BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “İşin kuralı böyle bacı!”

“İşin kuralı böyle bacı!”

Adam getirdiği haberin Seher’in üzerindeki etkisini görebilmek için durup bir nefes aldı. - Yalnız bir senelik peşin verirsen. Başka türlü bu fiyata ev bulmak mümkün değil, zaten yok ya...



Adam getirdiği haberin Seher’in üzerindeki etkisini görebilmek için durup bir nefes aldı. - Yalnız bir senelik peşin verirsen. Başka türlü bu fiyata ev bulmak mümkün değil, zaten yok ya... Yukarıda, Soğanlık’ta. Hani çok lüks falan değil ama idare eder. Gecekondu, adam gelmiş, iki tane yapmış art arda. İkisini de kiraya vermiş. Yan yana iki tane gecekondu. Biri dolu, gariban bir aile var. Ötekine de sen gireceksin. Seher sevinçle teşekkür etti: - Allah razı olsun senden Nuri efendi. Sağ ol! Nafiz bey memnun bir şekilde gülümsedi: - Veririz bir senelik peşin kirayı, bir sene kira derdin olmaz. Bir sene içinde Allah ne gösterecek bilinmez. Oldu bu iş Nuri, yarın gider bakarız. Bir de iş isteriz şimdi. Nuri dudak büktü, yan gözle Şehnaz’a baktı, biraz düşündü: - Seher bacı için biraz zor iş, ama kızı için var. Konfeksiyonda bir iş var. Seher atıldı aceleyle: - Ben de yaparım konfeksiyon işini, kızın yerine beni desen! - Yok bacı, olmaz, onlar şartlarını baştan koşuyorlar, genç kız olacak, on yedi on sekiz yaşında olacak diye. İşin kuralı böyle. Seher kaşlarını çattı: - Nedenmiş o? Ne yapacaklarmış on yedi on sekiz yaşında kızları, nereden çıkmış bu kural, maksat işin çıkması değil mi, ben de çıkartırım işi. Nafiz bey sakinleştirmeye çalıştı bu isyan eden kadını: - Dur hele Seher kızım, bildiğin gibi değil bu işler. Öyle iş yerleri on yedi on sekiz yaşlarındaki çocukları işe alıyor ki ucuza çalışsın diye. Sen şimdi yaşın başın ilerlemiş, o paraya çalışmazsın, sigorta istersin, bir sürü şey! Halbuki o çocuklar ne verilirse ona çalışır. Güvencesi falan yoktur. Seher gözlerini açtı kocaman kocaman: - Ama bu haksızlık deği| mi? Nafiz bey sevgiyle gülümsedi... - Haksızlık ama böyle gelmiş, böyle gider... Sen mi değiştireceksin sanki? Nuri daha fazla kalmadı, ayağa kalktı: - İşte, ben bilmem, siz düşünün bir. Yarın sabahtan gelir, eve götürürüm sizi. Arkadaşın bir kamyoneti var, onunla taşırız... - Sabaha görüşürüz. İş için de bir karar verin, kaçırmayalım bana kalırsa, ayda kırk milyon para alacak kız! Seher düşünceliydi adam gittikten sonra. Nafiz biraz konuşmak istedi onunla: - Gel bakalım kızım, burası İstanbul! Burada bazı şeyleri yıkmak zorundasın, yoksa yaşayamazsın. Sen de bulursun bir iş, bulana kadar ver kızı. Sen halledince çeker alırsın, zorla değil ya bu? Bak paranın üç yüz milyonu gidecek kira için, eh, masraf da lazım, ocaktı, koltuktu, masaydı... Haydi biz yardım edelim, eski eşyalardan falan verelim ama hepsini nereden buluruz, yine de eskicilerden alırız eşyanı. Şükret, bunları alacak paran var. Kalanla da ne kadar idare edersin, kırk milyon, iki başı bir ay idare eder, gider. Bana kalırsa ver kızı, çalışsın. Ses çıkartmadı Seher. Öfkeli öfkeli kızına baktı, sanki bütün bunlar onun başının altından çıkmış gibi. Çalışmayı istediğini biliyordu. Şimdi çevresindeki bu insanlar da onu destekleyince daha bir diretecekti. - Nasıl bir yer olduğunu bilmeden etmeden cesaret edemem Nafiz dayı, diye söylendi kıvranarak. Müzeyyen hanıma da bakıyordu bir yandan destek ararcasına. - Kız kısmı, cahil, kimseyi tanımaz etmez, biri aklına giriverse ne yaparım? Nafiz bay başını salladı: - Haklısın ama çare yok. Hem Şehnaz kızım aklı başında bir genç. Akıllı uslu gider, işini yapar gelir. Bence iyi düşün. DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT