BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sadece dil ile tövbe olmaz!

Sadece dil ile tövbe olmaz!

Günahlardan tövbe etmek herkese farzdır. Ancak tövbe, sadece dil ile yapılmaz. Tövbe etmek için, kalb pişman olmalı, dil yalvarmalı ve günah işleyen organ da o günahtan vazgeçmelidir...



Mü’mi­nin, gü­nâh iş­le­mek­le îmâ­nı git­mez, kâ­fir ol­maz. Gü­nâ­hı çok olan bir mü’min, son ne­fe­si bo­ğa­zı­na gel­me­den töv­be eder­se, kur­tul­ma­sı çok umu­lur. Çün­kü Al­la­hü teâ­lâ, şart­la­rı­na uy­gun ya­pı­lan töv­be­yi ka­bûl ede­ce­ği­ni vâ­det­miş­tir. Eğer bir mü’min, töv­be et­mek şe­re­fi­ne ka­vu­şa­ma­mış ise, onun işi, Al­la­hü te­âlâ­nın irâ­de­si­ne kal­mış­tır. Ce­nâb-ı Hak, di­ler­se gü­nâh­la­rı­nın hep­si­ni af­fe­de­rek Cen­ne­te so­kar ve­ya Ce­hen­nem­de gü­nâh­la­rı ka­dar azâb ya­par. Fa­kat so­nun­da kur­tu­la­rak, yi­ne Cen­ne­te gi­rer. Çün­kü âhi­ret­te, mer­ha­me­te ka­vu­şa­ma­yan­lar, yal­nız imân­sız ola­rak ölen­ler­dir. Zer­re ka­dar îmâ­nı olan, rah­me­te ka­vu­şa­cak­tır. Eğer ön­ce­le­ri rah­me­te ka­vu­şa­maz­sa bi­le, so­nun­da yi­ne rah­me­te ka­vu­şa­cak­tır. Ka­dın, er­kek her Müs­lü­ma­na, her­han­gi bir gü­nâh iş­le­dik­ten son­ra, iş­le­nen bu gü­nâh­tan töv­be et­me­si farz­dır. Şart­la­rı­na uy­gun ya­pı­lan her gü­nâ­hın töv­be­si ka­bûl olur. İmâm-ı Ga­zâ­lî haz­ret­le­ri; “Şart­la­rı­na uy­gun ya­pı­lan töv­be, mu­hak­kak ka­bûl olur. Ya­pı­lan töv­be­nin ka­bûl edi­le­ce­ğin­den de­ğil, töv­be­nin şart­la­rı­na uy­gun olup ol­ma­ma­sın­da şüp­he et­me­li­dir” bu­yur­muş­tur. GÜ­NAH­TAN ÇOK KORK­MA­LI!.. Töv­be edil­me­yen her­han­gi bir gü­nah­tan Al­la­hü teâ­lâ in­ti­kâm ala­bi­lir. Çün­kü Al­la­hü te­âlâ­nın ga­da­bı, gü­nah­lar için­de sak­lı­dır. Yüz bin se­ne ibâ­det eden mak­bûl bir ku­lu­nu, bir gü­nâh için, son­suz ola­rak red­de­de­bi­lir ve hiç­bir şey­den de çe­kin­mez. Bu­nu Kur’ân-ı ke­rîm ha­ber ve­ri­yor ve iki yüz bin se­ne itâ­at eden ib­lî­sin, kib­re­dip, sec­de et­me­di­ği için, ebe­dî mel’ûn ol­du­ğu­nu, ha­ber ve­ri­yor. Yer­yü­zün­de ha­lî­fe­si olan, Âdem aley­his­se­lâ­mın oğ­lu­nu, bir adam öl­dür­dü­ğü için, ebe­dî tard ey­le­di. Mû­sâ aley­his­se­lâm za­mâ­nın­da, Bel’am bin Bâû­râ, İsm-i a’za­mı bi­li­yor ve her duâ­sı da ka­bûl olu­yor­du. Fa­kat Al­la­hü te­âlâ­nın ha­râm et­ti­ği bir şe­ye, az bir mey­let­ti­ği için, îmân­sız git­ti ve; (Onun gi­bi­ler kö­pek gi­bi­dir) di­ye dil­ler­de kal­dı. Kâ­rûn, Mû­sâ aley­his­se­lâ­mın ak­ra­bâ­sı idi. Mû­sâ aley­his­se­lâm bu­na ha­yır du­â edip, kim­yâ il­mi­ni öğ­ret­ti. Çok zen­gin ol­muş ve yal­nız­ca ha­zî­ne­le­ri­nin anah­tar­la­rı­nı kırk ka­tır ta­şır­dı. Bir­kaç ku­ruş ze­kât ver­me­di­ği için, bü­tün ma­lı ile bir­lik­te, yer al­tı­na so­kul­du. Sa’le­be, sa­hâ­be ara­sın­da çok zâ­hid ge­çi­nir, çok ibâ­det eder ve câ­mi­den çık­maz­dı. Bir ke­re sö­zün­de dur­ma­dı­ğı için, sa­hâ­bî­lik şe­re­fi­ne ka­vu­şa­ma­dı, îmân­sız git­ti. Al­la­hü teâ­lâ, bun­lar gi­bi da­hâ ni­ce kim­se­ler­den, bir gü­nâh se­be­bi ile, böy­le in­ti­kâm al­mış­tır. Bu se­bep­le, her mü’mi­nin gü­nâh iş­le­mek­ten çok kork­ma­sı, ufak bir gü­nâh iş­le­dik­ten son­ra he­men töv­be, is­tiğ­fâr et­me­si, yal­var­ma­sı lâ­zım­dır. İş­le­nen gü­nâh­lar­da, kul hak­kı da var­sa, bun­la­ra töv­be et­mek için, hak sa­hip­le­ri ile he­lâl­leş­mek, on­la­rı hoş­nût ve râ­zı et­mek de lâ­zım­dır. Ha­dîs-i şe­rîf­te; (Giz­li ya­pı­lan gü­nâ­hın töv­be­si­ni giz­li ya­pı­nız! Âşi­kâ­re ya­pı­lan gü­nâ­hın töv­be­si­ni âşi­kâ­re ya­pı­nız! Gü­nâ­hı­nı­zı bi­len­le­re, töv­be­ni­zi du­yu­ru­nuz!) bu­yu­rul­muş­tur. Bu se­bep­le, İs­lâm dî­ni­ne inan­ma­yan ve Müs­lü­mân­la­ra, in­san­la­ra sı­kın­tı ve­ren, zul­me­den­ler, öl­dük­ten son­ra, bun­lar için; “Bel­ki töv­be et­miş­tir, in­kâr­dan vaz­geç­miş­tir” de­mek boş söz olur. Böy­le kim­se­le­rin töv­be ede­bil­me­si için, zu­lüm, ezi­yet ya­pan uzuv­la­rı­nın iyi­lik yap­ma­sı, di­li ile du­â et­me­si ve maz­lûm­la­rı hoş­nût ede­cek va­si­yet­te bu­lun­ma­la­rı lâ­zım­dır. Böy­le töv­be et­me­yen­le­rin ölü­le­ri­ne hüsn-i zan edil­mez. “TÖV­BE­MİZ TÖV­BE­YE MUH­TAÇ!” Ha­san-ı Bas­rî haz­ret­le­ri töv­be­nin şart­la­rı­na uy­gun ola­rak hem dil, hem de hâl ile yâ­ni gü­nah­la­rı, ha­ra­mı terk et­mek­le ve hak sâ­hip­le­riy­le he­lâl­leş­mek­le ya­pıl­ma­sı lâ­zım ol­du­ğu­nu be­lirt­miş­tir. Şart­la­rı­na uy­gun ol­ma­yan töv­be­nin tam töv­be ol­ma­dı­ğı­nı be­lirt­mek için; “Bi­zim töv­be­miz de töv­be­ye muh­taç­tır” bu­yur­muş­tur. Ne­ti­ce ola­rak, gü­nah­lar­dan töv­be et­mek her­ke­se farz­dır. An­cak töv­be, sa­de­ce di­l ile ya­pıl­maz. Töv­be et­mek için, kalb piş­man ol­ma­lı, dil yal­var­ma­lı ve gü­nah iş­le­yen or­gan da o gü­nah­tan vaz­geç­me­li­dir. Mu­ham­med Reb­hâ­mî haz­ret­le­ri­nin bu­yur­du­ğu gi­bi: “Töv­be kalb, dil ve gü­nâh iş­le­yen âzâ ile bir­lik­te ol­ma­lı­dır. Kalb piş­mân ol­ma­lı, dil, du­â et­me­li, yal­var­ma­lı ve âzâ da gü­nâh­tan çe­kil­me­li­dir.”
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 104160
    % 0.15
  • 3.4878
    % -0.58
  • 4.1838
    % -0.13
  • 4.7351
    % -0.46
  • 145.532
    % 0.06
 
 
 
 
 
KAPAT