BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > 4 ceset de Konya’da

4 ceset de Konya’da

Yasadışı Hizbullah örgütüne yönelik operasyonlar bütün hızıyla sürerken, İstanbul ve Ankara’nın ardından Konya’nın Meram ilçesindeki bir mezar evde de biri kadın 4 kişinin cesedi bulundu.



Yasadışı Hizbullah örgütüne yönelik operasyonlar bütün hızıyla sürerken, İstanbul ve Ankara’nın ardından Konya’nın Meram ilçesindeki bir mezar evde de biri kadın 4 kişinin cesedi bulundu. Kadın cesedinin, 1.5 yıl önce Mersin’den kaçırılan Konca Kuriş’e ait olduğu ileri sürülüyor. Hizbullah’ın hücre evlerinden olduğu bildirilen Yunus Emre Mahallesi, Sancaklıbey Sokak, 33 numaradaki 3 katlı villanın kalorifer dairesinde yapılan kazı bir mezar daha ortaya çıkardı. Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ve jandarma ekiplerinin sürdürdüğü büyük bir titizlikle sürdürdüğü çalışmalar sırasında evin pencereleri panjurlarla kapalı tutulurken, bahçe duvarından içeriye basın mensupları dahil hiç kimse alınmadı. KEMİKLERİ KIRILMIŞ Tripleks villanın bodrumunda iki ayrı yerde yapılan kazıda, çuvalların içine doldurulmuş kırılmış insan kemikleri, ceset parçaları, ayakkabı ve bot bulundu. Kazı çalışmalarına bir süre nezaret eden Konya Emniyet Müdürü Mehmet Aksu, biri kadın olmak üzere 4 kişinin cesedine ulaşıldığını söyledi. Cesetler, daha sonra iki ambulansla Konya Numune Hastanesi morguna kaldırıldı. Yetkililer, cesetlerin uzun süre önce gömüldüğünün tahmin edildiğini belirttiler. Olayla ilgili 7 kişinin gözaltına alındığı öğrenildi. Konya Numune Hastanesi’nde sağlık kontrolünden geçirilen şüphelilerin sorgulanmasına başlandı. Çevre sakinleri, cesetlerin bulunduğu villada oturanları tanımadıklarını belirttiler. Sözkonusu villada kalanların çevreyle ilişki kurmadıkları gibi eve giriş çıkışların da çok seyrek olduğunu kaydettiler. KURİŞ’İN AİLESİ Kadın cesedinin 1998 yılında kaçırılan Konca Kuriş’e ait olduğu sanılırken, Kuriş’in Mersin’de bulunan yakınları teşhis için Konya’ya çağrıldı. Kadın cesedinin Konca Kuriş’e ait olup-olmadığının tesbiti amacıyla, kocası Orhan Kuriş, kayınbiraderi Halil Kuriş ve yakın bir akrabası ile birlikte otomobille Konya’ya hareket etti. Kuriş’in kocası Orhan Kuriş, “Karımın yaşadığına inanıyoruz” dedi. 17’YE YÜKSELDİ Bugüne kadar 10’u İstanbul’da olmak üzere toplam 17 cesede ulaşıldığını belirten yetkililer, “Bu sayı giderek artıyor. Örgüt, her evi adeta mezarlık haline getirmiş” dediler. Örgütün Ankara sorumlusu Selman İpek’in verdiği bilgiye göre, Konca Kuriş’in ölüm kararı alındıktan sonra kaçırılarak öldürüldüğü anlaşıldı. Kuriş’in ölümünü video kameraya alan İpek’in daha sonra bu bandı örgüt lideri Hüseyin Velioğlu’na gönderdiği de kaydedildi. Hizbullah üyeleri de ifadelerinde, Konya’da 6 kişiyi öldürerek gömdüklerini itiraf etmişlerdi. Selman İpek, askeri kanat sorumlusu Mahmut Demir, siyasi kanat sorumlusu Dr. Abdurrahman Alpsoy, Mustafa Gözlüer, Nesrin Aslan, Nuran Aslan, Sadullah Arpa, Burhan Özlük, Nuray İpek’in yakalanmasının ardından, Mehmet Aslan, Şehmuz Alpsoy ve Mehmet Emin Alpsoy da gözaltına alındı. Böylece, başkentte sorgulanan militan sayısı 12’ye yükseldi. BATMAN’DA KASAP Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nde iki gündür gözaltında tutulan ve ifade vermeyi reddeden Hizbullah örgütünün askeri sorumlu Mahmut Demir, dün konuşmaya başladı. Demir’in sorgusu sonucu, örgütün üst düzey yöneticilerinden Abdulsamet Yıldız da yakalandı. Batman’da kasaplık yaptığı belirtilen Mahmut Demir’in 6 cinayetten arandığı kaydedilirken, Mustafa Gözlüer’in Tarsus’ta 2 öğretmenin öldürülmesinden sorumlu olduğu belirlendi. SORGU MERKEZİ Örgütün infaz ettiği kişilerin tamamını Konya’da sorgulayıp kayda aldığı belirlendi. Hizbullah örgütünün Doğu ve Güneydoğu Anadolu dışında örgütün en çok Adana ve Mersin’de yapılandığını belirten yetkililer, Ankara Emniyet Müdürlüğü’nde gözaltında tutulan militanların verdiği ifadeler doğrultusunda örgütün sorgu merkezinin Konya olduğunu ortaya çıkardılar. Konya’da bulunan bir evin adresini veren Mahmut Demir, kaçırılan ve daha sonra öldürülen kişilerin tamamının Konya’da sorgulanarak video kasete alındığını bildirdi. İstanbul’da gözaltında olan Mehmet Emin Ekinci, Mersin’de örgütün tutukladığı Mehmet Şerif Uprak ve Bayram Ali Uprak’ı, “Ankara’nın kuryelerine teslim ettim” demesi üzerine Mahmut Demir’e bu kişilerin fotoğrafları gösterildi ve Etimesgut’ta bulunan cesetlerin ise bu kişilere ait olup olmadığı soruldu. Demir, çürümüş cesetlerin Upraklara ait olmadığını söyledi. Bunun üzerine Ankara polisi, Mehmet Şerif ve Bayram Ali Uprak’ın öldürülme ihtimalini gözönüne alarak Ankara’da iki cesedin daha bulunabileceği ihtimali üzerinde çalışmalarını sürdürüyor. OPERASYON GENİŞLİYOR Mahmut Demir’in verdiği ifadeler doğrultusunda başta Konya ve Mersin olmak üzere başka illerdede operasyonlara başlandı. Batman, Bismil, Silvan’daki kırsal bağlantılarıyla şehir bağlantılarının soruşturulduğu bildirildi. Şehirde deşifre olan bazı militanların kırsala kaçma ihtimali üzerinde duruluyor. Üst düzey bir emniyet yetkilisi, “Bu aşamada artık düğmeye bastık diyebilirim. Yurt çapında çok önemli şeyler elde edeceğimizi sanıyorum” dedi. MİT elemanları da ellerindeki bazı bilgileri Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne aktarırken emniyetin aldığı ifadeleri de yakından izledikleri kaydedildi. Hacettepe Hastanesi’nde çalışan Dr. Abdurrahman Alpsoy’un örgütün siyasi yapılanması ile ilgili çalışmalar yürüttüğü belirlenerek, operasyonların bu doğrultuda da sürdürüldüğü kaydedildi. KIŞLALI SORGUSU Öte yandan, teröristlerin, Çayyolu’nda otomobiline bomba konularak öldürülen gazeteci-yazar Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı cinayeti ile ilgili de sorgulandığı, ifadelerinden bu cinayetle ilgili bir sonuç alınamadığı bildirildi. Etimesgut’taki örgüt evinde ele geçirilen bomba düzeneklerinin Kışlalı cinayetinde kullanılan bombayla aynı olmadığı, çok küçük benzerlikler gösterdiği ifade edildi. TAM BİR VAHŞET Teröristlerin, Etimesgut’ta öldürdüğü 3 kişiyi, cinayet öncesinde sorguladıkları ve işkence yaptıkları belirlendi. Bu kişilere öldürülmeden önce uygulanan işkencenin video kasete alındığı, el ve ayakları bağlandıktan sonra aynı iple boyunlarından da düğümlendiği, daha sonra da çuvala koyarak toprağa gömdükleri emniyet yetkilileri tarafından ifade edildi. Bu arada, emniyette, örgütün kullandığı ip bağlama şeklinin tatbikat sırasında bazı polisler üzerinde uygulandığı, ancak bir polisin, bir dakika bile bu vahşete dayanamadığı bildirildi. Etimesgut’taki evde bulunan 3 cesede Adli Tıp Kurumu’nda otopsi yapıldı. Ankara DGM Cumhuriyet Savcısı Nuh Mete Yüksel, “Cesetleri zincirlemişler, ellerinden, ayaklarından bağlamışlar ve kilitlemişler” dedi. Otopsi, Keçiören Belediyesi’nden getirilen kaynak makinesi ile zincirlerin kesilmesinden sonra başlayabildi. Savcı Yüksel, otopside, bu kişilerin ağızlarının ve burunlarının tıkanarak boğulması (mekanik asveksi) sonucunda öldürüldüklerinin belirlendiğini söyledi. TEŞHİS EDEMEDİLER Öte yandan, kazı sonucu ortaya çıkartılan 3 ceset, teşhis için kayıp yakınlarına gösterildi. Adana Seyhan’da 7 Aralık 1998 tarihinde evinin önünden kaçırıldığı bildirilen Mehmet Beşir Can’ın eşi ve oğlu Ahmet Can, cesetler tanınmaz halde olduğu için teşhis edemediklerini kaydetti. Babasının cesedini tespit edemeyen Ahmet Can’a DNA testi yapılacağı öğrenildi. Ahmet Can, babasını evlerinin önünden kaçıranların Abdurrahman Aksoy ve Mehmet Emin Aksoy olduklarının belirlendiğini ve yakalanan bu kişilerin gözaltında bulunduklarını kaydetti. Can, babasının örgütle ilişkisi olmadığını ifade etti. KAYIPLAR DOĞULU Hizbullah’ın, Adana’dan da çeşitli tarihlerde 7 kişiyi kaçırdığı ortaya çıktı. Hizbullah’ın elinde olduğu belirlenen 7 kişiden, Mehmet Beşir Can, Uğur Gökdemir, Faik Oyunlu ve Ahmet Ekinci’nin kimlikleri İstanbul’daki 10 kişinin öldürülerek gömüldüğü örgüt evinde bulundu. Adana’dan kaçırılan Uğur Gökdemir, Erhan Terzioğlu, Ahmet Ekinci, Faik Oyunlu, Hüseyin Bayburt, Bülent Doğan ile Mehmet Beşir Can’ın Doğu kökenli olduğu ve ticaretle uğraştıkları kaydedildi. Bu arada, 26 Temmuz 1999’da Tarsus’ta kaçırılan Mehmet Şerif Uprak ve Bayram Ali Uprak’ın teyzesinin oğlu Selahattin Veysanoğlu, cesetler arasında yakınlarının olmadığını bildirdi. Veysanoğlu, Uprak kardeşlerin “Eski eşya alır mısınız?” diyen kişiler tarafından alındığını ve bir daha da kendilerinden haber alamadıklarını anlattı.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT