BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Şarap kadehindeki yüksek strateji!..

Şarap kadehindeki yüksek strateji!..

Şair Nedim şöyle der: “Bir nîm neş’e say bu cihânın bahârını/Bir sâgar-ı keşîde’ye tut lâlezârını...” Kısaca bugünkü Türkçe’ye adapte edecek olursak, diyor ki: Bu cihanın baharını bir yarım (tam ve mükemmel olmayan) neşe kabul et. Onun lale bahçelerini de, boşalmış (içilip bitirilmiş) bir kadehle eşit say...



Şair Nedim şöyle der: “Bir nîm neş’e say bu cihânın bahârını/Bir sâgar-ı keşîde’ye tut lâlezârını...” Kısaca bugünkü Türkçe’ye adapte edecek olursak, diyor ki: Bu cihanın baharını bir yarım (tam ve mükemmel olmayan) neşe kabul et. Onun lale bahçelerini de, boşalmış (içilip bitirilmiş) bir kadehle eşit say... Sâgar ve câm ve kâse ve ke’s, hep kadeh manasında olup; divan edebiyatında, mecazi anlatımda en çok kullanılan ifadelerdir... Faruk Nafiz Çamlıbel, “Şair”in ifade gücünü belirtmek için, şöyle bir teşbih (benzetme) yapar: “Cemşîd eli nasıl dökmüşse câma sabûhu/Maddeyi odur lafza koyan, mânâya ruhu...” Yani, eski İran şarap hükümdarı Cemşîd-i Hurşîd, nasıl şarabı kadehe şırıl şırıl dökmüşse; şair de öylesine mükemmel şekilde, kelimeleri kalıba döker ve manaya da, o derece canlılık kazandırır... Asıl anlatmak istediğim konu başka. Ama, kadehteki stratejiye nasıl gireceğimi bilemiyorum!.. Son günlerde bir kadeh tartışmasıdır gidiyor. Kimi yüksek rütbeli komutanların kadehinde ne bulunduğuna dair yapılan spekülasyonlar... Acaba bir dönemin kara kuvvetleri komutanı, şarap diyerek kola mı içiyordu? Bunu gören erkanı harbiye reisi, kıdemini kullanarak (mahalle, pardon makam-mevki baskısı uygulayarak...) kendisinden sonraki en üst rütbeli paşaya, ‘emir-komuta’ ile zoraki şarap içirmiş miydi? Böyle bir şey hakikaten vukua gelmiş olabilir miydi?!. İyi bir asker, başarılı bir komutan olabilmek için, ille de şarap içme mecburiyeti mi vardı? Elin generalleri “strateji” diye ‘Kara Hakimiyeti’, ‘Deniz Hakimiyeti’, ‘Hava Hakimiyeti’ o da yetmedi; ‘Uzay Hakimiyeti’ teorileriyle kafa patlatırken, sözüm ona “çağdaş ve ilerici” sayılmak için, âdeta tüm askerî konsepti(!) rakı veya şarap kadehinin dibine hapsetmek ne anlama geliyordu? Böyle bir garabet, dünyanın sayılı ordularının birinde, hem de en zirvedeki paşalar arasında cereyan edebilir miydi? Aman dostlar!.. Hayır deyin. Böyle bir tuhaflık kat’iyyen olmaz, olabilemez deyin... Rakı veya şarap içmenin, ne klasik ne de modern askerî doktrinlerle bir alakasının olamayacağını filan söyleyin... Lakin heyhat... Bunu demekte zorlanıyorsunuz. Zira fazla uzak olmayan bir geçmişte, şimdi hayatta olmayan bir eski bahriye komutanının; bütün devlet geleneklerini ve mihman-mihmandar nezaketini hiçe sayarak, devrin hükümet başkanının sofrasında, sırf gerici olmadığını ispatlamak için(!); emir subayına dışarıdan rakı getirttiğini, bilahare de sanki muharebe kazanmışçasına, dönemin erkanı harbiye reisince “aferin!” iltifatıyla taltif edildiğini biliyorsunuz...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT