BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Putin’in Çeçen savaşı

Putin’in Çeçen savaşı

1999 senesinin son günü Rusya Başkanı Yeltsin, iktidarı Başbakan Vladimir Putin’e bırakarak istifa etti.



1999 senesinin son günü Rusya Başkanı Yeltsin, iktidarı Başbakan Vladimir Putin’e bırakarak istifa etti. Yeltsin’in sağlığı hiç de iyi değildi. İstifası doğru bir harekettir fakat Başbakanı eski KGB’li Putin’le beraber Çeçenistan’a savaş açması Rusya’nın otoriter yolda hızla gittiğine işarettir. Putin Çeçenistan’a mağlup olmuş Rus ordusunun moralini düzeltmek ve “kahraman bir devlet başkanı” gibi gözükmek için tam dört aydır Çeçenistan’da büyük bir katliam sürdürmektedir. Moskova’daki bazı terörist hareketlerle iki üç büyük apartman blokunun yıkılması, 300’den fazla insanın ölmesi Çeçenler’e atfedilmiş, onları terörist olarak göstermiştir. Durup dururken Çeçenler niçin terörist harekete başvursunlar? Bunun savaşa yol açacağını bilmezler mi? Zaten Çeçenler’e esir düşmüş bir Rus subayı Moskova’daki terörist hareketleri Ruslar’ın yaptıklarını bir Türk gazetecisine itiraf etmiştir. Putin bombalamalar vesaire ile halkın desteğini kazanmıştır. Savaşı hemen kazanacağını sanması boş çıkmıştır. Çeçenistan Putin’in en tehlikeli siyasi alanıdır. Bu savaşı mutlaka kazanmalı veya kazanmış görünmelidir. Putin zaferini seçimlerden önce kazanmalıdır. Halbuki işler ters gitmeye başlamıştır. Grozni’ye yapılan saldırının “geçici olarak durdurulduğu” Rus Genelkurmayınca açıklanmıştır. Ayrıca Rusya’nın Çeçenistan’daki en yüksek iki generali General Vladimir Shamanov ile General Troshov eski görevlerine dönecekler ve yerlerini yardımcıları alacaktır. Rus Genelkurmayı Grozni’de kurşun bir duvara tosladıklarını kabul etmektedir. Moskova Grozni’yi ele geçirmeyi ve seçim sırasında gerillalarla güneyde savaşı sürdürmeyi hesaplamıştı. Putin ve Rus generaller kanlı 1994-1996 savaşından ders aldıklarını söylemektedirler ama savaş gittikçe o günleri andırmaktadır. Rus askerlerinin cesetleri Moskova’ya gelmiş ve Rus anneler feryat etmeye başlamıştır. Haftalık Moskovskiye Novosti dergisinde yazan eski bir savaş pilotu olan Alexander Zhilin “Putin’in bu savaşa ihtiyacı var ama en az kan dökülmesi de gereklidir” diye yazmıştır. Ama durum tam tersinedir. Çeçenistan’ın kuzeyindeki Mozdok’ta bulunan 1458 nolu askeri hastanedeki doktorlar “gittikçe artan yaralı gelmekte” demektedirler. Baş cerrah albay Vladimir Sukhomlinov “elimizden geleni yapıyoruz ama zor başa çıkabiliyoruz” demiştir. Ruslar Çeçen savaşında 465 ölü ve 1583 yaralı verdiklerini resmen ileri sürmektedirler. Subaylar özel konuşmalarda hakiki kayıpların ve rakamların iki veya üç misli olduğunu söylemektedirler. Rus ilerleyişi vahşice ve yavaş olmaktadır. Haftalardır Rus kuvvetleri blok blok ilerlemektedirler. Ama Çeçenler de kendilerini bekliyorlardı. Beton tüneller ve pasajlarda 10-15 kişi dolaşmakta, koşmakta veya acele temin ettikleri araçlarla süratle bir yerden diğerine geçmektedirler. Ruslar bir Çeçen pozisyonu gördüklerinde bunu helikopter veya uçakların bildirdiklerini onların da burayı bombaladıklarını söylemektedirler. Bu, o binadaki tavan aralarında yaşamaya çalışan sivillerin de bombalanması demektir! Bu da çok kere bir yere ayrılamayan yaşlı ve fakir Ruslar demektir. Çeçenler 1996 Ağustosunda ovalardan aniden Grozni’ye saldırıp şehri ele geçirmişlerdi. Ruslar’ın morali böylece yıkılmıştı. Ruslar için Grozni, içine girmek istemedikleri bir cehennemdir. Son savaşta da Çeçenler’in Alkan-Kale ve Alkan-Yurt’u geri almışlardır. İzvestia gazetesi “Rus kuvvetlerinin Grozni’nin Staropromyssloski semtindeki zaferlerinin doğru olmadığı açığa çıkmıştır” diye yazmıştır. Çeçenler gece vaziyete hakimdirler ve pusularını kurmaktadırlar. Çeçenistan savaşı Rusya’ya eski Başbakan Yegor Gaidar’a göre ayda 148 milyon dolara patlamaktadır. Putin Mart’ta seçimlere gittiğinde güneyde bitmemiş bir savaşın devam ettiğini görecektir. Putin başkan olursa Başbakanlığa Anatoli Chubais’i tayin edecektir. Fakat Chubais popüler değildir, belki perde arkasında kalmayı tercih edecek ve başbakanlığı 1998’de Mart’tan Ağustos’a kadar başbakanlık yapmış Sergei Kiriyenko’ya bırakacaktır. İkisi piyasa ekonomisini düzeltmeye çalışacaklardır. 1922’de Sovyetler’in yurtdışına sürgün ettiği filozof İvan İlyin, Rusya’da demokrasinin mümkün olamayacağını onun yerine liberal bir diktatörlük kurulacağını söylemişti. İlyin’in iddiaları gerçekleşmektedir.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT