BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Pı­rıl pı­rıl bir ­ço­cuk ye­tiş­tir­di­niz”

“Pı­rıl pı­rıl bir ­ço­cuk ye­tiş­tir­di­niz”

Oto­gar ka­la­ba­lık­tı. Tan­sel, Mü­şer­ref Ha­nım ve Yah­ya yan ya­na dur­muş­lar, İz­mir’e kal­ka­cak ara­ba­nın pe­ro­na çe­kil­me­si­ni bek­li­yor­lar­dı.



Oto­gar ka­la­ba­lık­tı. Tan­sel, Mü­şer­ref Ha­nım ve Yah­ya yan ya­na dur­muş­lar, İz­mir’e kal­ka­cak ara­ba­nın pe­ro­na çe­kil­me­si­ni bek­li­yor­lar­dı. Coş­kun ise bi­le­ti­ni te­yit et­mek için ya­zı­ha­ne­dey­di. Ka­yıt için bir haf­ta ön­ce git­miş­ti İz­mir’e. Oku­la ka­yıt iş­lem­le­ri­ni ta­mam­la­mış, Kre­di Yurt­lar Ku­ru­mun­da­ki ye­ri­ni ayar­la­mış­tı. Bir gün son­ra okul açı­la­cak­tı ve Coş­kun ar­tık bun­dan son­ra­ki tah­sil dö­ne­min­de yal­nız ba­şı­na ya­şa­ya­cak­tı. Mü­şer­ref Ha­nım bü­yük bir çan­ta­nın içi­ne dol­dur­du­ğu bö­rek­le­ri, sar­ma­la­rı ha­zır­la­mak için bü­tün ge­ce otur­muş­tu. Ku­zu­cu­ğu­nun git­ti­ği yer­de aç kal­ma­sı­nı is­te­mi­yor­du. Tan­sel içi­ni çek­ti: - Ha­yat ne ka­dar hız­lı akıp gi­di­yor de­ğil mi Yah­ya Efen­di. Da­ha dün il­ko­ku­la git­ti­ği gü­nü ha­tır­lı­yo­rum. Siz­ler ne ka­dar iyi in­san­lar­sı­nız. Pı­rıl pı­rıl bir ço­cuk ye­tiş­tir­di­niz. Yah­ya mah­zun bir şe­kil­de ba­şı­nı sal­la­dı. Mü­şer­ref Ha­nım atıl­dı: - Biz onu ken­di yav­ru­muz bil­dik dok­tor ha­nım. Ken­di öz oğ­lu­muz gi­bi bas­tık bağ­rı­mı­za. Bi­zim if­ti­ha­rı­mız ol­du as­la­nım. - He­pi­mi­zin Mü­şer­ref Ab­la, he­pi­mi­zin... Göz­le­ri­ni uzak­la­ra çe­vir­di: - Aca­ba Akif’in ak­lı­na ge­li­yor mu bir ev­la­dı ol­du­ğu? Hiç dü­şü­nü­yor mu der­si­niz? Yah­ya en­di­şe­li bir şe­kil­de et­ra­fı­na ba­kın­dı: - Biz onu sil­dik dok­tor ha­nım. Yol­la­dı­ğı pa­ra­nın da ku­ru­şu­na do­kun­ma­dık. Ben öl­dü­ğüm za­man oğ­lu­ma ka­la­cak za­ten o pa­ra, is­te­di­ği­ni yap­sın. Çok şü­kür muh­taç ol­ma­dan okut­tuk oğ­lu­mu. Bel­ki di­ğer ço­cuk­lar gi­bi bol­luk için­de ya­şa­ma­dı ama kıt ka­na­at ol­sun bu­gün­le­re gel­dik. Bun­dan son­ra Akif Bey de or­ta­ya çık­ma­sın za­ten. Tan­sel acı bir gü­lüm­se­me ile bak­tı yaş­lı ada­mın yü­zü­ne: - Çı­ka­ca­ğı­nı san­mam. Se­ne­ler ön­ce ger­çek­le­şen kar­şı­laş­ma­dan hiç bah­set­me­miş­ti bu­gü­ne ka­dar bu in­san­la­ra. Ge­rek duy­ma­mış­tı. O sı­ra­da Coş­kun gel­di yan­la­rı­na: - Ta­mam, ne iyi et­mi­şiz de sa­bah­tan ge­lip al­mı­şız bi­le­ti. Yer yok oto­büs­ler­de. Ma­lum üni­ver­si­te­ler baş­lı­yor, Tık­lım tık­lım her yer. Hoş, bir sa­at­lik yol ama... Tan­sel gü­lüm­se­di de­li­kan­lı­ya: - Bir sa­at fa­lan ama an­nen şim­di­den hü­zün­len­di bak! Coş­kun, Mü­şer­ref Ha­nı­ma dön­dü, son­ra ya­nı­na yak­la­şıp ko­lu­nu om­zu­na do­la­dı: - Anam ba­na kı­ya­maz Tan­sel Ab­la, o hü­zün­le­nir. Hâl­bu­ki haf­ta so­nu ge­le­ce­ğim. Cu­ma ak­şa­mı bu­ra­da­yım. Mü­şer­ref ba­şı­nı sal­la­dı: - Sağ­lık­la git, Al­lah zi­hin açık­lı­ğı ver­sin yav­rum. Du­ala­rım hep se­nin­le. Coş­kun sa­rıl­dı an­ne­si­ne. Oto­büs pe­ro­na ya­naş­mış­tı bu ara­da...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT