BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bir ta­bak et ye­me­ği i­çin!..

Bir ta­bak et ye­me­ği i­çin!..

“Za­ten şe­ker has­ta­sı ol­du­ğu i­çin aç­lık zir­ve­ye çık­mış si­nir­le­ri ge­ril­miş­tir. Der ki bal­dı­zı­na: Öy­le a­cık­tım ki da­ya­na­mı­yo­rum. O pi­şen et­ten şöy­le bir ta­bak dol­dur da kar­nı­mı do­yu­ra­yım...”



Yıl­lar ön­ce ya­şan­mış ib­ret­lik bir ha­tı­ra... Ben di­ye­yim kırk yıl siz de­yin el­li yıl ön­ce­si... Bu ola­yın ya­şan­dı­ğı yıl­lar­da ben he­nüz mi­ni min­na­cık bir be­bek­mi­şim. Şu an beş to­run sa­hi­bi­yim. Ama ina­nın ben de ge­çen gün ab­lam­dan öğ­ren­dim. Ha­ni bay­ram gel­di­ğin­de do­lap­lar et­ler­le do­lup ta­şar ya. Ab­lam bun­la­rı gö­rün­ce iç çe­ke­rek an­lat­tı... Ben de bu ya­şan­mış acı ve çi­le do­lu gün­le­ri Ha­ya­tım Ro­man’a an­lat­ma­ya ka­rar ver­dim. Biz­ler tü­tün­le uğ­ra­şan çift­çi­ler­dik. Yo­ru­cu ama çok ke­yif­li zevk­li bir iş­tir. Bü­tün ai­le­nin uğ­ra­şı­sı bu­dur. Tü­tün eki­mi ol­sun, tü­tün diz­me­si ol­sun bü­tün ai­le fert­le­ri bi­lir. Ay­rı­ca ai­le­den adam yet­me­yin­ce iş­çi de ça­lış­tı­rı­lır. İş­te o yıl da yi­ne böy­le bir tü­tün ekim işi­nin so­nu­na ge­lin­miş­tir. Ama is­ter­se­niz olay­dan ön­ce ola­yın geç­ti­ği evin du­ru­mu­nu bir­kaç cüm­le­de an­la­ta­yım. Ev­de üç ai­le bir­lik­te kal­mak­ta­dır. Üs­te­lik evin iki oğ­lu bir­bi­riy­le ba­ca­nak du­ru­mun­da­dır. Ya­ni ikin ge­lin bir­bi­ri­nin kar­de­şi­dir. Be­nim de ha­lam olur­lar. Tü­tün eki­mi sı­ra­sın­da iki kar­deş tar­la­ya gi­de­mez. Bun­lar­dan bi­rin­ci­si bü­yük ge­lin. Git­me­me­si­nin se­be­bi ha­mi­le olu­şu. Di­ğe­ri de bü­yük ge­li­nin ka­yın bi­ra­de­ri. Ya­ni tar­la­da tü­tün eki­mi­ne gi­den ge­li­nin ko­ca­sı. Onun git­me­me­si­nin se­be­bi de şe­ker has­ta­sı ol­ma­sı. Ge­le­lim ya­şa­nan ola­ya... Tü­tün eki­mi­nin son gü­nü­dür. Ka­yın­pe­der çar­şı­dan al­dı­ğı bir­kaç ki­lo eti eve ge­ti­re­rek ge­li­ne der ki: -Kı­zım bu­gün na­sip­se işin so­nu­na gel­dik. Ça­lı­şan­la­ra şöy­le gü­zel bir zi­ya­fet ve­re­lim. Sen ye­mek vak­ti­ne ka­dar bu et­le­ri pi­şi­ri­ver. Ge­li­ni du­ru­mun­da­ki ha­lam da ka­yın­pe­de­ri­nin elin­den al­dı­ğı et­le­ri mut­fa­ğa bı­ra­kır. He­le kü­çük ço­cu­ğun kar­nı­nı do­yur­sun, be­zi­ni de­ğiş­tir­sin de ar­dın­dan ye­mek yap­ma­ya baş­la­sın. Böy­le dü­şün­mek­te­dir. Ta­bi­i ka­yın­pe­der eti eve bı­ra­kıp tar­la­ya gi­der. Az son­ra ya­şa­na­cak olan­lar ki­min ak­lı­na ge­lir? Kim tah­min ede­bi­lir? Ço­cu­ğun te­miz­li­ği­ni ya­pıp kun­da­ğa sa­ran, kar­nı­nı do­yu­ran ge­lin mut­fa­ğa ge­çer ve et­le­ri ufak ufak doğ­ra­ma­ya baş­lar. Ken­di­ne gö­re kim bi­lir na­sıl bir ye­mek ya­pa­cak­tır? Bel­ki tas ke­ba­bı tü­rü, bel­ki haş­la­ma tü­rü bi­lin­mez... Bu es­na­da şe­ker has­ta­sı ol­du­ğu için tar­la­ya git­me­yen ama köy kah­ve­sin­de oya­la­nan ka­yın­bi­ra­der Ha­lil acık­mış ola­rak eve ge­lir. Na­sıl ol­sa ay­nı ev­de kal­dık­la­rı için so­run ol­maz. Mut­fak­ta et ye­me­ği yap­mak­ta olan ge­li­ni gö­rün­ce so­rar: - Oo­o o et­ler de ne­yin ne­si? -Ka­yın­ba­bam ge­tir­di. Tü­tün eki­mi­nin so­nu­na ge­lin­miş. İş­çi­le­re zi­ya­fet ve­re­cek­miş de... Şe­ker has­ta­sı olan ka­yın­bi­ra­der, ay­nı za­man­da eniş­te­si olan Ha­lil, oca­ğa ko­nul­muş ve piş­mek­te olan etin ne­fis ko­ku­su­na da­ya­na­maz. Za­ten şe­ker has­ta­sı ol­du­ğu için aç­lık zir­ve­ye çık­mış si­nir­le­ri ge­ril­miş­tir. Der ki bal­dı­zı­na: -Öy­le acık­tım ki da­ya­na­mı­yo­rum. O pi­şen et­ten şöy­le bir ta­bak dol­dur da kar­nı­mı do­yu­ra­yım. Ha­lam, hem eniş­te­si­nin za­ra­rı­na ola­ca­ğı için hem de iş­çi­le­rin eti­nin ye­nil­me­si ha­lin­de ka­yın­pe­de­rin­den azar işi­te­ce­ği için der ki: -Eniş­te! Ba­bam tem­bih et­ti. “Ke­sin­lik­le kim­se­ye ver­me! İş­çi­le­re yet­mez­se mah­cup olu­ruz” de­di. O ba­kım­dan ve­re­mem. Hem sa­na za­rar­lı bu. Ben sa­na iki da­ki­ka baş­ka bir şey ha­zır­la­ya­yım. Ha­lam böy­le söy­le­me­si­ne söy­ler ama kar­şı­sın­da ye­me­ğe çok düş­kün, ay­nı za­man­da aç­lık­tan gö­zü dön­müş, si­nir sis­te­mi al­lak bul­lak ol­muş eniş­te­si var­dır. Üs­te­lik etin ko­ku­su da mis gi­bi oda­ya ya­yıl­mış, du­rur mu hiç? Is­rar et­miş ha­la­ma: -Se­ni il­gi­len­dir­mez ba­na do­ku­nup do­kun­ma­ya­ca­ğı. Sen ba­na bir ta­bak ve­re­cek­sin. İş­te o ka... Ha­lam ka­yın­pe­de­rin­den işi­te­ce­ği aza­rı iyi bil­di­ğin­den, ne olur­sa ol­sun bu et­ten ona ver­me­me­li­yim di­ye dü­şün­mek­te­dir. Ama eniş­te­si ve ay­nı za­man­da ka­yın­bi­ra­de­ri de ıs­ra­rı­nı sür­dü­rür. Mut­fak­ta eniş­te bal­dız bir ta­bak et için ağız da­la­şı­na baş­lar­lar. Ni­ha­yet iş ina­da bi­ner. İş­te o za­man aç­lık­tan gö­zü dön­müş ka­yın­bi­ra­der Ha­lil öf­key­le hay­kı­rır: -Ben de o eti al­maz­sam ba­na da Ha­lil de­me­sin­ler. Gö­rür­sün sen az son­ra! (De­va­mı ya­rın) Yazışma adresi: Türkiye Gazetesi İhlas Medya Plaza 29 Ekim Caddesi, 34197 Yenibosna/İstanbul Faks: (0212) 454 31 00
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT