BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Mağaradan yüzyılın cerrahlığına

Mağaradan yüzyılın cerrahlığına

ABD’de yüzyılın cerrahı seçilen Prof. Gazi Yaşargil’in Diyarbakır’ın Lice ilçesinde kaymakam çocuğu olarak doğduğunu ve ailesiyle beraber Kürt çeteciler tarafından kaçırılıp mağarada günlerce rehin tutulduğunu biliyor musunuz? İşte Erdal ve Ömer İnönü’nün çocukluk arkadaşı Yaşargil’in ilginç öyküsü...



ABD’de yüzyılın cerrahı seçilen Prof. Gazi Yaşargil’in Diyarbakır’ın Lice ilçesinde kaymakam çocuğu olarak doğduğunu ve ailesiyle beraber Kürt çeteciler tarafından kaçırılıp mağarada günlerce rehin tutulduğunu biliyor musunuz? İşte Erdal ve Ömer İnönü’nün çocukluk arkadaşı Yaşargil’in ilginç öyküsü... 1920’li yılların ikinci yarısı yani Cumhuriyet’in ilk yılları. Şeyh Sait tarafından başlatılan başkaldırı bütün Güneydoğu bölgemizi etkiler. Yer: Diyarbakır’ın Lice ilçesi. Bir grup Kürt çeteci, Kaymakamlık ikametgahına baskın düzenler ve ev sakinlerini dağa kaldırır. Kaçırılanlar içinde tesadüfen evde olmayan kaymakam yoktur ama eşi ve çocukları vardır. Kaçırılanlar bir mağaraya hapsedilir ve takas için şantaj malzemesi olarak kullanılır. Cezaevinde tutulan bir grup çeteciye karşı kaymakam ailesi. Pazarlık günlerce sürer lakin çetecilerin istekleri kabul edilmez. Sonuç: O günkü Kürt çetecileri bugünkü Hizbullah gibi alçak ve rezil olmadığından olsa gerek, eşkıyalığın da raconu var diyerek kadın ve çocuklardan oluşan rehineler zarar verilmeksizin serbest bırakılır. İşte, serbest bırakılan kaymakam ailesinin en büyük çocuğu geçtiğimiz haftalarda ABD’de “Yüzyılın Cerrahı” seçilen sevgili Gazi Yaşargil’dir. İNÖNÜ VE YÜCEL’İN ARKADAŞI Evet, Diyarbakır’ın Lice ilçesinde Kaymakam çocuğu olarak doğan ve başından yukarıda naklettiğimiz olay geçen Gazi Yaşargil, bu hadisenin akabinde babasının tayininin çıkması ile memleketi olan Ankara’ya taşınıyor. Gazi Bey’in baba tarafı Ankara Beypazarı, anne tarafı da Karadeniz’e dayanıyor. İlk-orta ve lise tahsilini Ankara’da tamamlayan Yaşargil’in Ankara’daki arkadaşları Ömer-Erdal İnönü ve Can Yücel’dir. Yaşargil 1943’te tıp tahsili için Almanya’nın yolunu tutar. İkinci Dünya Savaşının son döneminde ise İsviçre Basel’deki fakülteye geçer ve okulu bitirerek genel cerrahı asistanı olur. Ardından dünyaca ünlü beyin cerrahı Prof. Hugo Krayenbühl’un yanında çalışmaya başlar. 1965’te ABD’ye gider, oradaki çalışmalar derken tekrar İsviçre’ye döner. Dönüşüyle de beyin cerrahında çığır açar ve mikro cerrahı teknikleri ile ameliyatlara başlar. ORDİNARYÜS ÜNVANI Beyin ameliyatlarına mikroskopu sokan Yaşargil, Anevrizma’ya karşı ilk müdahale tekniğini geliştiren isim olarak tıp tarihine geçer. 1973 tarihinde Ordinaryüs ünvanını alan Yaşargil Hoca, ilerleyen yıllarda binlerce Anevrizma ameliyatını başarı ile gerçekleştirerek bütün tıp dünyasının ilgi odağı olur. Ve bunun sonucu olarak da sağlık olayının çok ciddiye alındığı ABD’de Yüzyılın Cerrahı” seçilir. Binlerce hekim yetiştiren ve halen Arkansas Üniversitesinde çalışan Yaşargil için bu üniversite 26 Şubat’ta Gazi Bey’in ismiyle bir kürsü kuruyor. İNSAN YAŞARGİL Gelelim Gazi Bey’in diğer özelliklerine. Yaşargil Hoca’yı malum Anevrizma rahatsızlığım vesilesi ile tanıdım. ABD’ye gitmeden önce, Yaşargil Hoca’nın Türkiye’de en sevdiği isim olan eski hastası sevgili Şükrü Yürür Bey bizi ikaz etti: “Hoca sade bir adamdır. Şatafattan ve övgüden hoşlanmaz. Protokolü de sevmez, bilginiz olsun.” Şükrü Bey az bile söylemiş. Ameliyat esnasında yanımızda bulunan ve ölene kadar minnetle anacağım Türkiye Gazetesi Washington Temsilcisi Sevgili Hasan Mesut Hazar’ın deyimiyle adam bir tevazu ve zarafet nümunesi. Dahası, tabir yerinde olur mu bilemiyorum ama hasta delisi. Noel, Cumartesi, Pazar şu bu demeden istisnasız her gün sabah-öğle-akşam hastasının başında. Ben işini bu kadar seven başka bir insan görmedim. Sevgili Hasan Mesut Hazar’ın “Türk olduğu için Nobel vermediler ama sonunda vermeye mecbur kalacaklar” dediği Yaşargil Hoca bugün Arkansas eyaletinin de sembolü olmuş. Kaldığımız Hilton İnn Oteli’nin garsonuna sorduk: “Arkansas’ın neyi meşhur?” Cevap: “Clinton’ı, kedi balığı ve bir de üniversitedeki Türk doktoru Yaşargil.” Evet hiç abartmıyoruz Yaşargil’e ABD’liler böyle bakıyor. Şimdi sormak lazım: Bu dahi isimden Türkiye niçin yararlanmıyor? Türk medyası neden bu muhteşem bilim adamına gereken önemi vermiyor? Üniversitelerimiz niçin hocasını kucaklamıyor? Ağırlık kaldırdık ya da İtalyan takımına gol attık diye sokağa dökülen Türkiye böyle bir dahiye sahipken neden bunun kıymetini bilmiyor? Türkiye ne yapıp edip Yaşargil’i vatanına getirmelidir. Hoca emin olun buna hayır demez. Yeter ki onu gür bir tonla çağıralım...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT