BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Be­de­ni in­san, ba­şı ­mer­keb o­lan â­lim!

Be­de­ni in­san, ba­şı ­mer­keb o­lan â­lim!

İbni Mende-i İsfehânî hazretleri, bir hadîs âlimine gitmişti. Yüzünde perde vardı. Hadîs-i şerîf okumaya başladı. Ben, hayretler içinde dinliyordum ki!..



Ha­dîs il­min­de imâm olan İb­ni Men­de-i İs­fe­hâ­nî “rah­me­tul­la­hi aleyh” (Es­mâ-i Sa­hâ­bî) ki­tâ­bı­nın mü­el­lî­fi­dir. Da­hâ pek çok ese­ri var­dır. Bu mü­ba­rek zat, ken­di ya­şa­dı­ğı bir ha­di­se­yi şöy­le an­lat­mış­tır: “BU NA­SIL OLUR?!.” Şâm’da bu­lu­nan ha­dîs âlim­le­rin­den bi­ri­nin ya­nı­na ha­dîs-i şe­rîf din­le­mek için git­miş­tim. Önün­de bir per­de var­dı. Yü­zü gö­rün­mü­yor­du. Otur­dum. Per­de ar­ka­sın­dan ha­dîs-i şe­rîf oku­ma­ya baş­la­dı. Ken­di ken­di­me, “aca­ba ni­çin önü­ne per­de tu­tu­yor?” di­ye hay­ret et­tim!.. Ha­dîs-i şe­rîf oku­ma­yı bi­tir­di. Be­nim İb­ni Men­de ol­du­ğu­mu bi­lip, ba­na; “Ey Ebâ Ab­dül­lah! Be­nim per­de ar­ka­sın­da otur­ma­mın se­be­bi­ni bi­li­yor mu­sun?” de­di. Ben de; “Hâ­yır bil­mi­yo­rum” de­dim. “Sen ilim eh­lin­den­sin ve ha­dîs il­miy­le meş­gûl olan­lar­dan­sın. Sa­na an­la­ta­yım...” di­ye­rek şöy­le an­lat­tı: -Bir gün, ha­dîs il­min­de imâm olan ho­ca­la­rım­dan bi­ri­nin hu­zû­run­da idim. Re­sû­lul­la­hın “sal­lal­la­hü aley­hi ve sel­lem” (Ba­şı­nı imâm­dan ön­ce kal­dı­ran kim­se, ba­şı­nı Al­la­hü te­âlâ­nın mer­keb ba­şı­na çe­vir­me­sin­den kork­maz mı?) bu­yur­du­ğu ha­dîs-i şe­rî­fi oku­du. Bu ha­dîs-i şe­rî­fi çe­şit­li râ­vî sil­si­le­sin­den ri­vâ­yet et­ti. Şah­sım­da bu­lu­nan şe­kâ­vet­ten ola­cak ki, kal­bim­de “bu na­sıl olur?” di­ye bir şüp­he uyan­dı... “BU SIR­RI­MI KİM­SE­YE SÖY­LE­ME!” O ge­ce uyu­dum. Sa­bâh­le­yin kalk­tı­ğım­da, ba­şım mer­keb ba­şı şek­li­ne gir­miş­ti. Bu se­bep­ten ilim mec­lis­le­rin­den mah­rûm kal­dım. İlim ta­le­be­si ya­nı­ma gel­di­ğin­de, on­lar­la böy­le per­de ar­ka­sın­dan ko­nu­şu­rum. Se­nin ilim­de­ki ve din­de­ki de­re­ce­ni bil­di­ğim için bu sır­rı sa­na söy­le­dim. Yal­nız ben ha­yât­ta ol­du­ğum müd­det­çe bu­nu kim­se­ye söy­le­me. Ben ve­fât et­dik­ten son­ra an­lat ki, in­san­lar ib­ret al­sın­lar da, ha­dîs-i şe­rîf din­ler­ken edep­li ol­sun­lar ve kalb­le­ri­ne şüp­he ge­tir­me­sin­ler” de­di. Bu­nu kim­se­ye an­lat­ma­ya­ca­ğı­ma dâ­ir Al­la­hü te­âlâ­ya söz ver­dim, ah­det­tim. Son­ra o zât per­de­yi kal­dır­dı ve ken­di­si­ni ba­na gös­ter­di. Be­de­ni in­san be­de­ni, ba­şı ise mer­keb ba­şı idi. Bu hâ­li o ha­yât­ta iken kim­se­ye söy­le­me­dim. Her şe­yin doğ­ru­su­nu en iyi bi­len Al­la­hü te­âlâ­dır...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT