BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ben-biz

Ben-biz

Kafamda hep şöyle bir tasnif vardı: Bu ülke 70 milyon ya.. Her şey 3.5 milyon insanın çevresinde dönüyor.. Bu sayı ülke toplamının yüzde beşine tekabül ediyor.



Kafamda hep şöyle bir tasnif vardı: Bu ülke 70 milyon ya.. Her şey 3.5 milyon insanın çevresinde dönüyor.. Bu sayı ülke toplamının yüzde beşine tekabül ediyor. Geriye kalan 66.5 milyon insan farklı bir muameleye tabi.. Farklı derken örtülü farklılık.. Konuşmak, tartışmak, kabul etmek, reddetmek vs. gibi konular 66.5 milyon için göstermelik.. oluyor. Kabul etmiş gibi, reddetmiş gibi..Açıkçası geniş kitleye masumiyet atfederdim. Zaman içinde bu çalakalem tasnifin hatalı olduğunu fark ettim. .... Kemal Sayar’ın “ben tarikatı” benzetmesini okuyunca, “Ne yapalım, bu modernleşmenin bize dayattığı bir sonuç” diyerek işin içinden sıyrılamayacağımızı anladım. Kemal Bey, bu hastalığı şöyle anlatıyor: “Günümüzün hakim ideolojisi ise insanları ‘ayakta kalmak için başkalarını ezmek gerekiyorsa ez’ noktasına kadar götürüyor. Bu ‘benim için iyi olan iyidir’ düsturuna dayalı bir anlayış. Modernleşmeyle beraber insan bireyselle-şiyor. Dolayısıyla, ‘eğer yaralı ve muhtaç bir durumdaki insanı kurtarmak bana maliyet olarak dönecekse niye böyle bir şeye kalkışayım’ diyor. Bu tamamen bencilce bir şey, modern endüstri toplumu bu tarz kişiliği âdeta kanser hücresi gibi her tarafa yayıyor. Ben bu tarz kişiliğe ‘ben tarikatı’ üyesi diyorum. ‘Ben tarikatı’ üyeleri; başkalarını düşünmeyen, kendi çıkarları için vur çatlasın çal oynasın yaşayan, dünyayla ilgili hiçbir projesi olmayan bir kişilik tipidir. Birçok yazar modern dünyada samimiyetin öldüğünü dile getiriyor. Günümüz insanının güveni ölüyor. Özellikle Türkiye’de batılı bir eğitimden geçmiş bir kuşağın fevkalade yapay hayatlar yaşadığını düşünüyorum. Gerçek hayatla hiç karşılaşmadan, tamamen sahte bir dünyanın içinde; Yapay hırsların, Yapay yükselişlerin, Yapay şöhretlerin içinde gayri insani bir hayat yaşıyorlar. Bu da tabii artmış depresyon, artmış mutsuzluk olarak psikiyatrilerin ofislerine yansıyor. Bu tür insanlarla karşılaşıyorum. Merhametin kalplerde hükümferma olabilmesi için, kalplerin sahici olması lazım.”
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT