BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ahmet Arvasi ve “Büyük Kadro”

Ahmet Arvasi ve “Büyük Kadro”

“Dinimizde, Kitab (Kur’an-ı ke-rim), Sünnet ve İcmâ, “İslâm’ın ana caddesini” tâyin eder. Müçtehidler, bu “Ana cadde”de yürümeyi kolaylaştıran vazifeliler, onların içtihadları da birer “işaret taşı” veya “levhası” gibidir...



Yıllar ne kadar çabuk geçiyor değil mi? Aramızdan ayrılalı bugün yirmi yıl oldu S. Ahmet Arvasi Hoca‘nın. Allah rahmet eylesin, şefaatine kavuştursun. Büyük dava ve fikir adamı rahmetliyi zaman zaman ziyaret eder, sohbetlerinden istifade ederdik. Vatan, millet sevgisi dilinden eksik olmazdı. En çok Osmanlıdan bahsederdi. İslama hizmette Eshabı kiramdan sonra ikinciliğin Osmanlıya nasip olduğunu söylerdi. Osmanlıya karşı normalin üzerinde bir sevgisi vardı. Bu sevgi daha çok Osmanlının dini, ilave çıkarma yapmadan nakle dayalı olarak yaymalarından, bidatten uzak, saf inançlarından kaynaklanıyordu. En çok üzerinde durduğu diğer bir konu da, “ana cadde” den ayrılmış dinî cereyanlardı. Bunlara hiç müsamahası yoktu; hatta bunların çoğunu art niyetli, şunun bunun adına çalışan kimseler olarak kabul ederdi. Bu konularla ilgili sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğim kısa bilgiler sunmak istiyorum bu vesile ile... “Dinimizde, Kitab (Kur’an-ı kerim), Sünnet ve İcmâ, ‘İslâm’ın ana caddesini’ tâyin eder. Müçtehidler, bu ‘Ana cadde’ de yürümeyi kolaylaştıran vazifeliler, onların içtihadları da birer ‘işaret taşı’ veya ‘levhası’ gibidir.” BÜYÜK KADRO “Amelde imamlarımız, İmam-ı a’zam, İmam-ı Mâlik, İmam-ı Şafiî, İmam-ı Hanbel ve itikatta imamlarımız, İmam-ı Mâtüridî ve İmam-ı Eş’arî... Tasavvufun muvazenesini bozmadan her ikisini birlikte yoğuran iki din büyüğümüz de İmam-ı Gazalî ve İmam-ı Rabbanî... Bu sekiz din büyüğü, Peygamberlerden ve Eshab-ı kiram’dan sonra en büyük kadro... Bugün, İslâm dünyasının perişanlığında ve şaşkınlığında bu yüce kadronun ayak izlerini kaybederek ne idiğü belirsiz kişi ve kadroların peşine takılmanın rolü pek mühimdir...” “İçtihad ediyorum” diye, bilerek veya bilmeyerek “muhalif yol tutan” ve bu suretle “Ana cadde”den çıkan sapıklara müçtehid ve onların açtıkları “aykırı yollara” asla “mezheb” denmez. İslâm’da, bunlara “fırka-i dâlle” (sapık yollar ve kollar) denir...” “İslâm dünyasında rastladığımız örnekleri ile “reformcular”, İslâmiyet’in özünü, temelini teşkil eden “Kitab’ı ve Sünnet’i” değiştirmek, Allah ve Resûlü’nün ortaya koyduğu dinî ölçü ve esasların “bir kısmını beğenmek” ve “bir kısmını beğenmemek” tavrı içinde çalışırlar. Onların tenkidleri, esasa yöneliktir. Onlar, inançlarımızı, ibadetlerimizi, yaşayışımızı ve işlerimizi, kendi cüce idrak ve yorumlarına göre değiştirmeyi gaye edinen ve fakat bu maksatlarını “asra uymak”, “zamana uymak” gibi maskeler altında gerçekleştirmeyi düşünen “dîn tahripçileri”dir. Bütün “din tarihi” boyunca “fırka-i dâlle”, hep bu biçim ve bahane ile ortaya çıkmış ve “dinde sapık kolların” doğmasına yol açmıştır.” “Reformcular, bozulmuş, saptırılmış ve şaşırtılmış dinî hayatı bahane ederek bizzat dinin özünü tahribe yönelen kimselerdir. İnançlarımızı saptırmaya kalkışan, beş vakit namazı ve bir ay orucu çok bulan, zekâta ve Hacc’a itiraz eden, camilerimizi, kiliselere benzetmek isteyen bu gibi sahtekârların foyası, sanırız iyice meydana çıkmıştır.” FİTNE UNSURLARI “Yüce ve mukaddes kitabımız Kur’an-ı Kerim’de “ilimde yüksek pâyeye eren” ve “Ulema-ı Rasihîn” olarak öğülen yüce din âlimleri, yani gerçek müçtehidler ve mücedditler, Allah’ın emirlerine inanan, uyan sâlim akıl sahipleri olarak yüceltilir; halbuki, “din tahripçileri”, dini yanlış yorumlayan ve kalblerinde eğrilik bulunan kimseler ise “fitne unsuru“ olarak teşhir edilirler.” Bu ne idiğü belirsiz kimseler, her kılığa girerler, her konuyu istismar ederler... Mesela, Arap milliyetçiliğini istismar ederek, Arap ülkelerinde, Reşit Rıza, Abduh, C. Efgani, S. Kutup... gibi kimseler vasıtasıyla Osmanlı düşmanlığını ve mezhepsizliği yaydılar. Türkistan’da da, Türkçülüğü istismar ederek, Kursevî, Ş. Mercani, Musa Carullah... gibi kimseler vasıtasıyla dinde reform hareketi başlattılar. Her iki grubun da ortak özelliği Osmanlı düşmanlığı... Çünkü bu reforma en büyük engel Osmanlı...”
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT