BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bunların arkasındaki gücü açıklayın!

Bunların arkasındaki gücü açıklayın!

Yüce Dinimiz İslamiyet’in adını kullanarak işlenen cinayetleri ve akıl almaz vahşetleri ibretle izliyoruz.



Yüce Dinimiz İslamiyet’in adını kullanarak işlenen cinayetleri ve akıl almaz vahşetleri ibretle izliyoruz. Her şeyden önce din nedir ve insana ne kazandırmıştır? Vicdanları dumura uğramış canilerin, bırakınız barış ve esenlik dini olan İslamiyet’le, herhangi bir inançla alakaları olabilir mi? O halde neden bu Mübarek Din’in adını kullanıyorlar? Din, evvel emirde Allah’a ve Ahiret Günü’ne inanmayı gerektirir. Yani, herhangi semavî bir din mensubu, yaratılışında başıboş olmadığını bilir ve dünyada yaptıklarının hesabını Ahiret’te vereceğine inanır. Yine bu inanç sahibi mü’minse yani İslam Dini’ne gönül vermiş ise, bir insanı haksız yere öldürmenin bütün bir insanlığı katletmekle aynı olduğunu bilir ve böyle inanır. Yani, bu kötülüğün hesabının verilemeyeceğini bilir. Bu işlenen vahşetlere bakınca, bunları yapanların dinle, imanla bir ilgilerinin olmadığı apaçık anlaşılır. Her ne kadar onlar kendilerini Müslüman diye tanıtıyor ise de eylemlerine gerekçe olarak, kendileri gibi düşünüp hareket etmeyen herkesi kâfir saymalarından ötürü, bunların dinle alakalarının olmadığı anlaşılır. Çünkü, Sevgili Peygamberimiz’in tespit ve ilanıyla; “Bir mü’mine kâfir diyenin kendisi kâfirdir!” Kendilerini Müslüman tanıtıp, Müslümanlar’ı kâfir ilan edip onların kanlarını helâl görmek; tarihte Hariciler diye adlandırılan nasipsiz bir güruhun inanç ve eylem şeklidir. Hariciler, aslen Iraklı bedevîler olup; Hz. Ali ile Hz. Muaviye’nin hilafet konusunda hakeme başvurmalarını kabul etmemekle birlikte, hem Hz. Ali’nin ve hem de Hz. Muaviye’nin ve taraftarlarının kâfirliklerine inanan sapıklar ve çapulcular ve isyankârlar topluluğu... Kendilerinden olmayanları kâfir saymalarının yanında başka bir özellikleri daha var ki; o da, isyan etmektir. Önceleri Hz. Ali taraftarı olarak gözüken bu vahşîler sürüsü, işi o denli azıttılar ki, Cennet’le müjdelenen Peygamberimizin damadını şehit ettiler. Günümüzde, Haricî inancında olup o metodu kullanan gizli bir örgütle karşı karşıyayız. Örgüt, ismini ilk defa 1982 senesinde Lübnan’da duyurdu. İran destekli, Şiî inançlı ve Yahudi düşmanlığı üzerinde eylem yapan bir örgüt... Ama, Türkiye’deki yapılanması çok değişik. Bir kere Şiî değiller. Ayrıca açıktan bir Yahudi düşmanlıkları yok. Anlaşılan o ki, kendilerini dinî kisveye bürümeleri, dinî muhitlerden menfaatlenmek içindir. Nitekim, camilerde toplanan fıtra ve zekât paralarına el koyarak işe başlamışlar. Karşı koyan 19 din adamını şehit etmişler; bir tanesinin akıbeti hâlâ meçhul. Son olarak kaçırıp katlettikleri işadamları da dinî kesimden! Ayrıca Türkiye’de işlenen sayısız fail-i meçhûl cinayetin altında bunların kanlı elleri var. Düz bir mantıkla; bunların devleti yıkmayı hedefledikleri ve bu amaçla silahlı gizli teşkilat kurdukları ve sayısız cinayet işledikleri söylenebilir. Hatta, Güneydoğu’da PKK’ya karşı zaman zaman eylem yaptıklarını da biliyoruz. Ama, biraz derin düşünülünce işin bu kadar basit olmadığı anlaşılıyor. İşledikleri cinayet metotlarından belli. Bunca insanı, insanlıktan çıkartıp adeta birer ölüm makinesi haline getirmek ve bunca cinayeti işletmek o kadar kolay olmasa gerektir! Devlet, bütün ciddiyetiyle işin üzerine gitmelidir. İç ve dış bağlantılarını araştırıp gün yüzüne çıkarmalıdır. Özellikle uluslararası gizli servis bağlantılarını... Din ve devletimize kasteden bu canileri ve destekçilerini tanımak zorundayız. Zorundayız, zira; bunları dinî örgüt gösterip, Yüce Dinimize ve temiz inançlı milletimize dil uzatmaya kalkışanların hevesleri kursaklarında kalsın! Bunlar, Türk Devleti’nin ve Yüce Dinimizin düşmanları, ancak; kimlerin maşaları, arkalarındaki güç kim? Polisimizin, esas başarısını burada görmek istiyoruz. Susurluk gibi bunun da üstü örtülecekse ve binbir dereden su getirtilip binbir bahanenin arkasına saklanılacaksa, devlete de, dine de, millete de yazık ediliyor demektir. Milleti şüpheler ve kuşkular içinde kıvrandırmaya kimsenin (ne adına olursa olsun) hakkı olmasa gerektir!
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT