BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Minutka Meydanı

Minutka Meydanı

Avustralya’nın Queensland eyaletinde sıcaklardan 14 kişi öldü.



Avustralya’nın Queensland eyaletinde sıcaklardan 14 kişi öldü. Hararet 41 derece bu kıtada. Brisbane kentinde 200 kişi hastaneye kaldırıldı. Burada böyle de, her tarafta aynı mı? Mozambik’te yağışlardan İncomati ve Maputo nehirleri taştı, 11 kişi hayatını kaybetti. Balkanlar’da ve özellikle Sırbistan’ın güneyindeki bölgelerde kar yağışı yüzünden köylere ulaşılamıyor. Ermenistan’da yani şimdi Kafkasya’ya geçiyorum Gavar nehrine çığ düştü. Gürcistan’da da öyle. Bir otobüs çığ altında kaldı. Dün donmuş 5 ceset çıkarıldı. Bölgede Sibirya soğuklarını aratmayacak dondurucu bir kış yaşanıyor. Çeçenistan da bölgenin bir parçası. Aynı sorun burada da fazlasıyla var. Üstelik ülke işgalle karşı karşıya ve savaş içinde. Bu kışın ortasında bir İstiklal mücadelesi veriyor Çeçenistan. Ruslar Başkent Grozni’nin üçte birini denetimlerine geçirdiğini, Cumhurbaşkanı Aslan Meşhedov’un da yaralandığını öne sürüyor. Gerçi Moskova yönetimi savaş başladığından bu yana; çok sayıda Çeçen yetkilinin ya yaralandığı, ya öldüğü yolunda açıklamalar yapıyor. Ancak bu haberler Çeçenler’ce her seferinde yalanlanıyor! Ama yalanlanmayan bir gerçek var bu kışta kıyamette nükleer güce de sahip 150 milyonluk Rusya, 200 bini mülteci durumuna düşmüş, 800 bin nüfuslu Çeçenistan’da soykırım yapıyor. İnguşetya ve Gürcistan’a mülteci olarak sığınan bu Çeçenler hastalık, açlık ve sefalet içinde bekliyorlar. 40 mülteci de yollarda öldü. Çeçenistan Sağlık Bakanı Ömer Khamiyev, Grozni’de son iki gün içinde soğuk ve yetersiz beslenmeden neredeyse tamamı çocuk ve yaşlı 37 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Grozni’de bu mevsimdeki normal sıcaklık eksi 10 derece. Zaman zaman da eksi 30’lara kadar varıyor. Allahtan Türkiye’de iyi bir kar yağışlı kış geçiyor da onları anlamak için bir ölçü olabilir. Grozni’de sağlam ev kalmadı. Ancak 10 bin sivil Çeçen şehri terketmiyor. Rus birlikleri ise tank, helikopter ve roketatarlarla Grozni’yi bombalamayı sürdürüyor. Çeçen savaşçılar da direniyor. Sokak çatışmaları devam ediyor. Ruslar ilerliyemiyor, ama kan dökmeyi, vahşet saçmayı sürdürüyor Çeçenistan’da. Stratejik öneme haiz Minutka Meydanı kan revan içinde. Rusya nereden bakarsanız bakınız sıkışık bir durumda. Geçenlerde generallerini değiştirdi Çeçenistan’da. Şimdi de Rusya’nın vurucu gücünü oluşturan İçişleri Bakanlığı’na bağlı birliklerin başına General Viaçeslav Tikhomirov’u atadı. General altı yıl önce de buradaydı. Çeçenistan’da katliam jenosit boyutlarına vardı. İnsanlık suçu işlemeyi sürdüren Rusya; BM Güvenlik Konseyi Üyeleri ABD, Fransa ve İngiltere’nin bu feci insanlık dramının son bulması çağrılarını duymazlıktan geliyor. Avrupa Birliği’ninkini de. Hatırlarsanız Helsinki Zirvesi’nde böyle bir karar alınmıştı. AGİT de öyle. Gelgelelim bütün bunlara rağmen Rus ordusu siviller başta her tarafı bombalıyor, soykırımını bütün şiddeti ve acımasızlığıyla devam ettiriyor. Oysa Boris Yeltsin ve Aslan Meşhedov (31.08.1996 ve 12.05.1997) iki anlaşma imzaladı. Barış ve karşılıklı ilişkiler düzenlendi. Buna göre; taraflar 2001 tarihine kadar sorunları müzakerelerle çözecek. Uluslararası normlara göre hareket edecek. İhtilafları gidermek için güç kullanmaktan ve tehditten vazgeçeceklerdi!?.. Hani nerde peki? Lütfen Kafkasya’daki soykırımı bu kışta kıyamette içinizde bir hissedin, feci insanlık dramının son bulması için yapılacak girişimlerin ne kadar önemli olduğunu göreceksiniz. Sayın Ahmet Tan’ın (DSP) başkanı olduğu AGİT Türk Parlamento Heyeti üyelerinden İstanbul Milletvekili Prof. Nevzat Yalçıntaş’a sordum. “Ne yapılıyor” diye. İyi ki de sormuşum. Meğer parlamentoda bir hazırlık yapıyorlarmış. Yarın da bu konuda bir konuşma yaparak TBMM Üyelerine bilgi verilecek ve “Barış ve Müzakere Planı” uygulanması çağrısında bulunacak Putin Yönetimine. Nedir bu plan: “Silahlı çatışmaya derhal son verilecek. Rusya silahlı güçlerini Çeçenistan’dan çekecek. AGİT aracılığıyla müzakereler başlayacak. Mültecilerin evlerine dönmesi sağlanacak. Çeçenler’e harp tazminatı ödenecek. Varılacak anlaşmaların denetimi için Çeçenistan’da AGİT gözlemcisi bulundurulacak. Çeçenya’nın tamiri ve yeniden inşası için ‘yardım konsorsiyumu’ kurulacak.” Türkiye böyle bir onuru taşımalı. Hayata geçirmeye çalışmalı, gücünün yettiği kadar. Yoksa bu ateş çoğu yeri sararsa şaşmamak gerek. Böyle büyüyen bir yangında ilk komşu da maalesef Türkiye. Tarihte çok gururlanacak sahifelerimiz var. Buna bir yeni sahife açılması, dünya barışına da katkıda bulunur. Gerisi Rusya’nın işi. Atina Cem’i bekliyor Çeçenistan için Rusya’nın Sesi’ni izlerken Spartag Aleksiyev’e takıldım. Bu Rus Gazeteci baktım Papandreu’nun Türkiye ziyaretini değerlendiriyor. Bakın neler aktarıyor ülkesine, insanlara ve bize; özetle: -Böyle ziyaretler imzalanan somut anlaşmaların çerçevesini aşıyor. İkili ilişkilerin gelişme perspektiflerini belirliyor. Yorgo Papandreu’nunki de böyle oldu. Türkiye-Yunanistan ilişkilerinin karakterinde olumlu değişimler bu ziyaretle özel önem kazandı. Bu değişikliğe neden politikacılarla iki komşu ülkenin halkları oldu. Bak bu çok doğru. Yiğidi öldür, hakkını teslim et. Devamı da şöyle: -Önemli bir dönem iki ülke için. Uzun yıllar savaşan rakipler olarak nitelendirilen iki ülke için, ikili ilişkilerin ilk defa ciddi olarak gözden geçirildiği bir dönem. Ankara ve Atina güç problemlerin çözümü için arayışlara başlamaya karar verdiler. Türkiye Güven Tedbirleri Paketi teklif etti. Buna göre bölgede uçuş yapan savaş uçakları silahsızlandırılacak, savaş gemileri karşılıklı ziyarette bulunacak, enformasyon alış verişi yapılacak. Buna Yunanistan Savunma Bakanlığı’nın cevabı bekleniyor. Spartag Aleksiyev’in değerlendirmesine göre Türkiye-Yunanistan ilişkilerinin yapıcı biçimde gelişmesi ve bölgede benzerlerin yer alması ihtimali tüm dünyada takdir edildi. BM Genel Sekreteri Kofi Annan da, takdir etti. Ankara hoş şeyler de yapıyor doğrusu. İsmail Cem şimdi Atina’ya gidecek. Dileğim bu ilişkiler bölge içindaha barışçı ve iki ülke halkları lehine gelişsin. Bir hususu da hatırlayım bari. Yorgo İstanbul’da Fener Rum Patrikhanesi’ni ziyaret etti, ayine ve şerefine verilen kokteyle katıldı. Sayın Cem’i de şimdi Yunanistan’da Türk asıllı Yunan vatandaşı bir azınlık soydaşlarımız, dindaşlarımız bekliyor. Mesela Mehmet Emin Aga ve arkadaşları. Madalyonun tersi de hoş olsun bölge barışı adına, dünya barışı adına. Benim kitabım iyidir Bir duygulu genç yazar ve editör A. Ali Ural “Posta Kutusundaki Mızıka”sını göndermiş. Merviden Kitapları’ndan yayınlanan eser öğretici, eğitici, birikimli, arka planlı mektuplardan oluşuyor. Hem de dosta yazılan. Kuş sesleriyle uyandığınızda, bunun karga sesinden fark edebileceğiniz incelikteki ölçüleri veriyor. Gençler için bir kere, bizlere birkaç kere gerek galiba (Tel: 0212 516 82 93) Gündüz de farları yakmak Hatırı sayılı bir kış geçiriyoruz. Bir okuyucum hatırlattı. Birkaç yıl önce başta İsrail ve Danimarka gibi ülkeleri örnek göstererek Ekim-Mart ayları arasında gündüz de trafik kazalarını azaltmak amacına matuf otomobil farların yakılması konusunu yeniden gündeme taşımamı istedi. Gerçekten istatistikler kış sezonunda hava aydınlık bile olsa araçların farlarının yakılmasının kazaların azalmasında etkili olduğunu ortaya koyuyor. Ne dersiniz, yasal da olan; kış mevsiminde araçlarımızın farlarını gündüz de olsa yakmaya?! En azından kaza “geliyorum” diye uyarır ışıkların aydınlığıyla. Lütfen gündüz de olsa araçların farlarını açık bırakın.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT