BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Terim’den darbe

Terim’den darbe

G.Saray, iflasın eşiğinde... Dış borç 60, yöneticilerin alacağı ise 30 milyon dolar...



G.Saray, iflasın eşiğinde... Dış borç 60, yöneticilerin alacağı ise 30 milyon dolar... G.Saray yönetiminin, büyük bir transfer yapmamasına rağmen bu denli borçlanması, divan kurulunda büyük tepkilere neden oldu. G.Saraylı yöneticilerin feryadı; 60 milyon dolardan çok, şahsi olarak bankalara borçlanıp aldıkları 30 milyon dolardan ötürü taşınmaz mallarına gelen hacizler.. Başkan Süren’in yaygarası da işte bu yüzden. Yoksa kulübün borcunu düşünen kim! Adamların tek amacı mallarını hacizden kurtarmak. Bu parayı kurtardı mı yakalayana aşkolsun! Bu yönetimin görev anlayışı; benden sonrası tufan!.. Başkan Faruk Süren ve yönetim, bu nedenle kulübün yüzde 42’lik hissesini satmak istedi. Ama, G.Saray Divan Kurulu bu oyuna gelmedi. Şayet, yüzde 42 satılsaydı, bundan sonra gelecek yönetimlere de kapı açık olacak ve onlar da istedikleri şekilde kulübün hisselerini satabilecek. Böylece bu devam edip gidecek. Bir gün gelecek bir bakacaksınız ki, G.Saray’ın formasının rengi değişmiş!.. Faruk Süren yönetiminin geçtiğimiz sezon büyük transferler yapmamasına rağmen bu kadar borçlanması, akıllara soru işaretleri getiriyor! G.Saray’ın, yine de dört yıldır şampiyonluğa oynaması, doğrudan doğruya Fatih Terim gibi çok vefalı, gerçek bir G.Saraylı’nın olmasıdır. Ancak bu kadar özveriye karşı, Faruk Süren ve yönetimi, kendisine destekten çok, köstek olmaya devam ediyor.. Eğer Terim olmasaydı, Hakan- Emre, Tugay’dan önce satılacaktı. Sayesinde bu iki futbolcu ipten dönerken, istifa edeceğini söylemesi de, Süren ve arkadaşlarının geri adım atmasına neden oldu. Sadece daha önce gözden çıkarılan Tugay’ın satışıyla yetinildi! TELE-VİZYON Lahmacun geldi; İstanbul... Televizyon kanalları çoğaldı; Türkçe... Bayram gazetesi kapandı; basın bozuldu!... Lahmacunun ve bayram gazetesi konusuna yorum yok.. Ancaaak,Türkçe elden gidiyor; hem de bağıra bağıra!... Allah’tan TRT var da dilimiz biraz olsun koruma altında... TRT’deki spikerlerin ‘stajyerleri’ bile, diğer kanallardaki meslektaşlarından çok çok ilerde... Hele hele haber spikerleri, hepsi birer harika... Kulağımızı tırmalayan yanlışlar o kadar çok ki, saymağa kalksak bir ömür yetmez! İşte bunlardan birkaç seçme!. DAHA DOĞRUSU: Bu sözü kullanan bir spikerin, demek ki o zamana kadar anlattıklarının hepsi yalan! Biz bıraktık doğrusunu, doğruya yakınını bize anlatsın ona da razıyız! KAPALI SALON: Ben, Patagonya’ya gittim (!) orada bile açık bir salona rastlamadım. Ama bizde nedense salonlar, bu entel spikerler sayesinde birer birer kapanıyor! KALECİ ÇOK DİKKATLİ: Kullanılan en komik sözlerden biri. Maçı anlatan spiker bu sözü kullanmadan edemiyor. Sanki çok matah bir şey söylüyormuş gibi... Dikkatsiz kalecinin zaten lisansı yırtılıyor!.. TOP KALE ÇİZGİSİNİ GEÇTİ VE AUT: Top kale çizgisini geçerse gol olur... Diyelim ki bu çizgi yeni adıyla aut çizgisi; yerine kale çizgisi olarak kullanılıyor (!) yine de böyle söylenmesi yanlış. Televizyonda bu görülüyor; ama, ya radyoda dinleyen ne yapacak? Gelin siz bu ‘çizgi’yi adam gibi (!) anlatın; dinleyen de bu anlatılandan zevk alsın! HAGİ VE ATLETİZM Hagi, yine büyüledi... Rumen star Altay önünde attığı mükemmel golün yanında çalışkanlığı, presi, defans anlayışı; attığı golü bile gölgede bıraktı!.. Hele hele, G.Saray’ın 1-0 galip oynadığı ve defansta bunaldığı sıralarda geriye kadar gelip yaptığı mücadele, kendisini eleştirenlere çok iyi bir mesajdı. Ancak, Hagi, bu kadar olağanüstü oynamasına rağmen, koşmadığı için (!) atletizm yazarlarının gözüne bir türlü giremedi; giremiyor da!.. Hani bir söz vardır; ‘tavşan dağa küsmüş dağın haberi olmamış’ Hagi de o hesap.. Hakkında söylenenlere kulak verse top oynayamaz!.. Altay gibi diri, çok koşan takım karşısında, G.Saray’ın en çok çalışkan isimlerinin başını çeken Hagi, belli ki önceden hazırlanan yazılar için (!) sürpriz oldu. Altay maçında Hagi’ye koşmuyor diyecek bir zihniyetin yapacağı en iyi iş, televizyonlarda mahkeme kurup savcılarıyla (!) sözüm ona futbolu yargılar! Hagi gibi futbolcuyu eleştirmek bu gibilerin bilgi sınırları içine asla giremez! Ama bunları suçlamak da doğru değil! Çünkü, buldukları yere belli ki zenbille inmişler! Medya olayı, marketçiliğe, kasaplığa, manavlığa hiç mi hiç benzemiyor!. Ekonomideki dengesizlik; medyanın çığ gibi büyümesi, bu saydığım mesleklerin azalmasıyla kendini göstermiştir!..
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT