BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bilmediği bir şeyler oluyordu!

Bilmediği bir şeyler oluyordu!

Yclal hazırlanmış, pencerenin kenarından sokağı seyrediyordu.



Yclal hazırlanmış, pencerenin kenarından sokağı seyrediyordu. Yorgundu. Uykusunu alamamış, gözleri şişmişti. Gece ağabeyi ve yengesi gelmiş, ailece güzel bir akşam yemeği yemişler ve oldukça geç yatmışlardı. Yattıktan sonra da uzun bir süre uyuyamamıştı genç kız. Aklı hep Oktay’a takılmıştı. Ne olup bittiğini kendisi de anlamıyor, yüreğinde kıvılcımlanan sıcacık duygularını tahlil edemiyordu. Saatine baktı. Sekizi birkaç dakika geçiyordu. Antreye doğru yürüdü. Portmantodan kabanını aldı, annesine seslendi: - Anne ben çıkıyorum, hoşça kal... Muazzez hanım sabahlığı üzerinde mutfaktaki küçük masada oturmuş hem kapıcının erkenden getirdiği gazetelere bakıyor hem de çayını içiyordu. - Geldi mi arkadaşın? - Hayır ama neredeyse gelir. Aşağıda bekleyeceğim. - Güle güle kızım, Allah zihin açıklığı versin. Merdivenleri yıldırım gibi indi genç kız. Oldum olası asansör kullanmazdı. Böylelikle çok arzu ettiği halde yapamadığı sporunu yapmış oluyordu kendince. Dışarıda mis gibi bir hava vardı. Bir gün önce yağan yağmur hâlâ daha rutubetini muhafaza ediyor, hoş bir toprak kokusu genizleri yalıyordu. Oturdukları semt zaten çok gürültülü bir yer değildi. İstanbul’un en hatırı sayılır mevkilerinden biriydi. Merkeze biraz mesafeliydi evleri. Bu yüzden oranın trafik gürültüsü ve kalabalığından uzaktılar. Çok geçmeden Oktay’ın küçük lacivert arabası gözüktü. Gülümseyerek yola doğru bir iki adım attı İclal. - Günaydın... Delikanlı kibarca indi arabadan. Elini uzattı: - Günaydın... Trafik bayağı yoğundu girişte... Çok bekletmedim değil mi? - Yoo, şimdi indim aşağıya. Nasılsın dünden beri? Keyifle gülümsedi genç adam: - Bomba gibiyim. Akşam biraz ders çalıştım. Kolay ilerledikçe insana şevk geliyor. Korkuyorum anatomi dersinden ama başaracağım galiba... Biraz zorlarsam hallolacak. Ya sen? Sen ne yaptın? Genç kız ön koltuğa oturmuştu. Oktay da direksiyona geçti, motoru çalıştırdı. - Ben iyiyim, dedi İclal. Ağabeyimler vardı gece. Yemeğe gelmişler. Yüzümden belli değil mi, o kadar geç yattım ki, iki, üç saatlik bir uykum var. Oktay gülümsedi ve hayranlıkla baktı genç kızın yüzüne: - Hiç de belli değil, yine her zamanki gibi güzelsin. Utandı İclal. Kaşlarını çattı, yavaşça mırıldandı başını öte yana çevirirken: - Teşekkür ederim. İltifat ediyorsun ama hiç gerek yok. Bir müddet konuşmadılar. Sonunda dayanamadı genç kız: - Bugün suskunsun... Bir şey mi oldu? Oktay gözlerini yoldan ayırmadan cevapladı bu soruyu: - Hayır, daha doğrusu evet! Bir adam peydahlandı bizim oralarda. Babamı tanıyor... Onunla konuşmak istiyor. İclal gülümsedi şaşkınlıkla: - Eee, ne var bunda? - İyi de bunu babama söylediğim zaman allak bullak oldu düşünceleri bir anda. Bütün gece suskun oturdu. Babamı tanısan bu davranışın ona ne kadar ters olduğunu anlarsın. Huzursuz oldum. Sabah da erkenden gitmiş. Annem de bir garip. Bilmediğim bir şeyler oluyor sanki... Genç kız dudak büktü: - Ne olabilir ki!.. Sanıyorum fazlaca kuruntulu bir insansın. Hayal gücün iyi işliyor doğrusu... DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT