BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ka­pı­dan gi­ren a­da­mı ta­nı­mış­tı

Ka­pı­dan gi­ren a­da­mı ta­nı­mış­tı

Tan­sel, İz­mir’e iner in­mez he­men ak­ra­ba­la­rı­nın Bor­no­va’da­ki ev­le­ri­ne git­ti. Ge­ce on­lar­la has­ret gi­der­dik­ten son­ra yor­gun­lu­ğu­nu da ba­ha­ne ede­rek er­ken­den yat­tı.



Tan­sel, İz­mir’e iner in­mez he­men ak­ra­ba­la­rı­nın Bor­no­va’da­ki ev­le­ri­ne git­ti. Ge­ce on­lar­la has­ret gi­der­dik­ten son­ra yor­gun­lu­ğu­nu da ba­ha­ne ede­rek er­ken­den yat­tı. Sa­bah­le­yin Ege Üni­ver­si­te­si Has­ta­ne­si­ne gi­de­rek iş­le­ri­ni hal­let­mek için işe gi­riş­ti. Gö­rüş­me­le­ri­ni bi­tir­dik­ten son­ra es­ki ho­ca­la­rı­nı zi­ya­ret et­ti. Öğ­le ol­muş­tu. Has­ta­ne­nin ka­fe­ter­ya­sı­na gi­dip bir şey­ler ye­mek is­te­di. Ka­fe­ter­ya­dan içe­ri gi­rin­ce ka­la­ba­lı­ğı gö­rüp bir ke­nar­da bek­le­me­ye baş­la­dı. Bi­raz sa­kin­leş­tik­ten son­ra ye­me­ği­ni al­ma­yı dü­şün­müş­tü. Otur­du­ğu yer­den et­ra­fı­nı sey­re­di­yor­du. Bir­den ka­pı­dan içe­ri gi­ren uzun boy­lu, kum­ral, saç­la­rı ha­fif kır­laş­mış genç ada­mı gör­dü. Göz­le­ri­ni kı­sa­rak bak­tı bir müd­det. Ta­nı­mış­tı Akif’i. Yü­re­ği­nin hız­la at­tı­ğı­nı his­set­ti. Ye­rin­den kal­kıp genç ada­mın ya­nı­na yak­laş­tı: - Akif? Sen­sin de­ğil mi? Be­ni ha­tır­la­dın mı? Genç dok­tor dik­kat­le bak­tı bu kı­sa boy­lu, se­vim­li ka­dı­nın yü­zü­ne. Yüz hat­la­rı ger­gin­leş­miş­ti. Bir­den bir ay­dın­lık gel­di yü­zü­ne: - Tan­sel, Tan­sel Ha­nım, mer­ha­ba! Tan­sel, sa­mi­mi­yet­le gü­lüm­se­di Akif’e: - Uzun za­man ol­du Akif, bu­ra­da ol­du­ğu­nu duy­muş­tum ama emin de­ğil­dim. Na­sıl­sın? Omuz­la­rı­nı kal­dır­dı Akif: - Gör­dü­ğün gi­bi, ça­lı­şı­yo­ruz iş­te. İyi­yim. Ye­me­ğe mi gel­din? - Evet, kar­nım acık­tı, bir şey­ler yi­ye­yim de­miş­tim. İzin ve­rir­sen se­nin­le otu­ra­yım. Akif omuz­la­rı­nı kal­dır­dı: - Ta­bi­i, gel şu ta­ra­fa gi­de­lim. Sen de al ye­me­ği­ni. Bi­raz son­ra tep­si­le­ri­ni al­mış­lar, uzak bir ma­sa­ya doğ­ru yö­nel­miş­ler­di. Akif, Tan­sel’in otur­ma­sı­na yar­dım et­tik­ten son­ra ken­di­si de kar­şı­sı­na geç­ti: - Ee­e, ha­yır­dır, ne işin var bu­ra­da? - Ba­zı iş­ler iş­te. Baş­he­kim gö­rev­len­dir­di. Gel­miş­ken ho­ca­la­rı­mı da gö­re­yim de­miş­tim. Sen ne ya­pı­yor­sun? İh­ti­sas bit­ti her­hal­de? - Evet, ge­çen se­ne do­çent ol­dum. Bil­di­ğin gi­bi, bu­ra­da ya­şa­yıp gi­di­yo­ruz iş­te. Tan­sel ye­me­ğin­den bir lok­ma al­dı: - Biz­le­ri unut­tun Akif, bir sa­at­lik yol Sa­lih­li, hiç gel­me­din. Akif’in yü­zü bu­lut­lan­dı: - Ben ora­ya ge­le­mem Tan­sel, bi­li­yor­sun! Dok­tor Ha­nım acı bir şe­kil­de gü­lüm­se­di: - Onu gö­rü­yo­rum, çok bü­yü­dü, oku­la baş­la­dı. Bu­ra­ya gel­me­den ön­ce be­ra­ber­dim. Öy­le se­vim­li ol­du ki... Akif yut­kun­du. Önü­ne bak­tı. Bu ko­nu­dan hoş­lan­ma­dı­ğı bel­liy­di... DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT