BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Devletimiz sağolsun!..

Devletimiz sağolsun!..

"Vatandaş başka şey mi diyor sanki. Halk Ekmek kuyruklarında bekleyen de o, emekli maaşı kuyruklarında bekleyen de... SSK koridorlarında inleyen de o... Her nutuk atanı dinleyen de... Depremde enkaz altında can veren yine o... Ama ne kadar çiğnenirse çiğnensin, o tutup yine aynı şeyi söylüyor: Devletimiz sağolsun."



Bugün, Veysel Kaya isimli okuyucumuzun, yolladığı emaile yer veriyoruz. “Rahat yüzü görmeyecek mi bu millet?” diye başlayan ve oldukça karamsar bir duygu hakim olan yazısına, birazcık tuz biber olduk o kadar. “Uzun zamandır yazıp yazmamakta karar veremedim” diyor. Nedense, hemen hepimizde var bu. Bir şeye karar vermekte zorlanırız hep. Oysa meşhur bir sözdür, “En kötü karar, kararsızlıktan iyidir” derler. Nedenini ise şöyle açıklıyor: “Hiçbir zaman gidişat değişmeyecek diye düşünüyordum. Kimbilir belki değişmeyecek de.” Hemen ardından, bizim ona soracağımız soruyu kendi kendine sormuş. Ki bunu yapabilmek gerçekten çok önemli: -Sen ne yapıyorsun öyleyse?!. Yani, “Gidişat değişmeyecek diyorsun ama, bu gidişatı değiştirmek için sen ne gibi katkıda bulunuyorsun?” demek istemiş kendi kendine. Cevabını da kendi vermiş: -Ben mi ne yapıyorum? Ben de, en azından Türkiye Gazetesi okuyucuları ile duygularımı paylaşmak istedim. Bakın ne kadar samimi bir söz değil mi? Haydi öyleyse, paylaşalım bakalım, sevgili okuyucumuzun duygularını: “Biliyorum, çoğumuz bu ülkenin gidişatını beğenmiyor ve düzelmeyeceğine inanıyoruz. Hani size hak vermiyor da değilim. Bu politikacılarla nereye kadar gideriz ben de bilmiyorum. Denemediğimiz parti kalmadı, sonuç yine hüsran” Bilmiyoruz ama, belki de okuyucumuz bir şehit yakını. Belki yüreğindeki acılar bir türlü dinmek bilmiyor. Eğer öyleyse, doğrusu sabırdan başka dileyecek bir şey bulamayız. Onların yürekleri öylesine yanıyor ki, hiçbirşeyi gözleri görmüyor. Hükümet uyum ve istikrar üzereymiş... Faizler günden güne düşerken borsa sürekli yükseliyormuş... AB’ne aday ülkeler arasına girmişiz... Yunanistan ile dostluk yolunda çok önemli adımlar atılmış, hiç umurlarında değil. Onların tek amacı vardı, hayatlarının baharında toprağa verdikleri canların canına kıyanların cezalandırılması. Ama ülkenin durumu belli. Dünyanın durumu belli. Yetkililer “Sabır” dilemekten başka birşey yapamadı. Biz ne yapabiliriz ki... Devam ediyoruz, okuyucumuzun duygularına: “Ama ben yine de umudumu yitirmemeye çalışıyorum.” “-Tabii ya, elbete umudu yitirmemek lazım” diyecekken, ikinci cümlesi geliyor: “-Ama enflasyon insanda umut da bırakmıyor. Halbu ki, bu ülke adına vatandaş her zaman birşeyler yaptı. Ve de yapıyor.” Doğru söze ne denir? Hükümet ne diyor da vatandaş yapmıyor değil mi? Şehit analarına “biraz daha bekleyin” dendi de, bağırlarına taş basıp, beklemeye razı olmadılar mı? Deprem sonrası ek vergi istendi de vermediler mi? Enkaz altında bile “Devlet baba” demediler mi? Hatırlayın şairin mısralarını: “Aldırma geç git diyemem aldırırım, Çiğnerim çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!” Vatandaş başka şey mi diyor sanki. Halk Ekmek kuyruklarında bekleyen de o, emekli maaşı kuyruklarında bekleyen de... SSK koridorlarında inleyen de o... Her nutuk atanı dinleyen de... Depremde enkaz altında can veren yine o... Ama ne kadar çiğnenirse çiğnensin, o tutup yine aynı şeyi söylüyor: “-Devletimiz sağolsun. Allah devlete millete zeval vermesin.” Eh yani, vatandaş olarak daha ne yapsınlar değil mi? Okuyucumuz gerçekten doğru söylüyor. Vatandaş olarak herkes üzerine düşeni yapıyor. Kendi yemiyor içmiyor, yiyip içmesi gerekenlere yedirip içiriyor. Böyle vatandaş dünyanın hangi ülkesinde var. “Türk halkı olarak ne zaman yüzümüz gülecek acaba? Oy olduğu zaman gibi, ara sıra aramıza gelip de, gelen faturalardan, pahalılıktan bunalan halkı görseler, acaba nasıl politika izlerlerdi, merak ediyorum.” Doğrusu merak edilecek bir şey olmasa gerek. Çünkü bizim politikacılarımız da sürekli arayış içerisindeler. Zaman zaman parti değiştirmeler bile bu sebeple oluyor. Herşeyi bizim için yapıyorlar... “Ama ben yine de Pollyanna’cılık oynamak istiyorum. Yoksa yüzümüz hiçbir zaman gülmeyecek” diyerek sözü noktalamış okuyucumuz. Her gün ekranlarda yüreğimiz ağzımızda seyrettiğimiz oynatanları gördükçe, Pollyanna’cılık oynamaya bile razı oluyor insan.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT