BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Korkumuz KRİZ DEĞİL istikrarsızlık

Korkumuz KRİZ DEĞİL istikrarsızlık

TGRT HABER TV’de Ekonomi Kulisi’ne katılan Özince,“Türk mü­te­şeb­bi­sin­den, Türk in­sa­nın­dan gör­dü­ğü­müz şey şu­dur ki; bi­zim in­sa­nı­mı­zın en önem­li ar­zu­su Tür­ki­ye’nin da­ha is­tik­rar­lı olması. Do­la­yı­sıy­la en­di­şe­miz kriz değil bu­dur” dedi



> RÖPORTAJ BORÇLANMANIN İNCELİKLERİ Özince, “Vatandaş ayağını yorganına göre uzatmalı, gereksiz yere borçlanmamalı, geliri hangi cins paraysa, o para cinsinden kredi kullanmalı” uyarısında bulundu... Ban­ka­lar Bir­li­ği Baş­ka­nı ve İş Ban­ka­sı Ge­nel Mü­dü­rü, “Kriz or­ta­mın­da iş­ten çı­kar­ma­la­ra de­ğil, Tür­ki­ye’yi bü­yüt­me­ye ve özel­lik­le ma­li sek­tö­rü güç­len­dir­me­ye gay­ret et­me­li­yiz” de­di. 3 haf­ta ön­ce bi­nin­ci şu­be­yi aça­rak böy­le bir or­tam­da da ya­tı­rım­la­ra de­vam et­tir­dik­le­ri­ni ha­tır­la­tan Özin­ce; hiç­bir kriz­de ele­man çı­kar­ma­dık­la­rı­nı, he­def­le­ri­nin bir­kaç yıl için­de bin 500 şu­be ol­du­ğu­nu söy­me­di. TGRT HA­BER TV’de ya­yın­la­nan ve ga­ze­te­ci ya­zar Zi­ya Os­man Açı­kel’in ha­zır­la­yıp sun­du­ğu “Eko­no­mi Ku­li­si Özel” prog­ra­mı­na ko­nuk olan Er­sin Özin­ce; kriz or­ta­mın­da Tür­ki­ye’nin için­de bu­lun­du­ğu du­rum­dan, ban­ka­cı­lık sek­tö­rü­ne, IMF ile iliş­ki­ler­den va­tan­da­şın ya­tı­rım­la­rı­nı na­sıl de­ğer­len­dir­me­si ge­rek­ti­ği­ne ka­dar özel açık­la­ma­lar­da bu­lun­du... KRİ­ZİN İKİ YAN­SI­MA­SI - Yüz­yı­lın kri­zi ya­şa­nı­yor, dün­ya­nın dev ül­ke­le­ri ve ge­liş­mek­te olan ül­ke­ler et­ki­le­ni­yor. Tür­ki­ye tam ola­rak bu kri­zin ne­re­sin­de, 2009 ve 2010’da bi­zi et­ki­le­me ora­nı ne ola­bi­lir? - Dün­ya kri­zin ne­re­sin­de, ben bu­nu tam ola­rak al­gı­la­ya­mı­yo­rum. 1.5 yıl­dır gün­dem­dey­di, so­nuç­la­rı ön­gö­rü­lü­yor­du, ama bu ka­dar bü­yük ve zin­cir­le­me re­ak­si­yon tah­min edil­mi­yor­du. Da­ha ne ka­dar sü­re­ce­ği bel­li de­ğil­ken; fi­nan­sal kay­nak­lar ve ser­ma­ye açı­sın­dan dı­şa ba­ğım­lı, nis­pe­ten de edil­gen du­rum­da olan ül­ke­mi­zi ne ka­dar et­ki­le­ne­ce­ği­ni de söy­le­mek zor. Bi­ze gel­me­si 1.5 yıl sür­dü­ğü­ne gö­re, biz­den git­me­si de 1 ve­ya 1.5 yıl ala­bi­lir. Di­ye­lim ki böy­le bir iliş­ki kur­mak doğ­ru de­ğil, ama ül­ke­mi­ze olan et­ki­le­ri­nin kı­sa va­de­de or­ta­dan kal­ka­ca­ğı­nı dü­şün­mü­yo­rum. Kri­zin iki yan­sı­ma­sı var. Bi­rin­ci­si, pa­ra ve ser­ma­ye pi­ya­sa­la­rı­nı ka­vu­ru­yor ol­ma­sı, ikin­ci­si de, dün­ya­nın özel­lik­le ge­liş­miş eko­no­mi­le­rin­de, Tür­ki­ye’nin de bü­yük ti­ca­ret yap­tı­ğı böl­ge­ler­de göz­le­nen ya­vaş­la­ma. Üs­te­lik bu ya­vaş­la­ma da dur­gun­lu­ğa dö­nüş­müş du­rum­da. Dün­ya­da­ki ya­vaş­la­ma de­vam et­ti­ği sü­re­ce Tür­ki­ye’yi et­ki­le­ye­cek. - Şir­ket­le­rin bu ka­dar sı­kın­tı ya­şa­dı­ğı bir at­mos­fer­de; Baş­ba­kan Er­do­ğan, “Ban­ka­la­rın kre­di­le­ri­ni ge­ri ça­ğır­ma­sı­nı doğ­ru bul­mu­yo­rum” de­miş­ti. Siz de Ban­ka­lar Bir­li­ği Baş­ka­nı ola­rak, Baş­ba­kan’a hak ver­di­niz. Ban­ka­lar ne­den kre­di­le­ri­ni ge­ri ça­ğı­rı­yor, bu ko­nu­da bir­şey­ler ya­pı­yor mu­su­nuz? BAN­KA­NIN DA SO­RUM­LU­LU­ĞU VAR - Kre­di­le­rin va­de­sin­den ön­ce ge­ri çağrıl­ma­sı­nı doğ­ru bul­mu­yo­rum. Ban­ka­lar­dan va­de­ye uyu­mu bek­ler­ken, biz de ban­ka­ya olan bor­cu­mu­zu va­de­sin­de öde­me­miz ge­rek­ti­ği­ni göz­den ka­çır­ma­ya­lım. Ban­ka­lar da se­bep­siz­ce kre­di ver­mek­ten vaz­geç­mez, ve­ya kre­di ge­ri ça­ğır­maz. Borç­lu­nun, ban­ka­ya olan ta­ah­hü­dü­nü ye­ri­ne ge­tir­me­sin­de nok­san­lık­lar ya­şan­mış ola­bi­lir, bu du­rum­da ban­ka, pek ta­bii ki va­de­sin­den de ön­ce, mev­du­at sa­hip­le­ri­ne ait ve ken­di­ne ema­net edi­len pa­ra­nın gü­ven­li­ği için ha­re­ket ede­bi­lir. Bu tarz mün­fe­rit iş­lem­le­ri ge­ne­le ma­let­me­mek la­zım. Ban­ka­lar Bir­li­ği de, ya­pı­sı ge­re­ği bu ko­nu­da tav­si­ye­de bu­lun­mak­tan öte­ye gi­de­mez. Ban­ka­la­rın yurt dı­şın­dan al­dık­la­rı kre­di­ler­de de cid­di de­ği­şik­lik­ler var. Sen­di­kas­yon kre­di­le­ri­nin es­ki­si ka­dar ra­hat bu­lu­na­ma­dı­ğı, hat­ta dış borç­la­rın bir bö­lü­mü­nün bel­ki de uza­tı­la­ma­ya­ca­ğı bir or­tam­da­yız. Sis­te­min en önem­li kay­na­ğı mev­du­at. Bu­gün mev­du­at sa­hip­le­ri çok kı­sa va­de­le­ri ter­cih eder­ken, ban­ka­lar­dan uzun va­de­li kre­di­ler ver­me­si­ni bek­le­mek cid­di risk­tir. Bu­nu 2001’de ya­şa­dık. Ban­ka­la­rın ra­hat­lık­la kre­di ver­me­si­ni is­ti­yor­sak, ya­tır­dı­ğı­mız mev­du­at­lar­la bu­nu des­tek­le­me­li­yiz. - IMF ile iliş­ki­le­re ge­le­lim... Şu an­da pek çok ül­ke an­laş­tı, Tür­ki­ye’nin de bir gö­rüş­me­si var, ama so­nuç­lan­ma­dı. Bir “stand by” ve­ya “ih­ti­ya­ti stand by” an­laş­ma­sı ya­pıl­ma­dan Tür­ki­ye yo­lu­na ra­hat de­vam ede­bi­lir mi? Yok­sa an­laş­ma ya­pıl­ma­lı mı? - Tür­ki­ye her­şey­den ön­ce ken­di eko­no­mik prog­ram­la­rı­nı uy­gu­la­mış­tır. Geç­miş­te bi­zi ba­şa­rı­ya gö­tü­ren prog­ram­lar, ta­ma­mıy­la IMF des­tek­li de­ğil­di, TC prog­ram­la­rıy­dı. IMF’den gö­rüş alın­mış ol­sa da; dev­let, çe­şit­li eko­no­mik re­form­lan yap­ma­yı ken­di­si ar­zu et­miş­tir. Bu, ge­le­cek­te de böy­le de­vam ede­cek­tir. Tür­ki­ye’nin IMF’ye ih­ti­ya­cı ol­du­ğu­nu ka­bul et­mem, des­te­ğe ih­ti­ya­cı ol­ma­dan da yo­lu­na de­vam ede­bi­le­ce­ği ka­na­atin­de­yim. Ta­bii ki IMF ve AB’ye yön­le­niş­ler, Tür­ki­ye’ye fay­da sağ­la­mış­tır. Bu­gün de bel­li ‘gü­ven çı­pa­la­rı­na’ ih­ti­yaç ola­bi­lir. IMF, pa­ra yö­nün­den ve­ya pa­ra dı­şı des­tek­le­ri yi­ne or­ta­ya ko­ya­bi­lir. Tür­ki­ye de bun­dan ya­rar­la­na­bi­lir. An­cak so­rum­lu­lu­ğu ol­ma­yan ki­şi­le­rin bu ko­nu­da çok şey söy­le­me­le­ri ta­raf­ta­rı de­ği­lim. So­nuç iti­ba­riy­le bu­ra­da dev­le­ti­mi­zin en doğ­ru ka­ra­rı de­ğer­len­dir­di­ği ka­na­atin­de­yim. - İş Ban­ka­sı ola­rak 3 haf­ta ön­ce bi­nin­ci şu­be­ni­zi aç­tı­nız. Ata­türk’ün di­rek­ti­fiy­le ku­ru­lan ban­ka­nın yö­ne­ti­ci­si ola­rak, bu dö­nem­de na­sıl bir stra­te­ji iz­le­ye­cek­si­niz? - Kriz­le il­gi­li ala­ca­ğı­mız ön­lem­ler ola­cak­tır, an­cak ya­tı­rım­la­rı er­te­le­me yo­lu­na şu an iti­ba­riy­le git­me­dik. Şu­be aç­mak ko­lay de­ğil. Bun­la­rı et­ra­fa mey­dan oku­ya­rak yap­mı­yo­ruz, bu­gü­ne ka­dar na­sıl yü­rü­düy­sek, bun­dan son­ra da yo­lu­mu­za öy­le de­vam ede­ce­ğiz. Bir­kaç yıl için­de bin 500 şu­be­yi bul­mak du­ru­mun­da­yız. GE­Lİ­Rİ­Nİ­Zİ DİK­KA­TE ALIN - Per­so­ne­lin iş­ten çı­ka­rıl­ma­sı gi­bi bir du­rum ola­bi­lir mi? - 2001 kri­zin­de de, on­dan ön­ce­ki yıl­lar­da da ele­man çı­kar­tan bir is­tih­dam po­li­ti­ka­sın­da ol­ma­dık. An­cak ban­ka­cı­lık sek­tö­rün­de iş­ten çı­kar­tıl­ma­lar gö­rül­dü­ğün­de, bu­nu çok ya­dır­ga­mama­mız la­zım. Çün­kü ban­ka­cı­lık da so­nu­na ka­dar re­el ha­ya­tın için­de olan bir sek­tör­dür. Ban­ka­cı­lık, si­gor­ta­cı­lık gi­bi alan­lar­da yük­sek okul me­zun­la­rı­mız her ge­çen gün ar­tı­yor. Ma­dem ki ar­tık Tür­ki­ye her ba­kım­dan re­ka­bet­çi ol­sun is­ti­yo­ruz, iş yok­sa is­tih­dam da ol­ma­ya­cak­tır. Biz iş­ten çı­kar­ma­la­ra de­ğil, Tür­ki­ye’yi bü­yüt­me­ye ve özel­lik­le ma­li sek­tö­rü bü­yüt­me­ye gay­ret et­me­li­yiz. İş Ban­ka­sı açı­sın­dan böy­le bir te­red­düt şim­di­ye ka­dar ol­ma­mış­tır... - Özel­lik­le son 1-2 se­ne içe­ri­sin­de, dö­viz­le borç­la­nıl­ma­ma­sı ko­nu­sun­da uya­rı­lar­da bu­lun­du­nuz. Ni­te­kim do­lar 1.20’ler­den 1.60’la­ra gel­di. Bu­gün­kü eko­no­mik kon­jonk­tür­de, so­kak­ta­ki va­tan­daş na­sıl ya­tı­rım ya­pa­ca­ğı­nı me­rak edi­yor? - Ben di­yo­rum ki; aya­ğı­nı­zı yor­ga­nı­nı­za gö­re uza­tın, ge­rek­siz ye­re borç­lan­ma­yın, ge­li­ri­niz han­gi cins pa­ray­sa onun­la borç­la­nın. Dö­viz ge­li­ri ol­ma­yan va­tan­daş­la­rın dö­viz­le borç­lan­ma­la­rı ha­ta­dır. Ja­pon ye­niy­le ko­nut kre­di­si kul­la­nıl­dı­ğı­nı duy­dum. Ban­ka­nın da bu ko­nu­da ha­ta­lı ol­du­ğu­nu dü­şü­nü­yo­rum. Tür­ki­ye’de doğ­ru ya­tı­rım ya­pan dai­ma ka­za­nır. Va­tan­daş­la­ra, ne ya­pı­yor­sam onu söy­lü­yo­rum. Ta­sar­ru­fu­mu ağır­lık­lı ola­rak türk li­ra­sın­da tu­tu­yo­rum, ya­tı­rım fon­la­rı ve dev­let iç borç­lan­ma se­net­le­ri­ni ter­cih edi­yo­rum. - Tür­ki­ye ban­ka­la­rın­da mev­du­at­la­rın 50 bin YTL’ye ka­dar olan kıs­mı ga­ran­ti al­tın­da. Bir­çok ba­tı ül­ke­sin­de yüz­de yüz dev­let ga­ran­ti­si ge­ti­ril­di, ki­mi ül­ke­ler­de de ar­tı­rıl­dı. Tür­ki­ye’de dev­let ga­ran­ti­si ra­ka­mı ne ola­ma­lı, ar­tı­rı­la­cak­sa ne­re­ye çı­ka­rıl­ma­lı? - Son ya­şa­nan kriz­de ban­ka­cı­lık sek­tö­rü ağır dar­be alan ül­ke­ler her tür­lü mev­du­ata ga­ran­ti ver­me yo­lu­na git­ti­ler. Hal­bu­ki ban­ka­cı­lık­ta ga­ran­ti, ulus­la­ra­ra­sı tea­mül­de de da­ha çok ta­sar­ruf sa­hip­le­ri­ne uy­gu­la­nan bir yön­tem­dir. Tür­ki­ye’ye ge­lin­ce... 50 bin YTL’lik mev­du­at ga­ran­ti­si, ya­nıl­mı­yor­sam ta­sar­ruf sa­hip­le­ri­nin yüz­de 94’nü kap­sı­yor. Biz dev­le­ti­mi­ze de­dik ki, bu ko­nu­da oto­ri­te siz­si­niz... TÜR­Kİ­YE’YE İNA­NI­YO­RUZ - Kriz dö­nem­le­rin­de bir ban­ka­nın yö­ne­ti­ci­si ola­rak na­sıl dav­ra­nı­yor­su­nuz, na­sıl gü­le­bi­li­yor­su­nuz ve bir ge­nel mü­dür ola­rak, işi­ni­zin ba­şın­da na­sıl bir ruh ha­liy­le ça­lı­şı­yor­su­nuz? - Ye­tiş­kin in­san­la­rız, bi­zim de ta­bii ki prob­lem­le­ri­miz olu­yor. Ama eğ­len­ce ol­sun di­ye de gül­mü­yo­rum. Bu­lun­du­ğum ko­num iti­ba­riy­le mo­ra­li­mi yük­sek tut­mak­la gö­rev­li­yim, ay­nen de öy­le ya­pı­yo­rum. Bu gü­cü­mü­zü de Türk in­sa­nın­dan alı­yo­ruz. Türk in­sa­nı­nın bi­ze gös­ter­di­ği iti­ba­rı, özel­lik­le böy­le has­sas dö­nem­ler­de da­ha faz­la gö­rü­yo­ruz ve biz, ken­di­miz­den emin ha­re­ket edi­yor­sak, va­tan­da­şı­mı­zın bi­ze gös­ter­di­ği te­vec­cüh­ten­dir. Ban­ka­yı yal­nız yö­net­mi­yo­rum, İş Ban­ka­sı’nın cok bü­yük ve çok is­tik­rar­lı bir ya­pı­sı var. İş Ban­ka­sı’nın ser­ma­ye­dar­la­rı de­ğiş­mi­yor, ar­ka­sın­da; kol­lek­tif ser­ma­ye gü­cü, ça­lı­şan­la­rı, Ata­türk his­se­le­ri ve yüz­bin­ler­ce bi­rey­sel or­tak du­ru­yor. Bu öy­le bü­yük bir şans ki; bi­zim ser­ma­ye­da­rı­mız 3 se­ne ön­ce şuy­du, 5 se­ne son­ra bu ola­cak gi­bi bir kay­gı­mız yok. Her­şey­den önem­li­si de; ser­ma­ye­dar­la­rı­mız kim olur­sa ol­sun, biz bir Cum­hu­ri­yet mü­es­se­se­si ola­rak gö­rü­yo­ruz ken­di­mi­zi, bir ban­ka ol­ma­nın öte­sin­de gö­rü­yo­ruz... Hal­kı­mız­dan da olum­lu elek­trik alı­yo­ruz. Tür­ki­ye’nin de ge­le­ce­ği­ne ina­nı­yo­ruz, genç ne­sil­le­re eli­miz­den gel­di­ğin­ce iyi ör­nek ol­ma­ya ça­lı­şı­yo­ruz... BİZ İS­TİK­RA­RA AÇIZ - Siz çok ge­zi­yor­su­nuz, ge­çen haf­ta Ga­zi­an­tep’tey­di­niz. İş adam­la­rı ve va­tan­daş­lar, der­di­ni an­la­tıp kre­di is­te­dik­le­rin­de ne al­gı­lı­yor­su­nuz? Mo­ral ve mo­ti­vas­yon ve­re­cek ku­rum­la­ra mı ih­ti­yaç du­yu­yor­lar? - Ön­ce­lik­le ifa­de ede­yim, biz Tür­ki­ye’nin ye­ga­ne ban­ka­sı de­ği­liz, sek­tö­rü­müz­de çok ka­li­te­li ban­ka­la­rı­mız var. Çok iyi yö­ne­til­miş ve yön­len­di­ril­miş bir ban­ka­cı­lık sek­tö­rü­müz var. Yet­kin bir şe­kil­de bu sek­tö­rü yö­ne­ten ve yön­len­di­ren BDDK’nın; dev­le­ti­mi­zin bü­tün un­sur­la­rın­da, iş yap­ma be­ce­ri­miz­de, ka­li­te­miz­de çok önem­li rol­le­ri var. Çok ge­zen, müş­te­riy­le il­gi­le­nen ye­ga­ne ban­ka ve ban­ka­cı­lar da İş Ban­ka­lı­lar de­ğil. Fa­kat İş Ban­ka­sı’nın bi­raz ulu­sal du­ru­şu, ki­mi za­man ter­cih edi­len bir ta­vır ola­rak öne çı­kı­yor. Ki­mi za­man da re­ka­bet, bi­zi, iş­le­ri­mi­zin da­ha iyi ya­pıl­ma­sı­na yön­len­di­ri­yor. Bi­zim Ana­do­lu’da gör­dü­ğü­müz ve­ya Türk mü­te­şeb­bi­sin­den, Türk in­sa­nın­dan gör­dü­ğü­müz şey şu­dur ki; biz is­tik­ra­ra açız, bi­zim in­sa­nı­mı­zın en önem­li ar­zu­su Tür­ki­ye’yi da­ha is­tik­rar­lı gör­mek. Kor­ku­muz, kriz­den zi­ya­de is­tik­rar­sız­lık­tır... Ga­ze­te­ci ya­zar Zi­ya Os­man Açı­kel’in ha­zır­la­yıp sun­du­ğu “Eko­no­mi Ku­li­si Özel” prog­ra­mı­na ko­nuk olan Ersin Özince, krize ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. ‘Paranın üstünde oturup durumu istismar etmeyelim’ Bu anlamlı ve net mesaj veren sözü, Ersin Özince 24 Kasım günü söylemişti. Kendisinden bunu biraz açıklamasını istedik, bize şöyle cevap verdi: “Anadolu’yu gezdiğimizde, ülkemizde şu sıralarda söz konusu olan para darlığının, biraz da tüccarın, esnafın, sanayicinin birbirine olan ödemelerini zamanında yapmayışından kaynaklandığını, paranın kısa dönemdeki rantının, yani kısa dönem yatırım kazançlarının cazibesiyle borçları erteleme eğilimleri olduğunu duyuyoruz. Benim böyle bir tespitim yok,ama sürekli böyle şikayetler alıyoruz. Mesela diyor ki kimi vatandaş; çekler ödenmiyor, kimi de diyor ki; vadesinden önce tahsile konuyor... Ticarette ödemeleri erken yapmama, hatta vadeleri daha da uzatma durumlarını görüyoruz. Benim burada söylemek istediğim şu; bir ekonomi, para silkülasyonunu, para devrini ne kadar artırabilirse, o kadar gelişir. Bütün ekonominin taraflarının mutlaka borçlarını vadesinde ödemesi lazım ki, tamamen sistem dönebilsin, çalışabilsin...”
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 107068
    % 0.19
  • 3.5224
    % -0.11
  • 4.1167
    % -0.24
  • 4.5319
    % -0.02
  • 145.659
    % 0.4
 
 
 
 
 
KAPAT