BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Akif sessizce duruyordu...

Akif sessizce duruyordu...

Akif elindeki dergiyi bırakıp karşısında tedirgin gözlerle kendisine bakan genç adama döndü. Yüzünde hiçbir ifade yoktu. Delikanlının samimiyetle uzattığı eli sıktı ve tok bir sesle mırıldandı:



Akif elindeki dergiyi bırakıp karşısında tedirgin gözlerle kendisine bakan genç adama döndü. Yüzünde hiçbir ifade yoktu. Delikanlının samimiyetle uzattığı eli sıktı ve tok bir sesle mırıldandı: - Hoş geldiniz! - Hoş bulduk hocam. Bir şeyler daha söyleyecekti ama Akif hemen gözlerini elindeki dergiye çevirmiş, tekrar açıp okumaya başlamıştı. Donup kaldı Coşkun. Birkaç saniyelik şaşkınlıktan sonra toparlandı ve bu manzarayı izleyen Arzu’ya bakıp hafifçe gülümsedi. Neriman Hanım ise masaya son bir defa baktıktan sonra misafirlerine seslendi: - Haydi, buyurun bakalım. Sofra bizi bekliyor. Başköşeye Akif oturdu. Hemen yanına ise Mithat Bey geçti, Mithat Beyin karşısına ve Akif’in sol tarafına da Coşkun oturdu. Neriman Hanım kocasının yanına, Arzu da Coşkun’un yanına yerleşti. Menü gerçekten güzeldi. Son derece leziz bir sebze çorbasının ardından özel soslu, mantarlı biftek ve garnitür, zeytinyağlı enginar ve pilavdan oluşan menünün tamamlayıcısı olarak ortaya büyük bir kayık tabağa yapılmış, rengarenk görünen mevsim salatası. Coşkun sofranın tasarımına incecik, porselen yemek takımına, yemeklerin iştah açıcıcı görüntüsüne hayranlıkla baktı: - Neriman Hanım, gerçekten son derece mükemmel bir sofra hazırlamışsınız. Bir sanat eseri gibi! Ellerinize sağlık. Arzu gurur dolu bir sesle atıldı: - Evde yardımcımız olmasına rağmen annem bu tür davetlerde bütün her şeyi kendi elleriyle yapar. Gerçekten bulunmaz bir aşçıdır o. Birazcık bu meziyetlerini kapabilseydim. Benim de hiç elimden gelmez böyle şeyler. Mithat Bey sevgiyle baktı kızına: - Seni alacak adam zaten annenin yemeklerini tattıktan sonra senden hesap sorabilir... Coşkun gülümseyerek baktı genç kıza. Mithat Bey eline kaşığını aldı ve: - Haydi buyurun, bakalım... diyerek ilk lokmasını aldı. Akif sessizce çorbasını içiyor ve hiç konuşmuyordu. Kimseye fark ettirmeden ara sıra yan gözle yanı başında oturan genç adamı inceliyordu ama. Mithat lokmasını yuttuktan sonra arkasına yaslandı: - Nasıl Coşkun, yerleşebildin mi bari? - Evet efendim, bugün ev tuttuk. Arzu’nun yardımları olmasa bu kadar çabuk halletmem mümkün değildi. İstanbul tahmin ettiğimden daha karmaşık bir şehirmiş. İnsanı ürkütüyor. Neriman Hanım lafa karıştı: - Alışırsınız Coşkun Bey, burada yaşayan herkes ilk günlerde aynı tedirginliği yaşıyor... DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT