BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > A­ta­türk ve Os­man­lı’yı ­bir­lik­te ku­cak­la­ma­lı­yız

A­ta­türk ve Os­man­lı’yı ­bir­lik­te ku­cak­la­ma­lı­yız

Bu­gün de­mok­ra­si­miz, Ko­pen­hag kri­ter­le­ri­ni res­men ka­bûl et­ti­ği­miz hal­de, mü­kem­mel­li­ğe eriş­miş de­ğil­dir. Os­man­lı ile Ata­türk’ü bir­lik­te ku­cak­la­mak, den­ge­le­mek ge­re­kir. Bü­yük Tür­ki­ye bu şe­kil­de olu­şa­bi­lir.



İkili münasebetlere önem veren Ata­türk, İs­tan­bul’da İn­gil­te­re Kra­lı Ed­ward ile... HEDEF AYNI ÇİZGİ Sul­tan Se­lîm’in, Sul­tan Mah­mûd’un, Re­şid Pa­şa’nın, Sul­tan Ab­dül­ha­mîd’in, ni­ha­yet en ra­di­kal­le­ri olan Ata­türk’ün re­form, ıs­la­hat, tanzimat, devrim, inkılap ve ihtilali çağ­daş uy­gar­lık çiz­gi­sini elde etmek için yapıldı. Ata­türk, İn­gil­te­re ve Fran­sa ile it­ti­fa­kın bü­tün ge­rek­le­ri­ni ye­ri­ne ge­tir­di. Bir­le­şik Ame­ri­ka’ya il­gi­si ve sem­pa­ti­si var­dı. An­cak Bir­le­şik Ame­ri­ka o yıl­lar­da Av­ru­pa an­laş­maz­lık­la­rı­na bu­laş­mak is­te­mi­yor­du. Ro­ose­velt baş­kan se­çil­miş ve 1929 ta­ri­hin en bü­yük eko­no­mik kri­zin­den ba­şa­rı ile he­nüz çık­mış­tı. Bi­rin­ci Ci­han Sa­va­şı’nda müt­te­fi­ki­miz Al­man ko­mu­tan­la­rı ile ge­çi­ne­me­yen Ata­türk, Hit­ler Al­man­ya­sı’na, İm­pa­ra­tor­luk Al­man­ya­sı’ndan bi­le da­ha şüp­he­li ba­kı­yor­du. 1938 dün­ya­sı­nın en ge­liş­miş tek­ni­ği, tek­no­lo­ji­si, sa­na­yi­i, il­mi, kül­tü­rü, fel­se­fe­si, el­bet­te mü­zi­ği, fi­zi­ği, kim­ya­sı Al­man­ya’da idi. Dev­rin en sü­per si­lâh­la­rı bi­le -Ver­say an­laş­ma­sı­nın bü­tün ya­sak­la­rı­na rağ­men- Al­man­ya’da bu­lu­nu­yor­du. Hit­ler, dün­ya­nın en de­ğer­li kur­may­la­rı sa­yı­lan ge­ne­ral­le­rin bü­yük kıs­mı­nı or­du­dan çı­kar­mak­la be­ra­ber, Al­man su­ba­yı ve kur­ma­yı, hâ­lâ dün­ya bi­rin­ci­si idi. Tür­ki­ye’de bu Al­man as­ker­lik sis­te­mi im­pa­ra­tor­luk­tan dev­ra­lı­na­rak-1871’den iti­ba­ren ge­çer­li idi (1945’ten son­ra hız­la ABD sis­te­mi­ne geç­tik). DÜNYA HARBİNİ TAHMİN ETTİ Ata­türk, Al­man­ya’nın bu par­lak­lı­ğı­na kan­ma­dı. Enin­de so­nun­da ye­ni bir ci­han sa­va­şı çı­kar­ta­ca­ğı­nı ke­sin­lik­le bi­li­yor­du. Bu sa­vaş­ta da ye­ni­le­ce­ği­ne ke­za emin­di. Hit­ler’le kar­şı­lık­lı say­gı­la­rı­na ha­lel gel­me­di. Fa­kat Ata­türk, Hit­ler mil­li­yet­çi (da­ha doğ­ru­su ırk­çı) sos­ya­liz­mi­ni hiç sev­me­di ve uy­gu­la­ma­dı. An­cak Al­man­ya’nın Av­ru­pa’da sa­vaş çı­kar­ta­ca­ğı hak­kın­da­ki doğ­ru ka­na­ati, Ata­türk’ü de­mok­ra­si­de da­ha ra­di­kal adım­lar at­mak­ta ya­vaş­lat­mış ola­bi­lir. Mo­nar­şist par­ti­ler bi­le ku­ru­la­bi­lir di­ye­cek ka­dar de­mok­ra­si­yi se­vi­yor­du. Ang­lo-Sak­son de­mok­ra­si­si ve Fran­sız kül­tü­rü, bü­tün Ye­ni Os­man­lı­lar/Jön Türk­ler gi­bi Ata­türk’ün de mak­bu­lü­dür. An­cak de­ğil mo­nar­şist par­ti, mu­ha­le­fet par­ti­si bi­le ku­ra­ma­dan çok er­ken ha­ya­tı­nı ta­mam­la­dı. Bu­gün de de­mok­ra­si­miz, Ko­pen­hag kri­ter­le­ri­ni res­men ka­bûl et­ti­ği­miz hal­de, mü­kem­mel­li­ğe eriş­miş de­ğil­dir. Os­man­lı ile Ata­türk’ü bir­lik­te ku­cak­la­mak, den­ge­le­mek ge­re­kir. Bü­yük Tür­ki­ye bu şe­kil­de olu­şa­bi­lir. Hem Os­man­lı düş­man­la­rı­nı, hem Ata­türk düş­man­la­rı­nı, çağ­la­rı geç­miş in­san­lar ola­rak dü­şün­mü­şüm­dür. 1938’de öl­me­yip hiç ol­maz­sa 1948’e ka­dar ya­şa­sa idi Ata­türk’ün bam­baş­ka, çok da­ha ge­liş­miş bir Tür­ki­ye bı­ra­ka­ca­ğın­dan ke­sin­lik­le emi­nim. Ba­zı bağ­naz­la­rı­mı­zın san­dı­ğı gi­bi 1938’de mis­yo­nu­nu ta­mam­la­mış de­ğil­dir. Sü­rek­li re­form­lar­la muâ­sır me­de­ni­yet se­vi­ye­si­ne ulaş­mak ka­bil­dir. Sta­tü­ko, çok nü­fus­lu yok­sul ül­ke­ler ti­pi oluş­tu­rur. Bağ­naz­la­rın har­cı­dır. Dur­mak, ge­ri­le­mek ka­dar teh­li­ke­li­dir. Ya te­rak­kî ya in­hi­tât slo­ga­nı doğ­ru­dur. TÜRKİSTAN’I ASLA UNUTMADI Ata­türk, Ko­mü­nist Rus­ya ile iyi ge­çi­ne­rek, Rus teh­li­ke­si­ni ön­le­miş­tir. Rus­ya’nın bir Av­ru­pa har­bi çı­kart­ma­dan Tür­ki­ye’ye za­rar ve­re­me­ye­ce­ği çiz­gi­si­ne ge­lin­di­ği za­man yü­zü­nü ta­viz­siz şe­kil­de Ba­tı’ya çe­vir­di. 1000 yıl­dan be­ri yö­nü­mü­zün Ba­tı ol­du­ğu­nu, 200 yıl­dan be­ri de Av­ru­pa’yı ör­nek al­dı­ğı­mı­zı bi­li­yor­du. Os­man­lı as­ke­rî eği­ti­mi, Fran­sa’da, Al­man­ya’da ne ise ay­nı çiz­gi­de idi. Ata­türk, Or­ta As­ya’yı, Tür­kis­tan’ı as­la unut­ma­dı. Bir ne­sil Or­ta As­ya ile otu­rup kalk­tı. Ora­la­rı ise Rus iş­ga­lin­de idi. Kül­tür yo­lu ile ba­ba va­ta­nı­mız­la iliş­ki­le­ri­mi­zi sağ­la­mak, ge­liş­tir­mek için her şe­yi yap­tı. Sov­yet re­ji­mi­nin ve fe­de­ras­yo­nu­nun ebe­dî ol­ma­dı­ğı­nı, o çap­ta bir dev­let ada­mı­nın kes­ti­re­me­me­si im­kân dı­şı­dır. Ama ön­gö­rü­den mah­rum ka­fa­lar, Türk kül­tür bir­li­ği ve ya­kın­laş­ma­sı de­mek olan Tu­ran ide­ali ile alay et­miş­ler­dir. Yam­yam­la­ra la­yık gör­dük­le­ri ba­ğım­sız­lı­ğı bi­zim dı­şı­mız­da ka­lan Türk­le­re çok gör­müş­ler­dir. Türk de­yip ne­fes alan, Ga­zi’lik­ten Ata­türk’lü­ğe ge­çen pa­şa­mız, bu ide­al­den sap­ma­dı. Ar­ka­da­şı En­ver gi­bi ge­ri ze­kâ­lı va duy­gu­suz ol­ma­dı­ğı için, Tu­ran’ı ger­çek­leş­tir­me­nin sa­vaş­la müm­kün ol­ma­dı­ğı­nı bi­li­yor­du. An­cak Av­ru­pa’da ve As­ya’da bü­tün ge­liş­me­le­ri can­dan iz­li­yor, her de­ği­şik­lik­te Türk’ün ve Tür­ki­ye’nin men­fa­at­le­ri­ni göz­lü­yor­du. İLKELERİ BUGÜN DE GEÇERLİ Za­man çok de­ğiş­ti. 60 dev­let­li 1930’lar dün­ya­sı ile 200 dev­let­li 2000’ler dün­ya­sı ara­sın­da “dün­ya ka­dar” fark var. Bu­nun­la be­ra­ber Ata­türk’ün dış po­li­ti­ka­da iz­le­di­ği il­ke­le­rin önem­li bir kıs­mı bu­gün de ge­çer­li­dir. Re­şid Pa­şa’nın koy­du­ğu il­ke­le­rin de bü­yük kıs­mı hük­mü­nü ic­ra edi­yor, hiç de­ğil­se dü­şü­nül­me­ye de­ğer un­sur­lar içer­mek­te­dir. Dış po­li­ti­ka­lar ça­buk dav­ran­ma­yı ge­rek­ti­ren ge­liş­me­ler­le do­lu­dur. An­cak dış po­li­ti­ka­la­rın fel­se­fe­si, fi­kir ör­gü­sü, uzun va­de­li he­def­le­ri de var­dır. Bu­na mil­lî he­def­ler di­yo­ruz. Re­şid Pa­şa, Ata­türk gi­bi bü­yük dâ­hî­ler­ce in­şa edil­miş sis­tem­ler­dir. Bi­zim mil­lî he­de­fi­miz, dış po­li­ti­ka­da da, iç po­li­ti­ka­da da muâ­sır me­de­ni­yet se­vi­ye­si­ne, bu­gün­kü de­yiş­le çağ­daş uy­gar­lık dü­ze­yi­ne ulaş­mak­tır. Ata­türk ta­ra­fın­dan bu üç ke­li­me ile özet­len­miş­tir. Sul­tan Se­lîm’in, Sul­tan Mah­mûd’un, Re­şid Pa­şa’nın, Sul­tan Ab­dül­ha­mîd’in, ni­ha­yet en ra­di­kal­le­ri olan Ata­türk’ün re­form, ıs­la­hat, tan­zi­mat, dü­zen­le­me, ye­ni­leş­me, dev­rim, in­kı­lâp, ih­ti­lâl ne der­se­niz de­yi­niz hiç de­ğiş­mez, bü­tün atı­lım­la­rı iş­te bu çiz­gi­yi el­de et­mek için ya­pıl­dı. Baş­ka hiç­bir şey için ya­pıl­ma­dı. Han­gi çiz­gi? Tek­rar ede­yim: Çağ­daş uy­gar­lık çiz­gi­si. HEDEFİ PAS GEÇTİK Bi­raz ifa­de­yi aça­yım: Her çağ­da, her kı­sa dö­nem için­de dün­ya­nın en yük­sek uy­gar­lık dü­ze­yi bü­tün alan­lar­da ne ise, on­dan ge­ri kal­ma­mak... Mil­lî kül­tü­rü­mü­zü ko­ru­mak, sak­la­mak, sa­hip çık­mak, ge­liş­tir­mek, bü­yük dün­ya kül­tür­le­ri­nin ge­ri­si­ne dü­şür­me­mek şar­tıy­la... Ma­o gi­bi kül­tür ih­ti­lâ­li ile çağ­daş uy­gar­lık dü­ze­yi­ne ula­şıl­maz. Çağ­daş de­mok­ra­si ol­ma­yın­ca da çağ­daş uy­gar­lık el­de edil­mez. Ata­türk, Tür­ki­ye’nin bu çiz­gi­ye on yir­mi yıl için­de ula­şa­ca­ğı­nı tah­min et­ti. Hat­tâ bi­raz uzun­ca, nor­mal bir ha­yat ya­şa­ya­bil­se idi, ken­di­si de gö­re­cek­ti. Ata­türk ma­ale­sef ya­nıl­dı. Ata­türk, Ata­türk di­ye­rek, re­sim­le­ri hey­kel­le­ri ile do­na­ta­rak, Ata­türk’ün tek he­de­fi­ni pas geç­tik. Ata­türk’ten son­ra ne fır­sat­lar ka­çır­dı­ğı­mı­zın ras­yo­nel, il­mî ta­ri­hi he­nüz ya­zıl­ma­dı. Ne yap­tı isek, çağ­daş uy­gar­lık çiz­gi­si­ne eri­şe­me­dik. O çiz­gi, git­tik­çe yük­sel­di, uzak­laş­tı.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT