye ye­ni bir umut git­ti­ği­miz­de bir de ba­ka­rız ki ço­ğu bir­bi­ri­nin ay­nı. Ge­çen se­fer de dok­tor ay­nı­sı­nı yaz­mış­tı. Hiç­bir fay­da­sı ol­ma­dı, der­dik. İş­te böy­le ge­çer­di bi­zim dok­tor-has­ta mü­na­se­bet­le­ri­miz... Yi­ne ra­hat­sız ol­muş­tum. Yi­ne tut­tum SSK’nın yo­lu­nu... Bir baş­ka dok­to­ra git­tim. Ve­ya o bö­lü­me o dok­tor ba­kı­yor­du. Ne der­se­niz de­yin. Dok­to­ra der­di­mi an­lat­mak için içe­ri gir­di­ğim­de, kar­şım­da ba­na gü­ler yüz gös­te­ren, be­ni adam ye­ri­ne ko­yup din­le­yen bir he­kim gör­düm, şa­şır­dım. İçim­den, “Yok­sa be­ni giy­di­ğim te­miz kı­ya­fet­le­re ba­kıp da zen­gin mi san­dı?” di­ye dü­şün­düm. Çün­kü kar­şı­sın­da­ki san­dal­ye­ye oturt­tu. “Ee­e na­sıl­sı­nız ba­ka­lım?” di­ye­rek mu­hab­bet eder gi­bi ko­nuş­ma­ya baş­la­dı. Aman bir ho­şu­ma git­ti bir ho­şu­ma git­ti ki... Be­ni adam ye­ri­ne koy­muş­tu ga­li­ba... Son­ra ra­hat­sız­lı­ğı­mı an­lat­ma­mı is­te­di. Ben “İş­te şu­ram ağ­rı­yor” fa­lan di­ye­cek ol­dum. “Ne za­man na­sıl baş­la­dı, hep­si­ni hi­kâ­ye gi­bi an­lat” de­di. Aa bak­tım be­nim­le cid­di cid­di ko­nuş­mak is­ti­yor. Ne iyi, ben za­ten ona der­di­mi an­lat­ma­ya gel­me­dim mi? Şöy­le ca­nı­mın is­te­di­ği gi­bi her der­di­mi an­lat­tım. Oh be­e... Be­ni so­nu­na ka­dar din­le­di... Ara­da bir de not da al­dı... Ben­den film is­te­di. Ba­zı tah­lil­ler is­te­di. “Hah şöy­le!” de­dim. Bi­raz adam ye­ri­ne ko­na­lım ca­nım. Dok­tor bey, ay­rı­ca so­nuç­la­ra da ba­ka­ca­ğı­nı söy­le­di. Şöy­le ken­di­si­ne içim­den gel­di­ği gi­bi bir te­şek­kür et­tim. Ha­ki­ka­ten film ve tah­lil so­nuç­la­rı­mı da ay­nı il­giy­le in­ce­le­di. Son­ra ba­zı ilaç­lar ver­di. Ec­za­ne­den al­dı­ğım­da bak­tım di­ğer dok­tor­la­rın ver­di­ği ilaç­lar­dan. Ama ni­ye böy­le ol­du? Onu an­la­ya­ma­dım. Ama bu de­fa iyi­leş­me­ye baş­la­dım iyi mi... Yok­sa be­ni ilaç­lar de­ğil de dok­to­run il­gi­si mi iyi­leş­tir­di? Ga­li­ba bi­raz öy­le ol­du. Al­lah’tan has­ta­ne­miz­de ar­tık böy­le iyi dok­tor­lar gel­di. Ama azi­zim, ina­nın ay­nı has­ta­ne­de hâ­lâ has­ta­nın yü­zü­ne bi­le bak­ma­dan şöy­le bir ale­lu­sul din­le­yip ilaç ya­zan he­kim­ler var. Bun­lar in­san te­da­vi et­tik­le­ri­ni hiç mi dü­şün­mü­yor?” Yazışma adresi: Türkiye Gazetesi İhlas Medya Plaza 29 Ekim Caddesi, 34197 Yenibosna/İstanbul Faks: (0212) 454 31 00
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT