BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Ben de çalışırım anne”

“Ben de çalışırım anne”

Orta boylu, kumral, köşeli ağızlı, zeki bakışlı bir adam olan Nuri hemen fırladı: - Vay, ustam, Nafiz ustam, hangi rüzgar attı seni buraya yahu, geç buyur... Otur, bir çayımı, kahvemi iç.



Orta boylu, kumral, köşeli ağızlı, zeki bakışlı bir adam olan Nuri hemen fırladı: - Vay, ustam, Nafiz ustam, hangi rüzgar attı seni buraya yahu, geç buyur... Otur, bir çayımı, kahvemi iç. Eliyle susturdu onu Nafiz: - Yok, sağ ol, başka zaman, dışarıda bekleyenim var, hele işin yoksa gel sen de, yardımına ihtiyacım var senin. Nuri bıçkın bir adamdı. Fabrikadan tanırdı Nafiz bu adamı. O zamanlar hem işçi olarak çalışırdı Nuri, hem de bütün elemanların sorunlarına koşar, bir çırpıda her şeyi hallederdi. Onun haberi olmadan kuş uçmazdı sanki Ümraniye’de. Hemen masada oturan diğer arkadaşlarına bir göz kırptı: - Beyler, bana müsaade, akşama görüşürüz. Dışarı çıktılar. Seher hemen hareketlendi yaşlı adamı görünce. Nafiz bey iki adımda geldi onun yanına: - Bak bu Nuri, Seher. Benim bir arkadaşım. Bu da Seher. Benim memleketlim. Başı biraz sıkıntıda. Bir yer arıyoruz, oturacak, başını sokacak. Bir kızı var sadece. Ucuz bir yer olsun... Nuri pişkin pişkin sırıttı: - O kolay, Nafiz usta, hallederiz. Bacıyı açıkta koymayız, hiç meraklanma. Yalnız bana bir gün müsaade. Bir şey bulursam, gelir haber veririm eve. Meraklanmayın siz. Nafiz omzunu okşadı adamın: - Sana güveniyorum, haydi bakalım, bu iş ortaya çıkınca bunu yapsa yapsa bizim Nuri halleder demiştim. Meraklanma artık, başını sokacak bir yer bulalım, iş de kolay. Onu da hallederiz evelallah, değil mi Nuri? Adam dudaklarını ileriye doğru uzattı, kaşlarını kaldırıp komik bir tavırla: - Meraklanma usta, tabii. Hele bacıyı bir yerleştirelim... Nuri’den ayrıldıktan sonra yemeklik bir şeyler alıp döndüler eve. Seher heyecanlı ve umutluydu. Uyanmış olan Şehnaz’a olanları anlattı. Allah yardım ediyordu... İşleri rast gidiyordu şimdilik. Bir ev bulup başlarını soksalar meselenin yarısı hallolmuş olacaktı. Şehnaz anasına doğru eğilip fısıldadı: - Ben de çalışırım burada anne... Bir iş de bana bulur o Nuri denen adam bakarsın? Seher’in kaşları çatıldı: - Ne çalışması, kız kısmı çalışmaz elin gurbetinde. Sen evde oturup işleri yapacaksın, ben çalışırım. - Ne var sanki? Daha çok para girer eve, daha rahat ederiz, daha kolay bulursun oğlunu. Seher gözlerini kıstı, uzaklara kaydı bakışları: - Onu bulmamın parayla ilgisi yok. Yaşamak için para lazım. Yoksa onu hangi deliğe girse bulacağım.... * * * Şahin Demir elindeki tespihi karşısındaki saçlarının tepesi dökülmüş, küçük kara gözlü, şişman adama doğru salladı: - On milyardan aşağı olmaz. Hazım dudaklarını şaplattı, küçümser gözlerle baktı tespihli adama: - Kara Mahmut mu biçti fiyatı? Şahin Demir sinirlenmişti, dudaklarını büzdü: - Kara Mahmut benim işime karışmaz efendi! Ben kendi fiyatımı kendim belirlerim. Temizlenecek bir adam var ortada. Kalktın benim galerime geldin. Bana iş teklif ettin, Mahmut’u karıştırma. Adımı ondan almış olabilirsin ama ben fiyatımı kendim belirlerim. Tamam mı, işine gelirse eğer... Hazım eliyle sakinleştirmeye çalıştı onu: - Tamam, sinirlenme, sinirlenecek bir şey yok, öylesine sordum. Hayır, para önemli değil de, Musa gibi beş para etmez bir adamın ortadan kaldırılması için bu kadar para çokmuş gibi geliyor. Kendi adamlarıma da yaptırabilirdim bu işi ama benim onunla meselem olduğunu polis biliyor. DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT