BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kar yağdı böyle oldu

Kar yağdı böyle oldu

Amerika’nın kuzeyini ve doğusunu etkisi altına alan kar ve fırtına hayatı felce uğratmayı sürdürüyor.



Amerika’nın kuzeyini ve doğusunu etkisi altına alan kar ve fırtına hayatı felce uğratmayı sürdürüyor. Geçen salıdan itibaren Washington’a da merhaba diyen kardan dolayı okullar tatil edildi. İşyerleri kapandı. Uçaklar rötar yaptı. Seferlerde iptaller yaşandı. Ulaşım önemli ölçüde aksadı. Ayrıca sadece yollarda arabalar birbirine girmedi. Millet de, bütün alınan tedbirlere rağmen ne yapacağını şaşırdı. Aciz kaldı. Açıkçası kar ve fırtına, teknoloji falan dinlemiyor.. Vuruyor.. Çare yok katlanacaksın.. Allah’tan buralarda kimsenin kar edebiyatı yapmak ve fırtınadan dolayı suçlayıp yerin dibine batıracağı merci aramak falan aklına gelmiyor.. Ne medya ne insanlar, kartopunu çamura dönüştürmeyi bir türlü akıl edemiyorlar.. Düşüncesiz aptallar, işte... BİR PARMAK KARA ESİR OLMAK Bir parmak kalınlığındaki karın bile başkent Washington’ı teslim alması, inanması zor ama, enteresan bir durum.. Türkiye’den buraya gelip tesadüfen bu duruma şahit olanlar, yaşadıklarına inanmakta bir hayli zorlandılar. Biliyorsunuz geçen salı Washington’da, Türkiye’nin yeniden inşası konferansı yapıldı. Üzeyir Garih’ten İhlas Holding inşaat grubu üst yöneticileri Zeki Celep, Halil Şeker ve Haluk Sur’a kadar sayıları 100’ü geçen Türk işadamları katıldılar konferansa.. Konferans, deprem yaralarının sarılmasını konu etmekteydi.. Dünya Bankası, Amerikan Eximbank gibi kredi veren kuruluşlar ile Türkiye’ye ilgi duyan Amerikalı firmaları ve Türkiye’nin önde gelen inşaat firması sahip ve yetkililerini biraraya getirmişti. Sabah günlük güneşlik olan hava öğleden sonra değişti. Önce karardı; ardından da yere bir parmak kar düştü. Daha yeri tutmamış eriyip giden bu bir parmak kar bile Washingtonlular’ı canından bezdirmeye yetti. Düşünün birçok elçilik binasının sıralandığı ünlü Massachusetts Bulvarı ile 14. Cadde köşesindeki otelden 4 tekeri de çeker jeep ile ayrıldıktan 2 saat geçmesine rağmen gittiğimiz yol, 200 metreyi bulmamıştı. Trafik kilitlenmiş, adeta olduğumuz yerde sayar vaziyetteydik. Arabayı kullanan John bana dönüp, “İstersen sen in ve yürü. Biz daha bilmem kaç saat daha bu trafikle boğuşacağa benziyoruz.” dedi. John haklıydı. Büro otelden birkaç blok aşağıda, yürüyerek 15-20 dakikada gidilebilir bir mesafedeydi.. “Haklısın ama olsun, arabada hiç değilse Türkiye’den misafirlerimizle beraberiz. Hasret gideriyoruz.. İyi ki kar yağdı, trafik tıkandı. Yoksa böyle nasıl biraraya gelebilirdik ki..” dedim. Hep beraber gülüştük. Halil Şeker bey en çok, bir parmağı geçmeyen ve eriyip giden kara rağmen trafiğin tıkanmasına akıl sır erdiremiyordu.. Karadenizliliğin verdiği acullukla, ‘Amerika’nın başkentinde bu da olur mu’ şaşkınlığı içindeydi.. AYOL BU NE BİÇİM KAZA HANİ NEREDE KAVGA Derken sağdan bir başka araba küt diye içinde bulunduğumuz araca bindirdi. Çarpan aracın sol çamurluğu haşat oldu. John’un arabasında da hasar var.. Ama esas bundan sonra olanlar, arabadaki Türkiyeli misafirlerimizi hayretler içinde bıraktı.. Kazadan sonra John, sağ ön camı indirip, çarpan aracın sürücüsüne, “Hello” dedi. Amerikalı sürücü önce “Hello” diyerek karşılık verdi. Ardından da sırıtmasını sürdürerek şöyle konuştu: “Sir, aslında sola aniden dönüş yapmamam gerekirdi. Yol senindi. Kusura bakma. İşte kartım ve numaram. Yarın istersen siz arayın. Veya numaranızı verin ben ararım.” John, “Elbette. İşte telefonum. Nasıl istersen öyle yap! İyi akşamlar.” dedi araçtan inmeden.. Her ikisi de, yeni tanışmışlar gibi nazik ve güler yüzlü idiler.. Çarpan araç biraz geri çekildi ve bize yol verdi. Biz de tampon tampon gitmeyi sürdürdük. Topu topu, araçlardan inmeden birkaç dakikada sona eren bu konuşmadan da, kaza sonrasındaki Amerikanvari çözüm tarzından da hayli etkilenen misafirlerimiz, “Bu ne biçim iş.. Bir korna sesi bile duymadık. Bırak kavgayı, ağız dalaşı da olmadı.. Biz gerçekten kaza yaptık mı?” şaşkınlığı içindeydiler.. Temelvari bir edayla Halil bey durumu özetleyiverdi: “Aptal Amerikalılar.. Ne bir parmak karla başedebiliyor; ne de kaza yapınca, birbirlerine horozlanıyorlar.. Ne korna ne zurna.. Arkamızdakilerin ve yandakilerin de mi aklına gelmiyor kornalarına basmak.. Bir de kaza yaptık diye sevinseydiniz bari..Bu nasıl iş ayol..” Washington’a esas bu akşam kar yağışı ve fırtına bekleniyor.. Ama iyi ki Halil bey Türkiye’ye döndü. Yoksa 10-15 cm. karda ABD’nin anlı şanlı başkentinde olanlara-olacaklara şahitlik etseydi, herhalde daha fazla fıttıracak, ‘bu nasıl iş ayol?’ demeyi sürdürecekti... Washington’a kar yağdı böyle oldu.. Ama önemli değil. Siz bizi düşünmeyin.. Geçer İnşallah.. Ya hâlâ deprem çadırında kışlayanlar.. Çeçenistan’da dondurucu soğukta zalim Rus’un bombalarına ve kurşunlarına hedef olanlar.. Ne diyelim?.. Cenabı Hak yardımcıları olsun... ------------------------------------------------------------ Türkiye Gazetesi Washington Bürosu National Press Building, 529 14th St., N.W.,Suite 495 Washington, DC 20045 Tel:+1.202.737.7508 Faks:+1.202.737.7509 E-mail: ihlas@attglobal.net
Kapat
KAPAT