BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İs­la­mi­yet Af­ri­ka’ya bu kent­ten ya­yıl­dı

İs­la­mi­yet Af­ri­ka’ya bu kent­ten ya­yıl­dı

“2009 İs­lam Kül­tür Baş­ken­ti” se­çi­len ve 670’te sa­ha­be­ler­den Uk­be bin Na­fi ta­ra­fın­dan ku­ru­lan Kay­re­van ­şeh­ri, Müs­lü­man­lar i­çin Mek­ke, Me­di­ne ve Ku­düs, Şam, Bağ­dat, Bu­ha­ra gi­bi en mu­kad­des kent­ler­den bi­ri



BİZ­DEN BİR ÜL­KE TU­NUS -3- Ha­zır­la­yan: Hay­ret­tin Tu­ran ­SÜ­TUN OR­MAN­INA HOŞ GEL­Dİ­NİZ Kay­re­van’ın “İs­lam Kül­tür Baş­ken­ti” se­çil­me­si te­sa­dü­fi de­ğil. Zi­ra İs­lam­lı­ğın er­ken dö­nem­le­ri­ne ait önem­li ya­pı­lar­dan bi­ri olan Sey­di Uk­ba Ca­mi­i bu ken­te ku­rul­muş­tur. 670’de Ku­zey Af­ri­ka fa­ti­hi Uk­be bin Na­fi hazretleri ta­ra­fın­dan yap­tı­rı­lan ca­mi­nin mi­na­re­si ise 724-727 yıl­la­rın­da­ki ye­ni­le­me sı­ra­sın­da ek­len­miş. Mi­ma­ri de­hâ­lar ba­rın­dı­ran ca­mi­nin ha­rem bö­lü­mü, kıb­le­ye dik 17 nef­le kıb­le du­va­rı­na pa­ra­lel bir nef­ten oluş­muş. Bir­bi­rin­den sü­tun­lar­la ay­rı­lan nef­ler bir sü­tun or­ma­nı­nı an­dır­mak­ta. Zen­gin süs­le­me­li sü­tun baş­lık­la­rı es­ki Kar­ta­ca şeh­ri­nin ka­lın­tı­la­rın­dan top­lan­mış. Sü­tun­lar da Ro­ma dö­ne­mi ya­pı­la­rın­dan alın­mış. Ya­pı­nın si­met­rik pla­nı, ana ek­sen üze­rin­de bu­lu­nan iki kub­be ile da­ha be­lir­gin kı­lın­mış. Av­lu­yu ke­mer­li bir re­vak çev­re­le­mek­te­dir. Mi­na­re, Ku­zey Af­ri­ka’ya öz­gü ka­re plan­lı mi­na­re­le­rin ti­pik bir ör­ne­ği... Kay­re­van... Bun­dan 1338 yıl ön­ce Pey­gam­be­ri­mi­zin sa­ha­be­le­rin­den Hz. Uk­be bin Na­fi ta­ra­fın­dan ku­rul­du bu şeh­rin öne­mi Af­ri­ka kı­ta­sın­da in­şa edi­len ilk ca­mi­nin bu­ra­da bu­lun­ma­sı. İs­la­mi­yet Af­ri­ka’ya bu­ra­dan ya­yıl­dı. “2009 İs­lam Kül­tür Baş­ken­ti” se­çi­len Kay­re­van, önü­müz­de­ki yıl İs­lam me­de­ni­ye­ti­nin bir gös­ter­ge­si ola­rak çe­şit­li kül­tü­rel fa­ali­yet­le ev sa­hip­li­ği ya­pa­cak. Bu özel şe­hir­de ger­çek­leş­ti­ri­le­cek pro­je­le­re baş­ta Pa­ris’te­ki Ins­ti­tut du Mon­de Ara­be (Arap Dün­ya­sı Ens­ti­tü­sü) ol­mak üze­re Lüb­nan, Fas, Ür­dün, Fran­sa, İs­pan­ya, Ce­za­yir, Mı­sır ve Su­ri­ye kat­kı sağ­la­dı. Ser­gi­le­re açı­la­cak, sem­poz­yum­lar dü­zen­le­ne­cek... Ser­gi­le­ne­cek eser­ler ara­sın­da­ki ta­ri­hî do­kü­man­la­rın, zi­ya­ret­çi­le­rin bü­yük il­gi­si­ni çek­me­si bek­le­ni­yor. YA RAB­Bİ! ÖNÜM­DE DE­NİZ OL­MA­SAY­DI Hz. Mu­avi­ye za­ma­nın­da İf­rî­kıy­ye (Ku­zey Af­ri­ka) va­li­li­ği yap­mış olan ve Tu­nus’ta Kay­re­van şeh­ri­ni in­şa eden meş­hur mü­ca­hit Hz. Uk­be b. Na­fi, Ye­zid’in ha­li­fe­li­ği­nin ilk yıl­la­rın­da ikin­ci de­fa Ku­zey Af­ri­ka va­li­li­ği­ne ta­yin edil­miş­ti (62/682). Uk­be, Kay­re­van’a va­rır var­maz or­du­su­nu to­par­la­yıp Müs­lü­man­lar­la sü­rek­li sa­vaş ha­lin­de olan Bi­zans­lı­lar­la şid­det­li çar­pış­ma­la­ra gi­riş­ti. Ci­hat ha­re­kâ­tı­nı ke­sin­ti­siz sür­dü­ren Hz. Uk­be b. Na­fi, ba­tı­ya doğ­ru iler­le­ye­rek Tan­ca ci­va­rın­da At­las Ok­ya­nu­su’na da­yan­dı. İş­te o za­man şu ta­ri­hi sö­zü­nü söy­le­di: “Ya Rab­bi! Eğer önü­me çı­kan şu de­niz ol­ma­say­dı, se­nin yo­lun­da ci­hat ede­rek da­ha ile­ri gi­der­dim!” Da­ha son­ra bi­ze tah­sis edi­len özel ara­ba­lar­la Ga­bes şeh­ri­ne doğ­ru yo­la çı­kı­yo­ruz. Bu­ra­sı renk­li bir et­nik ya­pı­ya sa­hip. Yol ke­nar­la­rı uzun pal­mi­ye ağaç­la­rıy­la kap­lı, çev­re ise zey­tin ve hur­ma bah­çe­le­riy­le. Yol bo­yun­ca, ki­lo­met­re­ler­ce de­vam eden zey­tin­lik­ler­le kar­şı­la­şı­yo­rum. Her ta­raf yem­ye­şil, zey­tin­lik­ler­le do­lu. Tu­nus’un çöl­le öz­deş­le­şen ima­jı de­ği­şi­yor zih­nim­de. HER MİL­LET­Tİ KEN­Dİ­NE ÇE­Kİ­YOR Tu­nus’un üçün­cü bü­yük şeh­ri Su­sa. Ay­nı za­man­da önem­li bir li­man ken­ti. Çar­şı ve kum­sal­la­rıy­la tu­rist­le­rin göz­de­si bir şe­hir. Ro­ma, Os­man­lı ve Arap kül­tür­le­ri­nin iz­le­ri­nin gö­rül­dü­ğü şe­hir­de ge­zi­lip gö­rü­le­cek çok yer var. To­ze­ur’a da hak­sız­lık et­me­mek ge­re­ki­yor bu ara­da. Kent ile ül­ke­nin ge­ri ka­la­nı­nı ayı­ran et­ki­le­yi­ci tuz çö­lün­den ge­çen tu­rist­le­rin ye­rin­de son 8 bin yıl­dır ta­cir­ler ve ker­van­lar ek­sik de­ğil­di. Ül­ke­nin pek çok kent mer­ke­zi­ni (me­di­na’sı­nı) oluş­tu­ran la­bi­rent To­ze­ur’da en zor im­ti­ha­nıy­la çı­kı­yor zi­ya­ret­çi­le­ri­nin kar­şı­sı­na. Bu­ra­da ev­ler açık renk de­ğil, kah­ve­ren­gi top­rak tuğ­la­lar­dan örül­müş. So­kak­lar sa­pak ver­me­den uzun bir me­sa­fe kat edi­yor ve bir yan­lış­tan ge­ri­ye dön­me­yi iyi­ce zor­laş­tı­rı­yor. UR­FA Gİ­Bİ BOL ACI­LI SE­Vİ­YOR­LAR Yö­re­sel kı­ya­fet­le­rin ve ta­kı­la­rın ser­gi­len­di­ği Dar Che­ra­iet Mü­ze­si... Yol­la­rı tek­rar­dan ge­çe­rek To­ze­ur’un şe­hir mer­ke­zin­de­ki Dar Che­ra­iet Mü­ze­si­ne ge­li­yo­ruz. Bu­ra­sı bi­ze es­ki­den na­sıl ya­şan­dı­ğı­na da­ir epey bir fi­kir ve­ri­yor. Bi­na, Os­man­lı ha­ki­mi­ye­ti sı­ra­sın­da şeh­ri yö­ne­ten Os­man­lı be­yi­nin eviy­miş. Çok et­ki­le­yi­ci bir mi­ma­ri­si var­dı. Özel­lik­le stük de­ni­len du­var ve ta­van iş­le­me­le­ri çok et­ki­le­yi­ciy­di. Tu­nus mut­fa­ğı hak­kın­da bir fi­kir ver­mek is­te­rim. Tu­nus­lu, bi­zim Gü­ney­do­ğu böl­ge­mi­zin da­mak zev­ki­ne sa­hip. Ye­mek­ler­de acı çok tü­ke­ti­li­yor. Di­ğer ta­raf­tan de­niz ürün­le­ri çok bol ve hay­li ucuz. BİT­Tİ ZA­LİM RO­MA­LI­LA­RIN DEV ARE­NA­SI El-Cem de­ni­len yer­de dev bir ta­ri­hî eser­le kar­şı­la­şı­yo­ruz. He­men gö­ze çar­pan Ro­ma am­fi ti­yat­ro­su, 5. yüz­yı­la ka­dar dö­vüş­ler için kul­la­nıl­mış. Şim­di çe­şit­li fes­ti­val­le­re ev sa­hip­li­ği ya­pı­yor. Ku­zey Af­ri­ka’da­ki bu en bü­yük Ro­ma anı­tı, bü­yük­lü­ğüy­le de İtal­ya’nın baş­ken­ti Ro­ma’da­ki Ko­los Se­um’un ti­pik bir ben­ze­ri gi­bi. 30 bin ki­şi­lik iz­le­yi­ci ka­pa­si­te­si­ne sa­hip am­fi ti­yat­ro mer­di­ven­le­ri, ke­mer­le­ri ve yer al­tı hüc­re­le­riy­le tu­rist­le­rin bü­yük il­gi­si­ni çe­ki­yor. SU­SA Lİ­MAN KEN­TİN­DE­Kİ SURLARIN SIR­RI Bir li­man ken­ti olan çe­şit­li kül­tür­le­ri ba­rın­dı­ran Su­sa’nın es­ki mer­ke­zi du­var­lar­la çev­ri­li, iç ka­le ve Ulu Ca­mi ol­du­ğu gi­bi du­ru­yor. He­men gi­ri­şin­de 9. yüz­yıl­dan kal­ma bü­yük ca­mii kö­şe ku­le­le­ri gö­rül­me­ye de­ğer. Kö­şe, güç­lü du­var­la­rıy­la dı­şa­rı­dan ba­kıl­dı­ğın­da da­ha çok bir ka­le­yi an­dı­rır. İçe­ri­de ise, sı­ra sı­ra ke­mer­le­rin di­zil­di­ği av­lu par­lak mer­mer­ler­le kap­lan­mış­tır. ­BİR İ­LE­Rİ KA­RA­KOL: Rİ­BAT KA­LE­Sİ 8. yüz­yıl­dan kal­ma Ri­bat Ka­le­si, dö­ne­min­de İs­lam me­de­ni­ye­ti­nin en ö­nem­li şe­hir­le­rin­den sa­yı­lan Kay­re­van şeh­ri­ni ko­ru­mak i­çin sı­nır boy­la­rın­da göz­cü­lük a­ma­cıy­la ku­ru­lan bir i­le­ri ka­ra­kol­dur. Ön­ce­le­ri as­kerî a­maç­lar­la ku­ru­lan Ri­bat, ar­dın­dan bas­kın­lar sı­ra­sın­da bü­yük bir kö­yün hal­kı­nı dı­şa­rı­dan yar­dım al­ma­dan bir­kaç haf­ta bes­le­ye­bi­le­cek bü­yük­lü­ğe u­laş­tı. PAL­Mİ­YE­LER VE MİS KO­KU­LU YA­SE­MİN­LER... Ham­ma­met ile Na­bul ara­sın­da uza­nan al­tın sa­rı­sı kum­lar, ül­ke­nin en gü­zel plaj­la­rı ara­sın­da öne çı­kar. Pal­mi­ye­ler, por­ta­kal ağaç­la­rı ve mis ko­ku­lu ya­se­min­ler tur­ku­vaz renk­li, ılık su­lar ve sı­ğ kum­sal­lar et­ki­le­yi­ci bir gü­zel­lik ser­gi­ler. Ham­ma­met bu­gün kör­fez­de di­zil­miş yü­zü aş­kın ote­liy­le tam bir ta­til bel­de­si ha­li­ne gel­miş­tir. Otel­le­rin ço­ğu az kat­lı ve es­ki ya­pı­lar­dır.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 107773
    % 0.53
  • 3.5051
    % -0.31
  • 4.1209
    % -0.25
  • 4.5195
    % -0.09
  • 145.088
    % -0.12
 
 
 
 
 
KAPAT