BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > NASIL BİR BELEDİYE-9-

NASIL BİR BELEDİYE-9-

Belediyelerin hem planlama, hem kaynak açısından yetkilendirilmesi gerektiğini belirten Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Bekir Kumbul, “Çağdaş belediyeciliğin anlamı da budur. Yetki ve sorumluluk olmalı. Belediyeler artık hükümetlerin eline bakmaktan kurtulmalı” dedi.



Istırap içindeyiz Günümüzde temsili demokrasinin sona erdiğini, katılımcı demokrasinin öne çıktığını hatırlatan Kumbul, “Dünya artık seçilmişlere, halkın katılımına önem veriyor. Seçilmişinize güvenemezseniz, demokrasiyi geliştiremezsiniz. Merkezi hükümetin görevlerini çeperdeki uzantılarına devretmekle bir şey değişmez” diye konuştu. Antalya turistik bir bölgemiz. Akdeniz kıyısında sıcak, güzel bir şehrimiz. İnsanın aklına normal olarak tüm altyapı problemlerini çözdüğü, şehirde yaşayanların yanı sıra gelen turiste de en iyi hizmeti verebildiği geliyor, ancak hiç de öyle değil. Koca şehir daha altyapı problemleriyle uğraşıyor. Yeni Başkan Bekir Kumbul da özellikle bundan şikayetçi. KAYNAK İÇİN YETKİ * Sayın Kumbul, diğer büyük şehirlerimizde olduğu gibi sizde de çarpık şehirleşme var. Antalya’nın planlı büyümesi için en fazla ihtiyaç duyduğunuz şey nedir? - Kaynak. Kaynağa ihtiyacımız var ama kaynaklarımız yeterli değil. Maliye’den ve İller Bankası’ndan gelen iki kaynağımız var. Ancak bu iki kaynak personel maaşına bile yetmiyor. Siz buraya hizmet üretmeye geldiniz. Sadece personel maaşı vermeye gelmediniz. Bunlar hepsi birer sorun olarak devam ediyor. * Kaynak bulmanın yolu nereden geçiyor? Nasıl kaynak bulacaksınız? - Belediyeler hem planlama açısından, hem kaynak açısından yetkilendirilmelidir. Çağdaş belediyeciliğin anlamı da budur. Yetki ve sorumluluk olmalı, hemen arkasından da denetim olmalı. Bu gözlükle bakmak, kaynak oluşturmak durumundayız. Bu belki genel vergiyle birlikte kaynağı artırma şeklinde olabilir. HÜKÜMETİN ELİNE BAKMAYALIM * Hükümetin topladığı vergilerden üç beş puan daha fazla aktarılmasıyla belediyelerin kaynak problemi çözülebilir mi? Yoksa belediyeler kendi imkanlarını kendileri mi oluşturmalı? - O da bir yöntem ama yetmez. Belediyeler artık hükümetlerin eline bakmaktan kurtulmalı. Böyle olunca ne oluyor bir bakalım: Hükümette hangi parti varsa, maalesef birazcık kendine yontmaya çalışıyor. Sanki diğer belediyelerin içinde her partiden insan yokmuş gibi. Temel yanlış budur. Ama yapılıyor maalesef. Her belediye o şehirdeki vergilerden yararlanabilmeli; kendi kaynağını oluşturabilmeli, oradaki hazine ve vakıf arazilerinden yararlanabilmeli. Bu imkanlar sağlanmadığı sürece sadece merkezi hükümetin göndereceği vergilerden alınan bir parça paraya bırakıldığı takdirde, belediyelerin yaptığı memurluk olur. Memurlukla belediyeler idare edilmez. Artık merkezden tüm Türkiye’yi idare etmenin mümkün olmadığı görülüyor. Yerel yönetimlere daha çok inisiyatif verilmeli. Belediyeler de planlı programlı şekilde bunu uygulamalı. SEÇİMLE GELENE GÜVENİLMELİ * Belediye başkanlarının yetkileri artırılmalı mı? - Artırılmalı. Yetki verilecekse denetlenmeli de.. Ama önce yetki ve sorumluluk verilsin. Biz seçimle geliyorsak, seçimle gelene güvenilmek durumunda. * Belediye hizmetleri deyince ne anlıyorsunuz? - Belediye hizmetleri deyince, bulunduğunuz yönetim biriminde, yönettiğiniz kentin, beldenin, ilçenin altyapısını yapabilmek, halkın istemlerini yerine getirebilmek çok önemli. Bunu yaparken de planlı bir gelişmeyi sağlayabilmek lazım. Yönettiğiniz yer başkanın çocuğu gibidir. Tertipli, planlı bir şeklide büyütmek durumunda. Bu oluyor mu, kimi zaman oluyor, kimi zanan olmuyor. Eksiklikler oluyor. Bakıyoruz yapılaşma olmuş, belediye ardından altyapısını yapmaya çalışıyor. Ama olması gereken planlı programlı bir büyüme olmalı. * Mahalli idarelerde değişikliği öngörün yeni bir kanun hazırlığı var. Taslağı incelediniz mi? Neler getiriyor? - Bildiğim kadarıyla bize yeterince yetki ve kaynak sağlamıyor. Kuşkularım var. Ama o taslak üzerinde değişiklik yapıldığını sanıyorum. Son şeklini henüz görmedim. - Yeni kanun taslağında belediyelerden çok özel idarelere yetki verilmesi düşünülüyor. - Onu da görüyoruz. Özel idarelere daha çok verdiğiniz zaman, merkezi hükümetin yetkisini alıp yerel bazdaki hükümet uzantısına vermiş olursunuz. O da ayrı bir yanlışlıktır. Hâlâ altyapı ile uğraşıyoruz! *Sıkıntılarınızı sıralar mısınız? - Her şeyin temeli kaynak sıkıntısına dayanıyor. Oysa Antalya gibi yerde altyapıyı çoktan bitirmiş olmanız lazım. Çünkü burası Türkiye’ye değil, dünyaya hizmet eden, ülke ekonomisine hizmet eden bir şehir. * Şehrin altyapısı ne durumda? Bitirebildiniz mi? - Hayır. Bizde kanalizasyon daha 2 - 3 yıl önce başladı. 6- 7 yüz bin nüfuslu bir kent. Bir anda kanalizasyona girince sıkıntı oluyor. Antalya çok hızlı büyüyen bir yer. Her 10-12 senede bir nüfusu katlanıyor. Böyle bir şehirde altyapı hizmetlerini bir an önce yapmanız lazım. Onu yapmakta zorlanıyorsunuz. *Bir de büyükşehir olarak belirli sınırlar içindesiniz. O sınırı aşıp sağlıklı bir planlama yapamıyorsunuz sanırım? - Evet. Temel sıkıntılardan biri de şudur. Şehri planlarken sadece kendi içinde planlamamak lazım; havza planı şeklinde yapmak lazım. Bu yetki bizde yok. Büyükşehirlerin hemen yanında oluşan belde belediyeleri var. Çarpık bir yapılaşma olmaması için belde belediyeleri ile entegre çalışmak zorundasınız. Ama bu konuda da eksikliklerimiz var. Yeni yasada yapılması gereken temel değişikliklerden biri de, ‘havza planlamasına’ imkan sağlayacak düzenlemedir. Dört bir yanımızda bulunan belde belediyeleri ile farklı şeyler yaparsak çarpık bir yapılaşma olur. TURİZM VERGİSİ ALALIM Bir turizm kenti isek, ona bağlı altyapı yatırımları yapmamız gerekiyorsa, turizmden yararlanan kesimden bir ‘turizm vergisi’ almamız gerektiğini düşünüyorum. Ama ben bunu turizm amaçlı, turizmin altyapısı için kullanmalıyım. Antalya’nın temel sorunlarından biri de şudur. Şehrimizdeki birçok kuruluşun merkezi İstanbul veya Ankara’dadır. Dolayısıyla vergisi oraya gidiyor. Oysa çöpçülüğünü Antalya ve çevresi yapıyor. Çöpçülüğünü biz yapıyorsak, vergisinden de biz yararlanmalıyız. DÜNYA DEĞİŞİYOR *Mevcut yönetim sistemini nasıl buluyorsunuz? Sizce vali-belediye başkanı ilişkisi nasıl olmalı? Şehri yönetecek kişi de seçimle mi gelmeli?. - Bizim idari yapımızda merkezi yönetim ağırlıklı bir sistem var. Bu uç noktalara kadar yayılır. Ama dünyadaki gelişim daha farklı. Artık kalımcılığa önem veriliyor. Seçilmişlere önem veriliyor. Eğer biz merkezi hükümetin görevlerini devletin çeperdeki uzantılarına devredersek, değişen bir şey olmaz. Sadece yukardaki yetkileri aşağıdaki kesime devretmiş oluruz. Belki bu yavaş yavaş yumuşak bir geçiş tarzında olur. Bir şehrin sorumluluk ve yetkisini tamamen seçilmişlere verirsek ne olur? Onu da bir tartışmak lazım. Bizde belediye başkanlığının bir standardı yok. Herkes belediye başkanı olabiliyor. Acaba tüm yetkiyi bir belde belediye başkanına versek, her zaman iyi şeyler yapabilir mi diye düşünüyorum. Yanlışlıklar yapılabilir diye tedirginliğim var. Yerel yönetimle ilgili yeterince bilgi birikimi ve donanımı yoksa, yetkilerini kötü yönde de kullanır mı diye tedirginliğim var. Ama eğer demokrasi diyorsak, demokrasiyi geliştireceksek, belki başlangıçta bazı hatalar eksiklikler göreceğiz; şurada eksiklik var, bunun düzeltilmesi lazım diyerek geliştireceğiz. Demokrasi ancak bu şekilde öğrenilip geliştirilebilir. Seçilmişinize hiç güvenemezseniz, demokrasiyi hiç geliştiremezsiniz. Bunda geçiş nasıl olmalı? Belki yavaş yavaş, fazla sıkıntıya sokmadan yumuşak bir geçiş tarzında olmalı diye düşünüyorum. Başkanların eğitimi şart * Belediye başkanlarının veya başkan adaylarının yetiştirilmesi için bir kurum var mı? Bu yönde bir eğitim gerekmiyor mu? - Bir yere bir memur alacağımız zaman ıcığını cıcığını araştırırız. Sabıka kaydına kadar her şeyine bakarız. Ama bir kişiye ili, ilçeyi, beldeyi yönettireceğimizde onun kabiliyetine bakmayız. Merkezi yönetimde de aynı şey söz konusu. Mesela ben milletvekilliği yaptım geldim. Ama onun da bir standardı yok. Zannediyorum standart olması lazım. Memur alırken her şeyine bakıyorsak, ülkeyi yahut bir beldeyi, ilçeyi ve ili yönetende de bir stantart aramalıyız. En azından bir kurstan geçmesi lazım. PERSONEL SIKINTISI * Belediyelerde para ve insan yönetimi nasıl olmalı. Daha profesyonel olması için neler gerekiyor? - Maalesef belediyeler birazcık istihdam yeri gibi görülmüş ve yapılmış. Ben göreve başlayınca personel analizi yaptırdım. Büyükşehir Belediyesi olarak yaptığımız hizmetler belli. Bu hizmet karşılığında hangi vasıfta kaç personel çalışmalı? Bunu bilmeliyim, o vasıfta insan almalıyım. Bu böyle değil. Bakıyorsunuz kimi biriminizde fazlasıyla insan oluyor. O insana ihtiyaç var mı? Belki yoktur. Kimi yerde de personel ihtiyacınız var, ama personel yok. Bunun bir standardı var. Dünyayı yeniden keşfetmeyeceğiz. Nüfus oranına göre, yaptığın hizmete göre çalıştıracağın personel bellidir. Bunun seçiminin size verilmesi lazım. Siz Fen İşleri’nde şu kadar personelle çalışırsınız denmeli. Ben onu alıp istihdam edebilmeliyim. Yahut, Antalya’nın park ve bahçeler işi şu kadar personelle görülebilir denir. Ondan sonra ben bunu alabilmeliyim. Eskiği varsa yetiştirebilmeliyim. Fazlası varsa çıkarmalıyım. Fazlalık olmamalı, neden olsun. Bunu yapmak durumundayız diye düşünüyorum. Bir de bütçemi ciddi şekilde hazırlamalıyım. Aslında yasalarımızda personel maaşının bütçenin ne kadarı olacağı belirtilmiştir. Ama ne merkezi hükümet, ne belediyelerde bu hesap denk gelmez. Onun için devamlı sıkıntı çekilir. Kaynak kullanımı belli bir plan, proje dahilinde yapılmalı. Savruk bir şekilde harcanmamalı. Ben 2000, 2001, 2002 yılında ne yapacağımın planını kontrollü bir şekilde almalı, onu yapacak kaynağı da oluşturmalıyım. Bunlar yapılmadığı sürece daha çok sıkıntı çekeriz. * Özelleştirmeye nasıl bakıyorsunuz? - Olabilir. Menfi bakmıyorum. Özelde çalışan da, kamuda çalışan da bizim insanımız. Ben belediyenin hizmetini en iyi şekilde kime gördürüyorsam ona gördürmeliyim. Halkla diyalog... * Belediyelerin halkla diyaloğu yeterli ve sağlıklı mı? Değilse nasıl olmalı? - Tam yeterli olduğunu söyleyemem. Ben yönetime gelirken neyin ne olduğunu, belediyecilikten ne anlanması, ne yapılması gerektiği konusunda halkın katkılarını almalıyım. Halka açılmalıyım. Kendilerini dışta görmemeliler, yönetimin bir parçası olarak görmeliler. Hatta katkıda bulunmalılar. Belediye sadece halkın uzaktan ilgilendiği bir yer olmamalı. Etki alanı içine girmeli; biz de birlikte yönetiyoruz, katkıda bulunuyoruz diyebilmeli vatandaş. Günümüzde temsili demokrasi sona eriyor. Katılımcı demokrasi var artık. İşte katılımcılığın anlamı bu. Onu yaptığımız oranda da başarılı oluruz aslında. Bir anda olmuyor yalnız. *Sayın Kumbul, Spor konusunda da görüşlerinizi alabilir miyim? Gençlerimiz yeretince sporla ilgili mi? - Bir toplumun sağlığı açısından sporu çok çok çok önemsiyorum. Spor deyince sadece futbolu görmüyorum. Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur denilmiştir. Bu doğrudur. Yürümek bir spordur. Tenis, bisiklet, basket, koşu birer spordur. O kadar çok dalı var ki, Bunların hepsine imkan sağlamak, altyapısını oluşturmak lazım. Bizim Antalyaspor şirketinin yanı sıra, Antalyaspor Vakfı da var. Vakfın temel amaçlarından biri bu imkanları sağlamak olmalı. Ancak henüz yeni bir vakıf olduğu için yerli yerine oturmuş değil. Temel düşüncemiz, spor altyapısını her mahalleye yaymak. Koşu ve bisiklet yolları yapmak. Çok önemsiyorum. Zaman içerisinde sanırım önemli gelişmeler sağlayacağız. Bekir Kumbul kimdir? Bekir Kumbul 1951’de Antalya’nın Serik ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Antalya’da yaptı. 1974’te Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olan Kumbul, aynı üniversitede Ortopedi ve Travmatoloji ihtisası yaptı; öğretim görevlisi olarak çalıştı. SSK’nın Antalya ve Isparta hastanelerinde uzman hekim olarak görev yaptıktan sonra Antalya SSK Hastanesi’ne başhekim olarak atandı. Antalya Tabipler Odası Başkanlığı’nın yanı sıra Antalyaspor’un hekimliğini de üstlendi. CHP’den 1995’te seçime girerek milletvekili oldu. Meclis’te Sağlık, Aile ve Sosyal İşler Komisyonu üyeliği yaptı. 18 Nisan 1999 seçimlerinde CHP adayı olarak katıldığı Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na seçildi. Evli ve dört çocuk babası olan Kumbul’un iki çocuğu da kendisi gibi doktorluk mesleğini tercih etmiş. Dr. Bekir Kumbul, belediye başkanlığının yanı sıra Antalyaspor Vakfı, Altın Portakal Kültür ve Sanat Vakfı ve Antalyaspor Kulübü Başkanlığı’nı da yürütüyor. DEVAM EDECEK
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT