BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Teröre rıza

Teröre rıza

Gördüklerimize inanamadık desek yeridir. Kanımız dondu... İnsanı bu hale getirebilen sebep ve saikleri iyice incelemek gerekir.



Gördüklerimize inanamadık desek yeridir. Kanımız dondu... İnsanı bu hale getirebilen sebep ve saikleri iyice incelemek gerekir. Formal bir temel eğitimden geçmiş ve Türkiye’de yaşamış bir kişinin bu toplumla hiç ilgisi olmayan bu tür bir davranışa sapması şaşırtıcıdır. Şeytani hedef ve fikirlerin arkasında din olamaz. Bütün semavi dinlerin hedefi insanı insan yapmaktır. Türkiye’de başıboş hayvanların durumu tartışılır ve yürekler bu dilsiz hayvanlara reva görülen gayriinsani yaklaşımlar tartışılırken başımıza gelenler gerçekten üzücüdür. İnsanı bu raddeye getiren (düşüren) bir bunalımın bilimsel usul ve metotlarla çözülmesi, tedbir alınması gerekmektedir. Tabii Sn. Tantan, hem emniyet menşeli hem de politikacı olarak polisiye başarıların yeterli olamayacağını bilmektedir. Çok başarılı operasyonlar gerçekleştiren zabıta, güvenlik ve istihbarat güçlerini kutlamamak elde değil. Hatta eliyle koymuş gibi bulduğu bunca hücre evi ve ceset tarlalarını gördükçe, hayret etmemek mümkün değildir. Operasyona katılan güvenlik ekibine beşyüz milyar liralık bir ödül takdir edilmesi de sevindirici... Bu arada İçişleri Bakanımıza küçük bir sualimiz olacak; “Önleyici zabıta hizmetleri hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?” Esenlik ve güvenliğin sağlanması ciddi bir iştir. Şayet önleyici tedbirler alınmaz, şu veya bu tarzda ortaya çıkan ‘caniler’e fırsat verilirse bu ‘vahşet’ nasıl durdurulur? Hiçbir örgüt bu kadar kısa sürede bu ölçüde ‘vahşet’e ulaşamaz. Bu olayların arkasındaki tarihi, siyasi ve etnik husumetin ne olduğu çözülmelidir. Zamanlama yönüyle bakıldığında suçları önlemekten çok; suçu ve yapılanları “reklâm” etmek gibi bir durum sözkonusudur. Bu amaca düşülmesi zabıta yönüyle başarı sayılmalıdır. Ülkeyi bir uçtan diğerine kavuran bu müthiş ‘terör’den bugüne kadar haberdar olunmamasını ‘başarı’ olarak sunmak yine bize mahsus bir durumdur... Din ve inançlar konusundaki faaliyetlerin hassasiyet taşıdığı bir defa daha görülmüş oldu. İfrat (aşırılık) ve tefrit (azımsama) çok büyük yaralar açmaktadır. Mesele devletleri ve rejimleri dindarlaştırmak değil, insanları birlikte yaşamaya hazırlamaktır. Yaşadıklarımızı siyah beyaz gözlüklerle ve kesin çizgilerle değerlendirme kolaycılığına düşülmemelidir. Psiko-sosyal boyutu incelenmeden sadece inanç fanatizmi ile kestirmeden sonuçlandırılacak olan çözümler; bizleri yanıltacağı gibi, ülkeyi kaplayan endişeleri de yok edemeyecektir. “Bir musibet bin nasihatten evlâdır” derlerse de bu tür ve benzeri musibetlerden uzak kalabilmek umuduyla hepimize geçmiş olsun diyoruz.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT