BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Orman Bakanımıza açık mektup

Orman Bakanımıza açık mektup

Ben bu mesleğin içinden geldim geçtim. Orman başmüdürü olarak orman olmayan yerlerde ilk kuruluş da yaptım, orman olmayan yerlerde kurulmuş işletmeler de devraldım. Ancak; hemen belirteyim ki, hesapsız kitapsız, plânsız programsız; değil ormanların doğranması, bir tek ağacın dahi kesilmesi mümkün değildir. Bunun aksine hareket yargısız infaz olur ki, bunun adı da (cinayet)tir!”



Sayın Bakanım, Biliyorsunuz geçenlerde basında, “Maaş için orman katliamı” diye bir iddia ortaya atılmıştı. Ardından yine aynı gazetede sizin demeciniz olarak, “Az bile yazmışsınız. Ortada gerçekten çok vahim bir durum var. İlk etapta orman işçileri genel bütçeye dahil edilecek” şeklinde bir açıklamaya yer verilmişti. Bu gibi konular bizim ilgi alanımıza pek girmez. Ama bizim bir okuyucumuz var. Kenan Ünaldı. Kendisi, Türkiye’nin ilk orman yüksek mühendislerinden. Yıllarını vermiş bu konuya. Emekli olduktan sonra da, bilgi ve birikimlerini her vesileyle kamuoyuyla paylaşmaya devam etmiş bir şahsiyet. Yukarıda sözünü ettiğimiz haber üzerine, o yaşında kalemi eline almış ve konuyla ilgili düşüncelerini yazıp göndermiş bu köşeye. Arz ediyoruz: “Ormancılar yargısız infaz yapan caniler değildir. Basın yoluyla “Maaş için orman katliamı” diye abartmalı, teknik bilgiden yoksun bir iddia ortaya atıldı. Güya hesapsız kitapsız, plansız programsız, kes kesebildiğin kadar ölçüsüzlüğü içinde ormanlar sürekli doğranıp, sırf işçi ücretleri aksamasın diye döner sermayeye pompalanıyormuş. Böylece Toroslar’ın sedir ormanları, Karadeniz’in yağmur ormanları maaş uğruna yavaş yavaş yok oluyormuş. Buna karşı Orman Bakanımız da gazeteciye “Az bile yazmışsınız. Ortada gerçekten çok vahim bir durum var. İlk etapta orman işçileri genel bütçeye dahil edilecek” diyor ve ilâve ediyor: “Geçen yıllarda politik nedenlerle orman olmayan yerlerde bile orman işletmeleri açılmış. Bunlardan 28 tanesini kapatacağız.” Ben bu mesleğin içinden geldim geçtim. Orman başmüdürü olarak orman olmayan yerlerde ilk kuruluş da yaptım, orman olmayan yerlerde kurulmuş işletmeler de devraldım. Ancak; hemen belirteyim ki, hesapsız kitapsız, plânsız programsız, değil ormanların doğranması, bir tek ağacın dahi kesilmesi mümkün değildir. Bunun aksine hareket yargısız infaz olur ki, bunun adı da (cinayet)tir! Böyle bir cinayeti Türk ormancısı ve teşkilatı, bile bile asla işlemez ve işlemiyecektir. Emanete ihanet Türk ormancısına yakışmaz. İşin esası şudur: Türkiye orman varlığı, varlığının yarısından çoğu bozuk vasıflı olan orman alanlarını tekrar orman varlığına katmaya, mevcudu da korumaya yetecek maddi ve mali güce sahip değildir. Bunun için dün olduğu gibi bugün de Türkiye’nin “Yeşil Türkiye” kalabilmesi için döner sermaye dışında teşkilat, genel bütçeden yardım ve destek almaya mecburdur. Bu mecburiyet ve gerçek olanca çıplaklığıyla ortada iken, ormancıları nesli tükenmek üzere olan bir avuç sedir ormanını yok etme cinayetiyle suçlamaya ne gerek var?!. Orman Bakanımızın da bu mecburiyet ve gerçek karşısında çıkıp: “-Evet doğrudur... Orman işletmeleri döner sermayesinin amenajman plânları müsaadesi nispetinde eta dediğimiz yıllık ölçülü kesimlerle sağladığı gelir; koruma, ağaçlama gibi hizmet ücretlerini tamı tamına karşılayacak hacimde değildir. Ücretlerin ödenmesi için devletin takviyede bulunması zorunluluğu vardır. Ancak; böyle bir zorunluluğa rağmen ormanların plânsız programsız doğranması cinayeti asla varit değildir.” demesini beklerdik. Şayet bu gazete haberini sorumlu bir genel müdür cevaplamış olsaydı, muhakkak böyle bir beyanda bulunamazdı. Zira durum biraz önce belirtmeğe çalıştığım gerçekten başka bir şey değildir. Zaten genel bütçeden destek yeni bir şey de değil ki... Öte yandan; ben şahsen örneğin Isparta Orman Başmüdürlüğü kuruluşunu yaparken, orman varlığı kıt bölgeler de açtım. Sivas gibi ormanı kıt işletmeler de teslim aldım. Hatta Kilis gibi ormanı kıt Başmüdürlükler de kurulmuştur. Hatırlatayım ki, “Bunlar politik nedenlere açılmıştır” diyerekten bir çoğunun yekten gereksizliğini ilân edivermek, dönüşü olmayan zarar ve ziyanlara sebebiyet verebilir. Zira buna benzer bir acelelikle birçok orman alanını orman rejimi dışına çıkardık. Nice zarar-ziyandan sonra dönüş yaptık, buraları tekrar orman rejimine dahil ettik. Şimdi, örneğin İstanbul-İzmit yolu üzerinde gözlerimizi yeşile boyayan başarılı ağaçlama faaliyetleri bu dönüş yapılan alanlar üzerindedir. O halde mevcut ve bunca emek ve masraflarla meydana gelmiş işletme kuruluşlarını kapatmadan önce külâhımızı önümüze koyup, orman rejiminden çıkarma olayından esinlenerek ifrat ve tefrite düşmekten sakınılmalıdır. Devletin bir zerre olsun serveti sözüm ona icraata feda edilmesin. Kapatmalardan önce fuzuli masraflar varsa onu tashih edelim. Hele hele erozyonun bir milli felâket aşamasına geldiği şu zamanda teşkilatı daraltma yoluna gidilmesi isabetli bir davranış olmayacaktır. Yeşil yoksa veya azsa, oradan kaçmak yerine, o azlığı ve yokluğu orada kalarak gidermek, şıkkı tercih edilmelidir.” Saygılarımızla...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT