BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İnfazı erteleme kararı “sağduyu” ve “uzlaşma zihniyeti”nin örneğidir

İnfazı erteleme kararı “sağduyu” ve “uzlaşma zihniyeti”nin örneğidir

12 Ocak 2000 günü, koalisyon hükümetini oluşturan DSP, MHP ve ANAP liderlerinin, yedi buçuk saate yakın görüşme sonucu olarak vardıkları kararı, Başbakan Bülent Ecevit’in ağzından, TV’nin “Flaş Haber”i olarak öğrenince, ünlü Amerikalı romancı Hemingway’in “Silahlara Veda” adlı eserindeki “Cesaret, güçlükler karşısında zarafettir” sözünü hatırladım.



12 Ocak 2000 günü, koalisyon hükümetini oluşturan DSP, MHP ve ANAP liderlerinin, yedi buçuk saate yakın görüşme sonucu olarak vardıkları kararı, Başbakan Bülent Ecevit’in ağzından, TV’nin “Flaş Haber”i olarak öğrenince, ünlü Amerikalı romancı Hemingway’in “Silahlara Veda” adlı eserindeki “Cesaret, güçlükler karşısında zarafettir” sözünü hatırladım. Gerçekten, Öcalan’ın kesinleşen idam hükmü karşısında, üç liderin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)’nin terörist başı hakkında kesinleşmiş bu idam cezasının infazının bir süre ertelenmesine ilişkin ihtiyati tedbir kararı önünde nasıl bir tavır takınacağı yalnız Türkiye’de değil, bütün dünyada büyük merak konusuydu. Binlerce güvenlik mensubumuzun ve masum insanın hayatına malolan bir caninin, bağımsız Türk Yargısı önünde sabit olmuş suçları ve bunun sonucu olarak çarptırıldığı idam cezasının hukukî yönden tartışılamayacağı ortadaydı. Her ne kadar memleketimizde, 1984 yılından beri, Türk yargısı tarafından verilmiş ve 57 kişiyi kapsayan 37 idam dosyasından hiçbiri infaz edilmemiş ve bu suretle ölüm cezalarının infaz edilmemesi bakımından adeta bir “Anayasa Uygulaması” meydana gelmiş ise de PKK başı Öcalan’ın emir ve talimatlarıyla binlerce evladımızın hayatına malolan terörizmden, başta şehit anaları ve yakınları olmak üzere, tüm millî vicdanın büyük ve haklı galeyanda bulunması, tamamen ayrı ve önemli bir faktör oluşturmaktadır. Bu nedenle, üç liderin ulaşacakları kararla, hem Türkiye’nin çıkarlarını, hem uluslararası hukukun gereklerini ve bundan da önemlisi millî vicdanın icaplarını gözeterek, bu unsurlar arasındaki çok nazik dengeyi bulması hayatî önem taşımaktaydı. İşte, kanaatimce üç partinin genel başkanları, uzun süren görüşmeler sonunda bu hassas dengeyi sağlamakta başarıya ulaşmışlardır. Bu sebeple, Sayın Bülent Ecevit, Sayın Devlet Bahçeli ve Sayın Mesut Yılmaz’ı candan kutluyorum. Zira “Ucuz Politika” ve “Demagoji”ye ve “tahrik”e çok müsait olan bu çok hassas konuda, her üç lider, kısa vadeli siyasî çıkarları değil, Türkiye’nin geleceğini düşünen sorumluluk sahibi birer “Devlet adamı”na yakışır bir zihniyet ve davranış sergilemişler ve hem dünya medyasının, hem de Türkiye’nin çok büyük kesiminin onay ve takdirini kazanmışlardır. Başbakan Ecevit’in açıkladığı metin dikkatle okunursa görülür ki, bu karar, hem AİHM’nin Türk yargısınca verilmiş kararları değiştiremeyeceğini vurgulamakta, hem de terör örgütü ve yandaşlarının bu kararı Türkiye aleyhine kullanmaları halinde, infaz sürecine derhal geçileceğini bildirmektedir. Yani liderler kendilerini TBMM yerine koyup karar vermemişler, sadece infazı -o da şartlı olarak- ertelemişlerdir.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT