BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Balkanlar ile Kafkaslar arasında!..

Balkanlar ile Kafkaslar arasında!..

Türkiye, Balkanlar ile Kafkaslar arasında yer almıştır. Burası, Avrupa’nın sadece bir uzantısı değil asıl can damarı üzerindedir.



Türkiye, Balkanlar ile Kafkaslar arasında yer almıştır. Burası, Avrupa’nın sadece bir uzantısı değil asıl can damarı üzerindedir. İkinci Dünya Savaşı sonrasında bütünleşme sürecinde Avrupa’nın sınırları ile ilgili çeşitli tarifler yapılıyordu. Bu konuda kimi siyasiler cimri, kimileri ise daha cömert davranıyorlardı. De Gaulle bu sonunculardan idi. Bütün heybeti, kameti ve hançeresinin olanca gücü ile “Atlantik’ten Urallar’a kadar!” diyerek Avrupa’nın sınırlarını belirtiyordu. Sonraları bizden Süleyman Demirel çıktı. “Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar!” dedi. Hoşumuza gitti. Gururumuz okşandı. Gerçekten de bu uzun yolu Türkçe konuşa konuşa rahatça aşabilirdik. XX. asrın son İstanbul AGİT Zirvesi Türkiye’nin en büyük ağırlığını Balkanlar ile Kafkaslar arasındaki bölgede değerlendirdi. Bu bizce de doğru bir tespittir. Nitekim her iki bölgenin akıbeti ile doğal olarak en yakından ilgili ve ilişkili olan Türkiye, oldum olasıya karışık ve netameli sayılan bu bölgede siyasi, ekonomik ve hatta askeri ağırlığını her zaman hissettiregelmiştir. Demirel birer günlük, ikişer günlük ziyaretleri ile olsun çat Balkanlar’da, çat Kafkaslarda’dır. Bizim gidemediğimiz ülkelerin sorumlu temsilcileri de bu yazıyı yazmakta olduğum günde olduğu gibi, başları sıkışınca bize gelmektedirler. Bu sevinilecek bir oluşumdur. Gereği gibi değerlendirilmesi gerekir. Çok eskilere gitmeden en yeni, en yakın tarihlerden bakacak olursak son on yıldan beri, yani Sovyet imparatorluğunun çöküşünden bu yana sağımızda ve solumuzdaki bu iki bölgede her an değişmekte olan durum hâlâ tam anlamı ile durulmuş, billurlaşmış değildir. Rusya uluslararası güçler dengesinde kendisine bir çekidüzen vererek yeni bir kimlik arayışındadır. 1990’daki sınırlarında, demir perdeyi kaldırmış, kaçan kaçmış, kaçamayanlarda ise taş bir defa yerinden oynamıştır. Sovyet Rusya’dan ne kalabilmiş ise, eskinin yerine kurulan bir Rusya Federasyonu, kafesten kaçabilenler yahut kaçmalarına izin verilen ülkeler ile “yakın komşuluk” kavramı içinde ayrı ve özel bir statüyü saklı tutmak istemiştir. Şimdiye kadar bu istikamette pek başarılı olduğu söylenemez. Kaçanların hemen hepsi bir hal ile AB veya NATO’ya kapağı atmışlar veya atmak için sıraya girmişlerdir. Ayrıca bunların tamamı AGİT Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Örgütü’ne üyedirler. Rusya şimdiki kimliği ile pek uzaklara gidemeyeceğini bu son on yıl içinde görmüş, anlamış, eski ağırlığından çok şeyler kaybettiğini de yakından hissetmenin sıkıntısı içine girmiştir. Bunu doğal olarak kabul etmek gerekir. 70 yıl süren katı bir Komünist sistemden Liberal bir ekonomiye geçmek elbette ki kolay değildir. Böylesine radikal bir değişimde insanlar gibi, kurum ve kuruluşların da zorunlu olarak etkilenmesi, yozlaşması, ekonominin bir süre için mafyalaşması mukadderdi. Bütün bunlar Rusya’da dünyanın gözleri önünde cereyan etti. Hâlâ da devam etmektedir. Artık bu yoldan geriye dönmek mümkün değildir. Eğer, şimdilerde rivayet edildiği gibi ordudan veya Sibirya’da bir eyalet valisi bulunan eski Genelkurmay Başkanı Lebed’den ciddi bir hareket gelmez ise, önümüzdeki nisandan itibaren Rusya yönetimi şimdiden belli olmuş gibidir. Putin dönemi resmen ve kati olarak başlayacak ve bu dönemde içeride çok daha otoriter bir rejim kurulacaktır. Rusya’nın Dışilişkileri ve özellikle Türkiye ile olanları çok daha özel bir nitelik kazanacaktır. Aslında geçmişe dönük tarihi bir Retrospectif bakış içinde bunda pek fazla bir değişiklik olmayacağı da düşünülebilir.. Boris Yeltsin daha esnek, yumuşak üslubu ile daha karizmatik bir liderdi. Üstelik hem içeride hem dışarıda iyi kötü bir efsanesi vardı. Gorbaçov’u savunmak için bir tankın üzerine çıkıp ayaklanan kitlelere hitabı yerli yabancı hafızalarda iz bırakmıştır. Putin KGB’den yetişmiş bir üst düzey bürokrattır. Aynı çapta olmadığı hemen belli oluyor. İkisini de TV’den tanıdık. Birincisini Demirel, ikincisini de Moskova’da Ecevit ile konuşurken izledik!.. Ayrıca uzun lafa gerek yok sanırım. Ama biraz evvel yazdığım gibi, bu esasta ortak, üslupta farklı olmaktan kaynaklanan bir görüntüdür.. Durum böyle olunca Türkiye’nin Rusya ile olan ilişkilerini daha yakın bir analize tabi tutması gereği ortaya çıkmaktadır. Bu analizin dayanacağı esaslar bizce şunlardır: 1- Rusya Fedarasyonu İkinci Dünya Savaşı galiplerinden birisi olarak dünya politikasında bundan on-onbeş yıl öncelerine kadar elinde tuttuğu belirleyici önem ve durumundan feragat etmiş değildir. 2- Boris Yeltsin artık Datcha’sına çekilmeden önce kendisine bir halef aramış, etrafındaki adamların hemen hepsini kısa süreler için teker teker Başbakanlıkta denemiştir. Nihayet Duma seçimlerinden sonra sürpriz bir kararla eski KGB şefi Vladimir Putin’i hem Başbakanlığa getirmiş, hem de Başkanlık seçimlerinden önce istifa ederek Başbakanını kendisine halef tayin etmiştir. İstifası ile başkanlık seçimlerinin üç ay içinde yapılıvermesi sonucunu doğurmuş, hem kendisi ve ailesinin dokunulmazlığı hem de Putin’in Başkanlığı güvence altına alınmıştır. Balkanlar’da hâlâ barut kokusu var!.. Kosova’dan bölgeyi bir anda karıştırabilecek ve kolayca çevreye sirayet ederek yaygınlaşabilecek bir savaşın ayak sesleri duyulur gibi oluyor!.. Birleşmiş Milletler temsilciliğini yüklenmiş bulunan Fransız eski Bakanı Couchener Kosova’da ziyadesi ile çapraşık bir yönetim hazırlamalarının açmazı içindedir. Türkiye’nin buradaki askeri birliğini mahallinde bir diplomat temsilci ile takviyesi şarttır. Rusya kafesten uçurduklarının karşı kafeslere sığınmalarını henüz tam anlamı ile içine sindirebilmiş değildir. Ayrıca kısaca (Guam) diye tanımladığı Gürcistan, Ukrayna, Azerbaycan, Moldavya’ya bir başka gözle bakmaktadır. Bunun bilinci içinde olmakta faydalar vardır. Balkanlar’dan Kafkaslar’a!.. Bir haklı özlemi ifade eden güzel bir slogandır. Kulağa da hoş geliyor... Ama konuyu faydaları ve sakıncaları ile birlikte ele almak, kılı kırk yararak düşünmekte çok faydalar var. Konuya devam edeceğiz.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT