BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Laikliğin ipi

Laikliğin ipi

‘Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın, parçalanmayın’ buyuran Âli İmran 103. âyeti kerîmesi hemen herkesce bilinir.



‘Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın, parçalanmayın’ buyuran Âli İmran 103. âyeti kerîmesi hemen herkesce bilinir. Buradaki “ip” Cenab-ı Hakk’ın emir ve yasaklarıdır şüphesiz. O’nun gösterdiği yoldur. İnsanı bütün mahluklardan üstün tutan anlayışa götüren işarettir. “Allah’ın ipi”ne sadece yapışmak, tutunmak değil; sımsıkı sarılmak isteniyor. Bu sımsıkı sarılmak, insanı ilâhî rızaya, ebedî kurtuluşa götürür. Emir ve yasaklar bütününde yapılması istenenlerle, kaçınılması gerekenler bildirilmiş. Mukaddes kitabımız ve hadîsleri ile kitabımızı tefsir eden yüce Peygamber, bırakınız katliamı, kalb kırmayı dahi yasaklamıştır. Hakîki mü’min, adam öldürmek bir yana -kim olursa olsun- insanı incitmekten dahi dikkatle sakınır. Ya bu olanlar? Onlar, dehşet verici gerçekler... Selçuklu’dan, Osmanlı’dan bu yana yaşadığımız İslamiyet bir kenara bırakılıp, o disiplin ve ahlakla yetişmiş âlimler hayattan çekilince meydan kendine mücahîd, şeyh, mürşîd vs diyen cahillere kaldı. Sahte tarikatler, sözde şeyhler, lafta mücahîdler kendilerine göre İslamî anlayışlar çıkardılar. Hakîki din kenarda kalınca dış kaynaklı desdeklerle taklidleri ortalığı doldurdu. Bunlar düne ait ne varsa reddettiler. İlmihalini bilmeyen türediler müctehid kesildi... Şimdi ortalıkta bir takım tabirler dolaşıyor “ılımlı İslam”, “radikal İslam” gibi... İslamiyet tektir ve kaynakları da bellidir. Edille-i şer’iyeye dayanan, Allah’ın ipine sarılmayı emreden İslamiyet, itidal üzre olmayı tavsiye eder, zulmü değil. Allah’ın ipine sımsıkı sarılanlar yaratandan ötürü yaradılmışı sever. Bu Onun hayat ilkesidir. Kavgayı değil, barışı esas alır. Mü’minin insanlığın istifadesine sunulmuş müesseselerle de geçimsizliği olamaz. Batıda laiklik, kilise despotizmine karşı insanın kendini savunması için çıkmıştır. Bilahare uygulama alanında daha farklı renkler kazandı. Türkiye’ye gelişi ise 1937 yılı... Kavram, bizde bir ara “dinsizlik” gibi telakki edilmek istendi. Bu telakkînin hayatımızda açtığı yaralar büyüktür. İşte o “Allah demenin” bile yasak edilmesi ve benzeri ayıplar bu kıt anlayışın eseridir. Özellikle son çeyrek asırda laiklik kavramı bize mahsus bir şekil alarak yerine oturmaya başladı. Türkler, demokrasi ile İslamiyeti barıştırdılar. Bunun gibi İslamiyet’le laikliği de uzlaştırma yolundalar. Zira İslamiyette ne ruhban sınıfı var ve ne de bu sınıfın despotizmi. İslamiyetin devletle de alıp veremediği yoktur. Bizim dinimiz tek tek ferdleri muhatap almış, onların saadetini derpiş etmiştir. Öyleyse Allah’ın ipini bırakarak laikliğin ipine sarılınız anlamına gelecek yorumlardan sakınmak lazım. Şunu unutmamalı... İnanan kitle rahatsız edildikçe hizipler güç kazanmıştır. “Allah’ın ipi” Kur’an’a ait bir tariftir, O’na mahsustur, O’na mal olmuştur. Nazik bir dönemde kalkıp laikliği Kur’an’a rakip gösterircesine “laikliğin ipi” diye bir tabir ortaya atmak fevkalade yanlıştır. Ceza hukukunda suç şahsîdir. Hizbullah’ın mel’un vahşeti kendinedir. Bu vahşetle İslamiyet arasında asla ve asla bir irtibat kurulamaz.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 99370
    % -0.47
  • 5.6109
    % -2.33
  • 6.3463
    % -2.11
  • 7.3974
    % -2.47
  • 237.819
    % -2.27
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT