BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Terim’in öfkesi!

Terim’in öfkesi!

Fatih Terim, İstanbulspor maçında çok sinirliydi.



Fatih Terim, İstanbulspor maçında çok sinirliydi. Mezarlık evlerden çıkartılan cesetlerin, halâ kimliklerinin belirlenememesine kızmış değildi. Sanıyorum; IMF’nin İstanbul’da şube açıp, yeni bir Düyun-u Umumiye başlatmasına aldırdığı filan da yoktu. Fakat gene de, maç sonunda Mustafa Kalkandelen’in üstüne yürüdü. Durmadan konuşuyordu. Uzakta olduğum için, ne dediklerini elbette duyamıyordum ama; bir yemek tarifi yapmadığından da fevkalâde emindim. Hakem kilo almıştı. Acaba bir zayıflama kürü tavsiye etmiş olabilir mi? Eli telsizli bir polis şefinin, onu zorla Kalkandelen’in yanından söküp aldığını gördük. Gözleri kan çanağına, havaya kalkan eli uydu anten çanağına dönmüştü... Geliri depremzedelere bırakılmak üzere, küfür mü ediyordu yoksa? * * * Fatih Terim; “Ulan seni yerim” dercesine, soyunma odasına kadar yakın plan çekimler yaptı. Hakemler giyinmek için hazır soyunmuşken; bari fıtığına bakacak hali yok ya!... Terim’in öfkesinin kılıç kuşanıp, Haçlı Seferleri gibi; durmadan Kalkandelen’in üstüne yürümesinin sebebi neydi? “Alışmış kudurmuştan beterdir” derler... Galatasaray, hakemler tarafından sırtı sıvazlanmaya 1800 devirli tam otomatik makinelerle programlandığı için; sıkıştıkları yerde hakemlerin imdada yetişmesine alışmışlardı. Geçtiğimiz Pazar günü aksi olunca, adrenalinin yükselmesi bu yüzdendi. Hagi’nin el - kol hareketleriyle hakemlerin üstüne yürümesi; Kanun Kuvvetinde Kararname hükmünde, yasal bir hak olarak ona tanınmış bir ayrıcalıktı... Ama Mustafa Kalkandelen, ilk itirazda sarı kartı basınca; ortalık sel basmış gibi oldu. Sel; biliyorsunuz, önüne kattığını götürür. Akıntıya Suat ve Hasan Şaş da kapılıp, sarı kart gördü. Capone de haklı bir kırmızı kart gördü. Fatih Terim’i kızdıran bunlardı... * * * İmparator İlletyus, başka şeylere de kızmış olmalı... Meselâ; Ümit’in yere düşmesinde, G.Saray lehine penaltı bekleyenler vardı. Dikkatli bakın; o pozisyonda vücut ve bacak teması yoktu. Belki “Tehlikeli Hareket” kararı verilebilirdi. Zaten Ümit, biraz da Yeşilçam filmlerindeki karakter rolünde, kendini yere atar görüntü verdi. “En iyi yardımcı erkek oyuncu” dalında, Altın Portokal alması daha uygundu. Suat’ın tekmelenmesi ise, açık bir penaltıydı! Hakem onu gözden kaçırdı. Ama Kalkandelen’in “Saraydan Kız Kaçırma” operasında, kaçırdığı başka bir sahnesi daha vardı. Hagi; bir serbest atış öncesinde, Emre’ye ön cepheden pankreas güreşi tabiriyle Punch - Up dirsek atışı yerleştirdi. Çocuğun dudağı, kabak tatlısı gibi pelteleşti. Akan kanlar da, dekoratif malzeme değildi. Yılbaşı hediyesi olsun diye akıtılmadı... Şiddetin, 1. kuşak akrabasıydı. Rumen yıldızın; pozisyon içinde çaktırmadan yerleştirdiği dirsekleri zaten biliyorduk. Onlar maçın hay - huyu içinde kaynayıp gidiyordu. Ama Emre’ye yerleştirdiği dirsek; “Teammüden adam dövmeye tam teşebbüs”ten, CMUK kapsamı içine girer. Doğrudan kırmızı kart... Ardından ilk lig maçında oynamaması...Yetmez! En az 3 maçlık daha ceza alması gerekir. Ama Cibali Karakolu’nda, tek ayak üstünde durma cezası bile almıyor. Çünkü Kalkandelen görmemiş! Terim’in koşup onu alnından öpmesi gerekirken; hakemin soyunma odası kapısını tekmelemesi, normal bir davranış mı? * * * Ayrıca Terim; maç içinde de, bir hakemle kurulacak diyaloğun tüm olumsuz tablolarını sergiledi. Hopladı, zıpladı, bağırdı, çağırdı... Teknik alan ihlali yaptı... El - kol hareketleriyle, Bayrampaşa trafiğini yönlendiriyor olamazdı. Hakeme karşı hormonlu tohumla beslenmiş bir öfkenin, aerobic hareketlerini yapıyordu. Sahadan atılmadığına şükredeceğine, saldırıya geçti. Bir hakeme, televizyon kameralarının önünde durmadan hakaret edilmesinin; hoşgörüleceği bir ülke olmamalıyız. Aksi halde, benzer saldırıların önünü kesemezsiniz.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT