BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Merhum Semih Günver ve hatırlattıkları

Merhum Semih Günver ve hatırlattıkları

Geçen hafta öğrendiğimiz bir ölüm haberi bizi ülkemizin ekonomik hayatıyla ilgili eski günlere götürdü ve dün ile bugün arasındaki olumlu farkı bir kere daha hissettirmeye vesile oldu.



Geçen hafta öğrendiğimiz bir ölüm haberi bizi ülkemizin ekonomik hayatıyla ilgili eski günlere götürdü ve dün ile bugün arasındaki olumlu farkı bir kere daha hissettirmeye vesile oldu. Acı haber, eski büyükelçilerimizden ve emekli olduktan sonra da köşe yazarlığı yapan Semih Günver’in, vefatına aitti. Semih Günver ile dostluğumuz 1953 yılı Ağustos sonunda Brüksel Büyükelçiliği’nde başlamıştı. Biz Maliye Müfettişi iken staj için gittiğimiz Brüksel’de Semih Günver, Sefaret Baş Katipi idi. Oraya vardığımız ilk günden ayrıldığımız güne kadar bize vatan hasreti çektirmeyecek kadar ilgi göstermişti. Brüksel’de başlayan dostluğumuz, bilahare memuriyet hayatımızda bizi hizmet ortaklığına götürdü. Zira biz Hazine Genel Müdür Yardımcısı iken görevlerimizden biri de Dış İktisadi ve Mali İşler’di. Bu sebeple Dışişleri Bakanlığı’nın İktisadi İşbirliği Genel Sekreterliği ile devamlı şekilde, müşterek çalışmamız olurdu. 1957’den sonra bu genel sekreterlikte genel müdür yardımcısı olan Semih Günver’le resmi işlerimiz dolayısıyla sık sık biraraya gelirdik. Şimdi her bir araya geliş konularını hatırladıkça ülkemizin ne kadar büyük bir gelişme içinde olduğunu daha iyi anlıyoruz. Bunlardan birini çok ilginç olduğu için anlatmak istiyoruz. Amerika Birleşik Devletleri bir ara bize 100 milyon dolarlık tarım ağırlıklı proje kredisi vermeyi kararlaştırmıştı. Bunun için hükümetimizden kredi verilebilecek projeler talep etmişti. İşte bu projelerin toplanması işi Dışişlerine verilmiş idi. Semih Günver’le bu konuda beraber çalıştık. Sonunda maalesef Amerikalılar’ın kabul edeceği bir proje bulamadık. Aslında Dışişlerine birçok proje teklifi gelmişti ama bunların çoğu krediye layık karakterde değildiler. Ancak bunlardan bir tanesini Amerikalılar kabul edecek durumdaydılar. Fakat aşağıda izah edeceğimiz sebeplerden dolayı bunu da onlara sunamadık: Sunamadığımız proje teklifi suni tohumlama metodu ile merinos yetiştirmek idi. Konya bölgesinde bu projenin uygulanması düşünülüyordu. Fakat çalışmalar sonunda projenin gerçekleşmesinin mümkün olamayacağı anlaşıldı. Sebep merinos koyunlarının domuza benzer oluşu dolayısıyla bölge halkının bu hayvanları yetiştirmek arzusunda olmayışı idi. Halbuki, 1950’lerdeki il idare kuruluşları, vatandaşları bilgilendirme bakımından şimdiki düzeyde olsalardı halkın bu yanlış kanaatini düzeltebilir ve bölge, bugün hayvancılıkta daha ileri durumda bulunurdu. Semih Günver’le müştereken bulunduğumuz tarihi bir toplantımız da müşterek pazara girmeye karar vermemiz ile ilgili olanı idi. Daha evvel de bu hususu yazmıştık. O toplantıda Yunanistan müşterek pazara girince bizim başlıca ihraç mallarımızı teşkil eden tütün, üzüm, incir ve pamuk gibi mahsullerin Avrupa’ya ihracının imkansızlaşacağı dolayısıyla bizim de müşterek pazara üye olmamız gerektiği kararlaştırılmıştı. Avrupa Birliği’ne aday oluşumuzun gerçekleştiği bu günlerdeki ekonomik durumumuzla, 1950 sonlarındaki ihracatımızın 4-5 tarımsal ürüne bağlı olduğu günleri hatırladıkça gelişmemizin ne kadar büyük olduğu çok iyi anlaşılır. Semih Günver’le OECE’de ülkemizle ilgili bazı toplantılarda beraber bulunduk. O toplantılarda gösterdiği performansı hâlâ hayranlıkla hatırlıyoruz. Semih Günver’le anlaşamadığımız tek husus o zamanki Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu hakkındaki düşüncelerimizden ileri geliyordu. O, o zamanlar Zorlu’nun ne kadar güçlü bir Dışişleri Bakanı olduğunu iddia ederdi. Biz ise, o zamanlar mevcut bakanlıklar arası rekabet dolayısıyla aksi düşüncedeydik. Fakat, 1960 ihtilalinden sonra ortaya çıkan gerçekler karşısında Semih Günver’in haklı olduğunu anlamıştık. Bütün temennimiz, devlet kadrolarında merhum Semih Günver gibi bürokratların çokça mevcut bulunması.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT