BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kimseye güveni yoktu...

Kimseye güveni yoktu...

Şahin Demir gözlerini dışarıya doğru çevirdi. Sert bir sesle cevap verdi: - Fiyat bu, işine gelirse.



Şahin Demir gözlerini dışarıya doğru çevirdi. Sert bir sesle cevap verdi: - Fiyat bu, işine gelirse. Geniş bir ofisti konuştukları yer. Dışarıda birkaç tane son model araba vardı. Bir araba galerisiydi. Kara Mahmut’un dışarıdan kaçak olarak getirttiği arabaların satıldığı bir yerdi. Bekir’in kimliğini değiştirdikten sonra orada oturmasını istemiş, arada sırada çıkan bu tür işleri de yaparak hayatını sürdürmesini temin etmişti. Kirli bağlantıları olan insanlar kirli işlerle yaşarlardı. Burada durduğu için para falan almıyordu yeni adıyla Şahin, eski adıyla Bekir. Sadece duruyordu göstermelik olarak. Çok değişmişti. Bıyıklarını kesmiş, metal çerçeveli, numaralı bir gözlük takmış, saçlarını uzatıp, yandan ayırmıştı. Yakışıklı bir görüntüsü vardı. Onu ilk gören yüksek tahsilli, iyi bir mevkide çalışan bir memur zannederdi. Katilliğini görüntüsüyle bağdaştırmak imkansızdı. Hazım uzun süredir takıştığı çete içindeki bir adamı yok etmek istiyordu. Bu işi yapabilecek en iyi kişiyi de yakın arkadaşlarından Kara Mahmut tavsiye etmişti. Şahin Demir. - Anlaştık o zaman, paranı iş bitince alırsın. Şahin Demir eliyle masaya vurdu aniden: - Yarısı peşin, dünyanın hiçbir yerinde iş bitip para alınmaz. Yarısını şimdi. Güldü Hazım. Başını salladı: - Tamam, tamam, hemen getirsinler paranı, yalnız temiz iş isterim, bir iz kalmasın, peşinde çöpü olmasın. Tam olsun. Şahin ilk defa rahatlamış bir ifadeyle cevap verdi. - Meraklanma, ben işimi bilirim. Hazım’ın bir işaretiyle dışarıdaki arabasından getirilen çantadan beş milyarlık banknotlar ayrıldı. Şahin’e verildi. Teker teker saydı adam paraları. Kimseye güveni yoktu. Hep kuşku içinde yaşamaya mahkum bir insandı. Bir katilin yüreğinde yaşattığı güvensizlik, korku, kuşku, bütün varlığıyla ruhuna sinmişti. - Tamam, para tamam. İş yarın akşama biter. Ertesi sabah paranın gerisini isterim. Elden getirin. Buraya. Hazım başını salladı kapıya doğru yürürken. Peşinde de adamları geliyordu: - İyi bir anlaşma oldu bu! Arabasına binip eliyle selam vererek hareket etti, çok geçmeden uzaklaşmıştı. Şahin masasına dönüp çekmeceye yerleştirdiği banknotlara bir kez daha baktı keyifle. Hayatından memnundu. Reşat’ı temizlediği günden sonra hayatı değişmişti. Adam öldürmek alışkanlık halini almaya başlamıştı Yardım istediği adam Kara Mahmut Anadolu’da bir mafya babasıydı, ağına aldığı bu insanı arzu ettiği gibi kullanacaktı. Hazım’dan aldığı paranın üçte birini ona gönderecekti Şahin. Anlaşması böyleydi. O Şahin’e iş buluyor, o da komisyonunu veriyordu. Arkasına yaslandı, işe koyulmalıydı. Öldüreceği adamın incelemesini yapacaktı. Saat kaçta gelir, kaçta gider, nerede, ne yapar... Masanın alt çekmecesini açtı. Siyah, kadife bir kutu çıkarttı. İçini açtı, pırıl pırıl bir silah duruyordu. Keyifle aldı eline, sağını solunu yokladı, memnundu: - Evet Musa efendi, öteki tarafa gitmeye hazırlan bakalım... Sakin tavırlarla kaldırdı silahı. Kalkıp dışarı çıktı. Galeriyi kapattı, arabasına bindi. Önce eve gidecek, üzerini değiştirecekti. Bir banyo yapacaktı, sıcaktan bunalmıştı. Hafif bir ıslık tutturdu. - İşler iyi gidiyor, yakında köşe olurum bu gidişle... diye mırıldandı motoru çalıştırırken. Onun yüzüne bakan; ertesi gün bir hayatı daha bitireceğini, bir insanı katledeceğini imkan yok anlamazdı... * * * Kapı çalındığı zaman Seher akşam namazını kılmış, Müzeyyen hanımın verdiği seccadeyi topluyordu. İçeriden gelen seslerden sabah gittikleri Nuri’nin geldiğini anladı. Seccadeyi yerine koyup aceleyle oturma odasına geldi. Gerçekten gelen Nuri’ydi: - Kusura bakmayın, geciktim ama bayağı uğraştım. Pişkin bir sırıtışla Seher’e döndü: - Bacım, gözün aydın, bir yer buldum sana. Ayda yirmi beş milyon kirası var. DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT