BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dil yarası

Dil yarası

Türk toplumu büyük bir gayretkeşlik içinde Türkçe kelimeleri hayatımızdan silip yerine İngilizce ağırlıklı kelimeler yerleştirmeye devam ediyor.



Türk toplumu büyük bir gayretkeşlik içinde Türkçe kelimeleri hayatımızdan silip yerine İngilizce ağırlıklı kelimeler yerleştirmeye devam ediyor. Kahvelerin “cafe”, berberlerin “kuaför”, iş merkezlerinin “center” veya “plaza”, lokantaların “restaurant” olmasından sonra şimdi hastaneler “hospital”a dönüştürülüyor. Gazetelerin haberine göre Bahçelievler’deki “Ten Hospital” hastanesi bununla da yetinmiyor; bir değişiklik yapıp ABD’nin ünlü sağlık kuruluşlarından “John E. Kennedy Hospital”ın adını alıyor. Amaç, daha çok hasta çekmek. Yaygın bir modaya göre yurtdışındaki sağlık kuruluşlarının adını kullanan hastaneler halk (tabii parası bol olanlar) tarafından yoğun bir ilgi görüyormuş! Gerçekten, isim değişikliğinden sonra hastanenin müşterisi %20 oranında artmış. Şimdi, hangi birine yanarsınız; Türkçe’nin kazanç uğruna feda edilişine mi, yoksa ülkemizde sari bir hastalık olan yabancı marka ve patent düşkünlüğüne mi? Aslında dikkat ederseniz, ikisi de birbirine bağımlı bir seyir takip ediyor. Dile karşı sorumsuzluk ve “yerliye “güvensizlik bir yerde buluşup kader birliği yapıyor; vahim sonuçlar doğuruyor. Vahim diyoruz. Çünkü Türkçe’yi her gün biraz daha hançerleyip “ölü diller” kervanına doğru itiyoruz. Yani, kendi kendimizi tüketiyoruz. Kullandığınız aletlere, eşyalara, bilgisayar programlarına, caddelerdeki tabelalara, çiçeklere, yiyeceklere bakın, kaçta kaçı Türkçe? Karşılaştığınız gerçek sizi ürkütüyor değil mi? Evet, diliniz dillere karışmış olarak Avrupa Birliğine doğru yollanıyorsunuz. Ama güçle, kendine güvenle, eşitlikçi şartlar içinde değil; her gün biraz daha kaybolarak, biraz daha ufalanarak, biraz daha sinerek, biraz daha çözülerek... İnanın, hiçbir “Birlik”e girmekten korkmuyorum. Ama kendimizden korkuyorum... TV’DE SIRLARI DÖKÜLENLER Şu TV ne sihirli, ne marifetli bir alet! Kimilerini allayıp pullayıp karşımıza çıkardığı gibi kimilerinin de sırlarını döküp onları cascavlak ortada bırakıveriyor. Geçen akşam, 6.Kanal’da Kadir Çelik’in Eminönü Belediyesi eski başkanı Ahmet Çetinsaya ile yaptığı (programı diyemeyeceğim) mahalle kavgasını izleyenler, kişilerin milyonlar önünde kendilerini nasıl rezil edebileceklerinin akıllara durgunluk veren örneğine şahit oldular. Öte yandan mahzun tavırlı, romantik bakışlı jön Hakan Ural’ın boşandığı eşi Sibel Can hakkında söyledikleri kendisini küçülttükçe küçültüyor. İnsanların kendilerini böylesine harcamaları hazin, çok hazin! Ne diyelim? Allah, akıl fikir versin! İnsanı şaşırtmasın! Böylesi ibretlik durumlara düşürmesin!
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT