BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bu nasıl program?

Bu nasıl program?

Televizyon, yaşayışımızın mihveri oldu. Toplumumuzun aynası diyeceğim geliyor...



Televizyon, yaşayışımızın mihveri oldu. Toplumumuzun aynası diyeceğim geliyor... Kavgalar orda, bunalımlar orda, dedikodular orda; artık hayatımızın bir büyük bölümünü ekrandan seyretmedeyiz. Hangi noktalara geldiğimizi, nerelerde çığrından çıktığımızı... Halktan birinin de aydının da temelde aynı noksanı var. Diyalog kuramıyoruz. Bu da bizim sosyal yanımızın pek gelişmemiş olduğunu gösteriyor. Nasıl olsun ki? Biz sofralarımızda dahi konuşmayan insanlarız. Öyle gördük, öyle yetiştik. Büyüklerimiz bize hep sessiz durmayı telkin ettiler. Ne var ki biz bu özelliği ileri yaşlarımıza da taşıdık. Törenleri, kuralları sevmeyiz. Küçük yaştan topluluk içinde yer almamızı sağlayacak hiçbir çalışmamız, eğitimimiz yoktur. Sadece nasihat kurumumuz faaliyet halindedir. O hep işler. Bol bol nasihat ederiz çocuklarımıza, hatta büyüklere de. Bu da iyi iyi olmasına da çocukları hayata hazırlayamıyoruz. İnsanlarla dayanışmalarını, iletişimlerini sağlayacak, tartışmaları yönlendirecek tecrübeleri onlara kazandıramıyoruz. Bizim için onların ders kitaplarını satır satır, noktası virgülüne ezberlemeleri daha önemli. Evet konuşmuyoruz, ama konuş dendi mi de ellerimizi belimize koyup naralar atmaya başlıyoruz. Ya da yaka paça güreş tutuyoruz. Şu ezberci eğitim sistemini değiştiremiyoruz, bari iyi bir fert olmanın yollarını öğretebilsek. Kültürün eğitimin, terbiyenin, ahlakın uğradığı aşınmaları, zedelenmeleri de yine ekran bize yansıtmada. Hangi taşı kaldırsanız altından pislik çıkıyor. Bu nasıl toplum, bu nasıl program, bu nasıl konuşma, bu nasıl tartışma diyorsunuz, isyan edip. Bakın Kadir Çelik’in son olaylı Objektif’i bunun çok net bir örneği idi. İzleyicinin duymak istemediği biçimde lâf alışverişi, programın tamamen yanlı; şahsî bir öfkeden doğma oluşu herkesi rahatsız etti. Şahsî bir kızgınlık sebebiyle daha önce dost olduğu Eminönü eski Belediye Başkanı Dr. Ahmet Çetinsaya’yı karalamak, yerlere geçirmek maksadıyla program yapayım derken, silah geri tepti ve bu defa kendisi hakkında bir sürü soru işareti ortaya çıktı. Hiç kimse “Aferin, Kadir Çelik’e; helâl olsun. Ne adammış!” demedi. O belki böyle alkışlanacağı bir sonuç bekliyordu. Tam tersine herkes bu seviyesiz sürtüşmeden rahatsız oldu ve görevini kötüye kullandığı, ekrana gölge düşürdüğü için Kadir Çelik’i kınadı. Böyle televizyonculuk olmaz! Bağırarak çağırarak, hakaret ederek, ekranı mahalle kahvesinden beter duruma getirmeye kimsenin hakkı olmamalı. Hep söylüyorum: “Seviye seviye!” diyorum ama gün gün kötüye gidiyoruz. Gerçi birbirini tokatlayanları, bayılanları, eli belinde ortalıkta dolananları, birbirinin yüzüne su atanları gördük ama kıyasıya bir yumruklaşma görmedik henüz... Belki reyting uğruna bunu da gerçekleştirenler olur yakında. Biraz edep, biraz Türkçe, biraz üslûp öğrensinler artık...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT