BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Avantajlı sektörler

Avantajlı sektörler

Türkiye 2009’a krizle girdi. Yalnız, bu krizi 2001 Krizi ile karıştırmamak lazım. 2001’de kişi başına düşen milli gelir 5 bin dolardı, şimdi 10 bin. O günlerde bankacılık sektörü çok zayıftı, şimdi güçlü. Bu ne demek?



Türkiye 2009’a krizle girdi. Yalnız, bu krizi 2001 Krizi ile karıştırmamak lazım. 2001’de kişi başına düşen milli gelir 5 bin dolardı, şimdi 10 bin. O günlerde bankacılık sektörü çok zayıftı, şimdi güçlü. Bu ne demek? Türkiye‘nin finans problemi yok denecek kadar az. Daha doğrusu, yabancı sermaye girişi başlar başlamaz, Türk bankaları reel ekonomiye finans desteği sağlayabilecektir. Kişi başına düşen milli gelirin artmış olması ise, iç tüketimdeki daralmanın eskisi kadar derinleşmeyeceği anlamına geliyor. Biraz daha açalım konuyu. Dünyada olduğu gibi otomobil satışları Türkiye‘de de “şıp” diye kesildi. Bu doğru ama piyasada o kadar çok araç var ki, onların lastiğe, yedek parçaya, tamir ve bakıma ihtiyacı olacaktır. Bu talep piyasayı hareketlendirecektir. Hakeza, kozmetik. Kadınların güzellik konusundaki hassasiyetleri malum. Krizde daha da artıyormuş bu istek! Dolayısıyla güzellik ürünleri ve bu işi yapan salonlar kriz tanımadan yoluna devam edeceğe benziyor. Mobilya ve ev. Türkiye‘de genç nüfus oldukça fazla. Vakti gelen evleniyor. Bu da ev, mobilya ve beyaz eşya satışında düşüş olmayacağı anlamına geliyor tabii. Düşse dahi sektörü zora sokacak kadar olmayacaktır bu düşüş. Bu arada sağlık sektörünü unutmamak lazım. Kriz döneminde hastalıklar da artıyor. Arzu edilen bir şey değil ama böyle bu. Gıda ve konfeksiyon sektörleri de hayatiyetini devam ettirecektir mutlaka. İnsanlığın en zaruri ihtiyacı beslenme ve giyim çünkü. Belki, lüks restoranlara fazla giden olmayacak ama fast food tipi beslenme devam edecektir. Nispi bir düşüş başladı ama ihracat devam ediyor. Dolayısıyla, lojistik ve ulaştırma sektörleri faaliyetlerini sürdürecekler. Hasılı, Türkiye bu krizi 2001’den daha az yara ile atlatma şansına sahip. Yeter ki, dayanışma şuuruyla hareket etme becerisini göstersin. En başta yerli malı kullanma hususunda. Türk sanayi bugün dünyanın dört bir bucağına ihracat yapıyor. Kalite problemi yok yani. Buna rağmen, “ithal malı” kompleksimiz devam ediyor. Vazgeçmek lazım bundan. Japonya, Kore gibi ülkelerde bir mağaza tabelasına “ithal malı” ibaresini koysa, anında iflas eder o işletme. Biz bir Japon olamaz mıyız? Çikita muz yerine Anamur muzu tüketecek kadar duyarlı davranamaz mıyız? Almanya savaştan nasıl sanayisini geliştirmiş ve teknik altyapısını kurmuş olarak çıkmışsa; Türkiye de bu krizden marka üreten bir ülke olarak çıkabilir pekâlâ. Yeter ki, isteyelim!.. İyi seneler diliyorum, efendim.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 105324
    % 0.39
  • 3.472
    % -0.6
  • 4.1656
    % -0.39
  • 4.7068
    % -0.13
  • 146.472
    % -0.39
 
 
 
 
 
KAPAT