BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Doktor yok mu evde?!.”

“Doktor yok mu evde?!.”

Oktay keyifle koydu ahizeyi yerine. Bir ıslık tutturdu. Evde yalnızdı. Annesi Perihan hanım bir ahbap ziyaretine gitmiş, oradan kocasının muayenehanesine uğrayacak ve birlikte geleceklerdi.



Oktay keyifle koydu ahizeyi yerine. Bir ıslık tutturdu. Evde yalnızdı. Annesi Perihan hanım bir ahbap ziyaretine gitmiş, oradan kocasının muayenehanesine uğrayacak ve birlikte geleceklerdi. Kendisine bir bardak süt doldurdu genç adam. Televizyonu açtı, karşısına geçti. Bu gece ders çalışmayı planlıyordu. Birden aklına kapının önündeki esrarengiz adam geldi. Hemen kalktı yerinden pencereye doğru yürüdü. Ev iki cepheye birden bakıyordu. Salonun karşılıklı pencerelerinden birisi bahçeden girişi, diğeri de paralelindeki sokağı görüyordu. Bahçe kapısının etrafında kimseler gözükmüyordu. Dikkatle gezdirdi gözlerini. Boştu her yer. - Benim kuruntum belki de... Allah’ın bir garibidir, kim bilir... diyerek yerine doğru yürüdü. Uzun boyu birden diğer pencereden görünen bir karaltıyı görmesine neden olmuştu. Hemen atıldı o tarafa doğru. Dikkatle baktı gözlerini kısarak. Kapıdan girerken gördüğü adamdı. Karşı kaldırıma oturmuş, dikkatle evi gözlüyordu. Sinirlendi bir anda. Elindeki bardağı bıraktığı gibi fırladı dışarıya. Balkondan seslense duyurabilirdi. Var gücüyle bağırdı karşı sokağa doğru: - Hey... hemşehrim... bir şey mi istedin? Adam hiç oralı değil gibiydi. Bir sigara yakmış, öylece izliyordu. Bir kez daha seslendi: - Hemşehrim, sana söyledim, bir şey mi istedin? Ani bir hareketle balkon demirinden atlayarak bahçenin çitine yaklaştı. Artık aralarından iki, üç metre mesafe kalmıştı. Adamın bakışlarındaki o anlaşılmaz kötü elektriği bir kez daha hissetti. İçgüdüleri bu insanın asla iyi niyetli bir insan olmadığını söylüyordu. Biraz da sert bir sesle tekrarladı: - Ne istedin bey amca? Ne bakıp duruyorsun? Pişkin bir sırıtış belirdi adamın yüzünde. Sanki Oktay’ı hiç umursamazmış gibi tepeden tırnağa kadar süzdü: - Doktor yok mu evde? - Yok, ne yapacaksın doktoru? Omuzlarını silkti adam: - Hiç, doktor ne yapılır ki... Güneydoğu şivesiyle konuşuyordu... Devam etti: - Ben eskiden tanırım onu. Hakkari’den. Recep dersin, bilir beni. Bir mesele vardı da... Rahatlamıştı Oktay. Başını salladı geri dönerken: - Tamam, söylerim. Madem bir işin var böyle uzaktan gizli bir biçimde bakacağına, gel adam gibi çal kapıyı. Adam seslendi: - Sen kimsin, oğlu musun yoksa? - Evet, oğluyum ben. Beklemeden girdi içeriye. Sehpanın üzerine bıraktığı sütünü aldı, bir dikişte bitirdi. Kızmıştı adama. - Ne biçim insan bunlar yahu? Diye söylendi kendi kendine... - Daha bizim medeni olabilmemiz için yüzlerce fırın ekmek yememiz lazım. Ayaklarını uzattı. Çok geçmeden unuttu bu hadiseyi. Aklı İclal’e kaydı. Ne kadar sevinmişti kendisini arayıp sabah geleceğini söylemesiyle. Bir an önce sabah olsun istiyordu. Düşündükçe daha çok heyecanlanıyor, yavaş yavaş bu genç kıza bağlandığını hissediyordu: - Demek ki bu tür şeyler saniyelik bir olaymış... diye geçirdi içinden memnun bir vaziyette. Dışarıdan gelen motor sesiyle kendine geldi. Anne ve babası gelmişlerdi. Kapıya koştu. Doğan bey kocaman göbeğini güçlükle taşıyarak girdi içeriye: - Çok acıktım yahu.... Sabahtan beri bir sandviçle duruyorum... DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 104322
    % -0.51
  • 5.4689
    % -0.19
  • 6.2114
    % -0.1
  • 7.2404
    % -0.35
  • 229.55
    % -0.22
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT