BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Körlüğü kör eden bir başarı hikâyesi

Körlüğü kör eden bir başarı hikâyesi

Görme engelli Avukat Kerim ve Selim Altınok kardeşler hukuk doktoru. Ama aynı zamanda ikisi de konservatuvar mezunu. Onların on parmağında on marifet var. Avukatlık, müzisyenlik, bestekârlık, öğretmenlik, satranç şampiyonluğu, bilgisayar programcılığı...



Görme engelli Avukat Kerim ve Selim Altınok kardeşler hukuk doktoru. Ama aynı zamanda ikisi de konservatuvar mezunu. Onların on parmağında on marifet var. Avukatlık, müzisyenlik, bestekârlık, öğretmenlik, satranç şampiyonluğu, bilgisayar programcılığı... Dilimizde bir insanın birçok alanda maharetli olduğunu anlatan güzel bir deyim vardır “On parmağında on marifet” diye. Halbuki bilinmez ki “alet işler el övünür, el işler göz övünür.” Ama hayata parmaklarıyla tutunan Avukat Kerim ve Selim Altınok kardeşlerin dünyada eşine az rastlanır başarı hikâyeleri, bu deyimin anlamını tam karşılıyor. Umutla, azimle, zekâyla, karanlığı yırtırak kendilerine aydınlık bir gelecek oluşturan Altınok kardeşler, görmek için gözlerin yetmediğini ispatlıyor. HUKUKU BİRİNCİ BİTİRDİ Tek yumurta ikizleri Kerim ve Selim Altınok kardeşler, 1963 yılının soğuk bir kış günü, muhasip bir baba ve ev hanımı bir annenin çocukları olarak İstanbul Bakırköy’de dünyaya gelir. Küçük yaşta görme problemiyle karşılaşırlar. Ortaokul üçüncü sınıfa kadar (şimdilerde 8. sınıf deniliyor) gözleri çok az görür. Örgün eğitim kurumlarına gidip, normal okuyup yazmayı öğrenirler. O bulanıklıkta resim yapıp, daktiloda yazı dizerler. Lise birinci sınıftan itibaren gözleri tamamen kapanır. Ancak bu durum, liseyi birincilikle bitirmelerine engel olmaz. Yollarına Braille (kabartma) alfabesini öğrenerek devam ederler ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesine yerleşirler. KİTAPLARINI YAZDILAR Kütük gibi kalın hukuk kitapları, bütün öğrencilere saç baş yoldurur. Kabartma alfabe ile kaynak kitapları olmayan Altınokların işi ise herkesten daha zordur. Derste not almaktan başka çareleri yoktur. Kerim, hocasını dinleyip vargücüyle ‘kağıtları delmeye’ başlar. Şişen parmaklarının acısından çoğu zaman uyuyamaz. Selim, okuldan eve gelince Kerim’in derste not ettiklerini daktiloya geçirir. Babaları da hafta sonları bunları okuyup kasetlere kaydeder. Kısacası Altınoklar, kendi kitaplarını kendileri yazar. Dört yıl devam eden bu hummalı çalışma, mezuniyette Kerim’i birinciliğe, Selim’i ikinciliğe taşır. Hukuk Fakültesinin tarihine isimlerini kazıyan Atınok kardeşler, başarılarının ardından yüksek lisansa kabul edilir. Ardından doktora eğitimi gelir ve Mali Hukuk alanında “doktor” olurlar. Bu sırada konservatuara devam edip; şan eğitimi alırlar. İngiltere’den getirttikleri kabartma kitapları okuyarak kendi kendilerine öğrendikleri İngilizcelerini, ABD’de pekiştirirler. KARANLIĞIN RENGİ BEYAZ Ve Bakırköy’de “İkizler Hukuk Bürosu”nu kurarak iş hayatına atılırlar. Ancak avukatlık bekledikleri gibi çıkmaz. İnsanlar başta ön yargıyla yaklaşır, “Koltuğunuzun altına milyarlık dosyalar vereceğiz, nasıl sahip çıkacaksınız” diyenler olur. 4 yıl davadan davaya koşuştururlar; mizaçlarına uygun bulmadıkları için serbest avukatlığı bırakıp, Büyükşehir Belediyesi hukuk müşavirliğinde danışman olurlar. 15 yıl sonra da emekliliğe ayrılırlar. Çalışmayı bu kadar seven insanlar hiç ‘emekli’ olur mu? Tahmin edeceğiniz üzere emeklilik onlara yeni kapıları aralar. Artık kendilerini engellilerin engellerini kaldırmaya adarlar. Bu arada satrançta da rakip tanımazlar. Görme Engelliler Millî Takım Oyuncuları olarak ülkemizi birçok defa yurt dışında temsil ederler. Selim Altınok, özel bir karşılaşmada dünya satranç şampiyonu olan Anatoly Karpov’a ter döktürür ve berabere kalmayı başarır. Satrançtaki bu ustalıklarını, “Görme Engelliler için Kabart Satranç” isimli kitaplarıyla taçlandırırlar ve kabartma alfabe ile yazdıkları bu çalışmalarını bütün körler okullarına armağan ederler. Satrançla başlayan yazarlık serüveni hayatlarını anlattıkları “Karanlığın Rengi Beyaz” isimli kitaplarıyla devam eder. İLKLERİN ADAMLARI Onlar camianın ağabeyleridir. Bu sorumlulukla hep ilklere imza atarlar. Mesela, kitabı çocukluklarından beri çok severler. İlkokul yıllarında annelerine kitap okutmak için sık sık hasta numarası yapar okulu kırarlar. Bu yüzden görme engelliler kitapsız kalmasın diye, Beyazıt Devlet Kütüphanesinde ve Bakırköy Rıfat Ilgaz Halk Kütüphanesinde Türkiye’nin ilk dijital kütüphanelerini kurdururlar. Türkiye’nin bilgisayarla yeni tanıştığı yıllarda Atınok kardeşler de geri kalmaz ve teknolojiye ayak uydurur. İşi bilgisayar programcılığına kadar götürürler. 96’dan beri bilgisayar kullanan Kerim Altınok, kendisini 1.5 sene bir odaya kapatır; öğrendiği bilgileri tasnif eder. Kaynak olmadan bilgisayarda körler için windows eğitim CD’si hazırlar. Şimdi Türkiye’de bu CD’yi kullanmayan görme engelli yok, köylere kadar gidiyor. İnternet ve email programı da yapan Altınok, www.selimkerim.com adlı internet sitesini de kendi yürütüyor. Altınoklar çocukluk yıllarında. Az görebildikleri ortaokul çağlarında. Serbest avukatlık yaptıkları dönemler. RAKİP TANIMIYORLAR Kerim ve Selim Altınok kardeşler, dünya şampiyonu Anatoly Karpov ile beraber kalacak kadar satrançta usta. Bu alanda yazılmış bir kitapları ve çok sayıda madalyaları var. Kabartma nota ile şan dersi veriyorlar Kerim ve Selim Altınok kardeşler, hayatı çok yoğun yaşıyor. Hafta içinde Bakırköy Rıfat Ilgaz Halk Kütüphanesinde İngilizce, gitar, klasik müzik ve satranç kursu veriyor, sesli kitaplığın organizasyonlarına yardım ediyorlar. Hafta sonları da Bakırköy Kaymakamlığının yaptırdığı Görme Özürlüler Derneği’nde (GÖZDER) kabartma nota ile şan dersi veriyorlar. 13’ünden 63’üne kadar aralarında görenlerin de bulunduğu değişik yaştan 25 öğrencileri var. Sezen Aksu’ya vokalist olacak, Sertap Erener ile düet yapacak öğrenciler yetiştirmeyi hedefliyorlar. 8 yıldır iş yerlerinde, okullarda, üniversitelerde konferanslar veren Altınoklar, kendilerini dinleyenlerin, hayata başka pencereden bakmalarını sağlıyorlar. Her ayın son cumartesi günü de Kör Fotoğrafçılar Projesiyle Beyoğlu’nda kitap söyleşileri düzenleyip, ünlü yazarlara kendi kitaplarını okutuyorlar. HAFTANIN SORUSU Engelli maaşı hangi durumlarda alınır? >> Engelsiz sayfamızın yayınlanmasının ardından yurdun değişik bölgelerinden “engelliye nasıl devlet maaşı bağlanacağı”yla ilgili çok sayıda telefon aldık. Bu sebeple isim belirtmeden bütün sorulara ortak bir cevap veriyoruz: >> Bir kişinin engellilik maaşı alabilmesi için özür derecesinin % 40’ın üzerinde olması, Sağlık Kurul Raporu ile bunu belgelemesi, kendisinin ve ailesinin herhangi bir sosyal güvencesinin bulunmaması gerekiyor. Devletten alınacak maaşlar yaşa ve özürlülük derecesine göre değişiyor. 18 yaşından büyüklerin başkasının yardımı olmaksızın hayatını devam ettiremeyecek şekilde bulunması gerekiyor. Şartları taşıyan engelli bireylerin ailelerinin Valilik ve kaymakamlıklardaki Mal Müdürlüklerine müracaat etmeleri gerekiyor. HAFTANIN FAALİYETİ “Z!H!N Ergo Sum” Fotoğraf Atölyesince, zihinsel engelliler için Ankara Milli Kütüphane Sergi Salonu’nda bir sergi açıldı. 18 zihinsel engelliye ait “serbest” tarzda çekilmiş 54 fotoğrafın bulunduğu sergi, 22 Marta kadar ziyarete açık kalacak. Fotoğrafçı engelliler, eserlerini 6 ay boyunca fotoğraf eğitimi alarak verdi. SİZDEN GELENLER Personel alımını ÖSYM belirlesin Isparta’dan eğitimci yazar İsmail Çevikbaş, “devletin engelli personel alımında” sıkıntılar yaşandığını söylüyor. Yönetmelikte yer alan “Kamu kurum ve kuruluşları sınavları kendileri yaparlar” şeklindeki hükmün engellilere engel teşkil ettiğini ifade eden okurumuz, şöyle diyor: “Sınavlarda sorulacak soru sayısı, alanlara göre soru dağılımı, soruların niteliği, kalitesi ve geçerliliği tamamen inisiyatife bırakılmıştır. Bu ise yapılan her sınavda hatalı sınav soruları ve değerlendirmelere zemin hazırlamaktadır. Engelliler, sınavlara hangi kaynaklardan hazırlanacağına, hangi alanlarda yoğunlaşması gerektiğine karar verememekte bilinçsiz bir şekilde sınavlara katılmaktadırlar. Yine personel alacak kamu kurum ve kuruluşu sınavları bulundukları illerde yapmaktadırlar. Bu yüzden engelliler sınav dönemlerinde yurt içi turuna çıkmaktadır. Maddi imkânı olmayanlar ise başka illerde yapılan sınavlara eğitim şartları uygun olsa dahi başvuramamaktadır. Bu sebeple ‘Özürlü Personel Alım Sınavları’ yılda bir kez ÖSYM tarafından yapılmalı ve puan üstünlüğüne göre yerleştirilmeli.” Engelliler de yönetime katılsın Ankara Yenimahalle’den yazan engelli Tuncer Kura, ülkemizde engellilerin “seçsinler, yardım alsınlar, verilenle yetinsinler, yönetime katılıp hizmet etme imkanı bulamasınlar” şeklinde algılandığını, ancak engelsiz bir Türkiye için kendilerine de fırsat verilmesi gerektiğini söylüyor. Bu sebeple Anavatan Partisi Yenimahalleden İl Genel Meclisi üyeliğine aday olan Kura, engelsiz fikirler oluşturacağını ifade ediyor. Bu sayfa herkese örnek olsun Engelsiz sayfanın basın kuruluşlarına örnek olmasını dileyen Türkiye Sakatlar Derneği Malatya Şubesi Başkanı Ali Haydar Koyun, bakın neler söylüyor: “Ülke nüfusumuzun yüzde 12.29’unu oluşturan engellilerin problemlerini görmezden gelmeyerek onların sesi ve kulağı olmaya karar vererek sütunlarında yer veren Türkiye Gazetesini gönülden kutluyorum. Bu güzel gelişmeye öncülük eden Türkiye Engelliler Spor Yardım ve Eğitim Vakfına (TESYEV) ve onun değerli başkanı sayın Yavuz Kocaömer’e ayrıca teşekkür ediyorum. Bu güzel gelişmenin diğer ulusal basın kuruluşlarımıza da örnek olmasını diliyor ve yazılarınızın takipçisi olacağımızı belirterek çalışmalarınızda başarılar diliyorum.” TESYEV İŞBİRLİĞİYLE www.tesyev.org info@tesyev.org BİZE YA­ZIN! Duygularınız, her tür­lü so­ru, istek ve görüş-leriniz için e-ma­il ve mek­tup­la­rı­nı­zı bek­li­yo­ruz... Ya­zış­ma Ad­re­si: 29 Ekim Cad­de­si No: 23 34197 Ye­ni­bos­na/İS­TAN­BUL Tel: 0 212 454 31 75 Faks: 0 212 454 31 00 e-ma­il: engelsizsayfa@tg.com.tr
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT