BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > NASIL BİR BELEDİYE - 10 -

NASIL BİR BELEDİYE - 10 -

Ali Müfit Gürtuna, merkezi idarenin sadece düzenleyici ve koordine edici olması gerektiğini belirterek, “Halkın seçtiklerine, tercihlerine güvenelim. O zaman göreceksiniz ki sorunlar artmak yerine azalacaktır. Yerel bütçeler, yerel kaynaklar müthiş bir gelişmenin kaynağı haline gelecektir” dedi.



Gürtuna kimdir? İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ali Müfit Gürtuna, 1 Haziran 1952’de Karaman Ermenek’te doğdu. Pendik Lisesi’nden sonra ODTÜ İngilizce Dil Hazırlık Okulu’nda okudu. Ankara Ünversitesi Hukuk Fakültesi’ni kazanan Gürtuna, öğrencilik yıllarında aynı zamanda gazetecilik yaptı. 1976 yılında TRT Haber Merkezi’nde çalışmaya başlayan Gürtuna, bir yıl sonra Parlamento Muhabirliği’ne geçti. 1980 yılında yedek subay olarak askerliğini yapan Ali Müfit Gürtuna, politikaya girdi ve ANAP Kartal İlçe Başkanlığı görevini üstlendi. 1984-89 yılları arasında İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’ne seçildi ve Meclis Başkan Vekilliği görevini üstlendi. 1989-94 yılları arasında politikaya ara verdi, serbest avukat olarak çalıştı. 1994’te Refah Partisi’nden Büyükşehir Meclis üyesi seçildi ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Vekili oldu. Sosyal ve sportif amaçlı birçok dernek, vakıf ve kulüpte başkanlık yapan Gürtuna, halen Su Sporları Klubü, K. Yelken Klubü, Tabiat Vakfı, Tarih Vakfı, Türkiye Engelliler Vakfı ve Hoşgörü Hareketi üyesi. Son seçimlerde Fazilet Partisi adayı olarak girdiği mahalli seçimlerde ipi göğüsleyerek İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na seçildi. Evli olan Gürtuna’nın Muhammed Fatih, Asude ve Agah Sina adlarında 3 çocuğu var. Halka güvenin Merkeziyetçilik hiçbir yaraya merhem değildir. Belediyeler yerine özel idarelerin güçlendirilmesi, şehirlerimizi bürokratik hantallığın çukuruna itmekten başka işe yaramaz. Ali Müfit Gürtuna tecrübeli bir belediyeci. Bu işe ömrünü vermiş. Özellikle iki kavram üzerinde yoğunlaşıyor: Değişim ve demokrasi. Türkiye’nin yarı tarım, yarı sanayi toplumu özelliğinden kurtularak “bilgi toplumu” haline gelmesi gerektiğini vurguluyor. Ülkemizin insan altyapısı bakımından zengin potansiyeline dikkat çeken Gürtuna, 21. yüzyılın ileri toplumları arasındaki yerimizi almamız için değişim ve demokrasiyi mutlaka hayata geçirmemiz gerektiğini vurguluyor. Bu yıl düzenlenen İstanbul Şurası’nın bir gününü ‘Yerel Yönetimler’ konusunun tartışılmasına ayıran Gürtuna, işe “halka güven”le başlanması gerektiği inancında. - Sayın Gürtuna, belediyelerde bir değişime ihtiyaç var mı? Bu nasıl bir değişim olmalı? - Yeni bir bin yıla adım atarken sadece belediyelerde değil siyasal ve sosyal sistemimizin tamamında köklü sarsılma ve değişime ihtiyaç var. Yeni bin yılın kapısını aralarken baş döndürücü bir uygarlığın ayak sesleri kulaklarımızı çınlatıyor. Bu uygarlığın adı çoktan konmuştur: Bilgi uygarlığıÖ Hiçbir ülke, devlet veya toplum 2000’li yıllardaki evrensel değişim dalgasının dışında kalamayacak. Hatırlarsanız, sanayi toplumu tarım toplumlarını geri ve ilkel duruma getirmişti. Şimdi de değişime ayak uyduramayan, bilgi uygarlığına adım atamayan sanayi toplumları tarih dışı kalacaktır. Sınırlar yeniden belirlenmeli * Belediyelerimizin yönetimi yeterince demokratik mi? 21. yüzyılda daha demokratik bir yerel yönetimi nasıl hayata geçirebiliriz? - Yeni bin yıl demokrasi çağı olacaktır. Demokrasi artık evrensel bir standarttır. Bilgi ve bilgiyi üreten insan, yeni ve evrensel bir değerdir. Bilişim yolları, bilgi teknolojileri, küresel internet ağları, sıkışmış hayatlardan, etik insana geçişin temellerini atmaktadır. Bugün belki erken sayılabilir; fakat eşitlikçi bir dünya için global fırsatlar çoğalmaktadır. Türkiye mevcut sistemini daha fazla sürdüremez. 19. yüzyılın eskimiş kalıpları içinde tıkanıp kalamaz. Türkiye, yani bizler bir yolun sonuna gelip saplandık. Bu noktada sorunlar kar topu gibi birbirine ekleniyor. Üstelik çözmek yerine karmaşık hale getiriyoruz. Çözüm demokrasimizin sınırlarını genişletmekten geçiyor. Demokrasimizi zenginleştirmeliyiz. Yerel yönetimler yasa tasarısı bunun için iyi bir fırsattır. Ben diyorum ki hep bilikte demokrasiye sahip çıkalım. Halkın seçtiklerine, tercihlerine güvenelim. O zaman göreceksiniz ki sorunlar artmak yerine azalacaktır. Yerel bütçeler, yerel kaynaklar müthiş bir gelişmenin kaynağı haline gelecektir. Yerel yönetimlerin sınırlarını ve imkanlarını genişletirsek hepimiz kazanırız, Türkiye kazanır. Bugün dünya demokrasilerinin motoru, güçlü ve etkin yerel yönetim ve yerel demokrasi uygulamalarıdır. Merkezin mahalli organlarını anlamsız şekilde büyütmek yanlıştır. Merkeziyetçilik hiçbir yaraya merhem değildir. Belediyeler yerine özel idarelerin güçlendirilmesi, şehirlerimizi bürokratik hantallığın çukurana itmekten başka işe yaramaz. * Yerel yönetimlerin sınırları nasıl çizilmeli? Devlet neleri yapmalı, yerel yönetimlere neleri devretmeli? - Yerel Yönetim Yasası, yerel demokrasi, yerel kaynak ve imkanların harekete geçirilmesi ve yerel inisiyatiflerin geliştirilmesi yönünde yeniden ele alınmalıdır. Merkezi yönetim, adalet, güvenlik, savunma ve dış politika hizmetlerini yürütmeli; yerel ekonomi, eğitim, sağlık, ulaşım gibi alanları yerel yönetimlere bırakmalıdır. Merkezi idare düzenleyici ve koordine edici olmalıdır. Kentlerimizin modernleşmesi için her türlü bilgi, teknoloji ve finans imkanları vardır. Yerel yöneticiler bu modernleşme sürecini hızlandıracak güç ve kapasiteye sahiptir. Ancak bunları koordine edecek yetkiler belediyelere tanınmalıdır. GELECEĞİMİZİ KONUŞMALIYIZ * Eğitim, sağlık, ulaşım gibi alanların yerel yönetimlere devredilmesi gerektiğini söylediniz. Neden eğitim? Yerel yönetimlere devredilmesi halinde hızlı ve modern bir gelişme sağlanabilecek mi? - Elbette. Çünkü mevcut eğitim sistemimiz zayıf. Sosyal sistemimiz yaralar içinde. Kentleşme hamleleri yetersiz. Yasal sistemimizde sayısız sorunlar var. Bu sıkıntılara ve sorunlara halkımız artık tahammül etmek istemiyor. Türkiye artık ideolojileri değil, projeleri konuşmalıdır. Geleceğini konuşmalıdır. Kalkınma hızını, işsizlik meselesini, bayındırlığı, kentleşmeyi, modernleşmeyi konuşmalıdır. Kafalar birbiri ile didişmeye değil, sorunları çözmeye yönelmelidir. Şimdi değişimi ve yenilenmeyi konuşmanın, bu yolda irade göstermenin zamanıdır. Yarısından fazlasını gençlerimizin oluşturduğu Türk toplumu, kendisine onurlu ve müreffeh bir gelecek arıyor. Bu da ancak demokrasi ile, yerinden yönetimle sağlanabilir. Bu genç nüfus, müthiş bir mücadele azmine ve sınır tanımaz bir güce sahiptir. Bu azme, bu enerjiye fırsat hazırlamalıyız. Artık bu halka güvenmeli, bu genç potansiyeli heder etmemeliyiz. Bu halk, demokrasiye herkes kadar layıktır. Bütün yeni hamleler, ülkemizin yüzünü güldüren gelişmeler daima bu halkın dinamizmi sayesinde olmuştur. Onların basireti, biz yöneticilerin her zaman önünde olmuştur. Ülkemizin demokrasisi, yönetimi, ekonomisi ve sosyal hayatı önündeki bütün engeller kaldırılmalıdır. PROJELERİMİZ DURDU * Diğer belediye başkanları da aynı şeyleri söylüyor. Peki belediyeler bu yeni sektörleri idare edecek, yeni yükleri kaldıracak güç, kapasite ve yeterlikte mi? - Yerel yönetimler olgunluğa ermiş, rüştünü ispat etmiş müesseselerdir. Üzerlerindeki her türlü vesayet kaldırılmalıdır. Kendi konuları ile ilgili her türlü karar alma yetkisi oluşturulmalıdır. Fon, vergi, harç salma, katılım yapı; -adına ne derseniz deyin- belediyelere kendi kaynaklarını oluşturma yetkisi verilmelidir. * İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak borçlardan başınızı kaldırıp icraat yapabiliyor musunuz? Ne tür sıkıntılarınız var? - Bizim örnek diyebileceğimiz bir bütçemiz var. Personel giderlerimiz yüzde 12. Yatırımlarımız yüzde 60’ı geçiyor. Yatırıma ayırdığımız kaynağın yüzde 60’ı da ulaşım projelerine gidiyor. Ancak borçlarımız da olması gerekenin üzerinde. Kaynak yetersizliğinden birçok projemiz durmuş vaziyette. Bize ya ek kaynak sağlanmalı veya İstanbul Metrosu ve raylı sistemin yapımını hükümet üstlenmelidir. Dünyanın her yerinde bu böyle oluyor. Bizde bırakın böyle olmasını, biz projelerimize izin bile alamıyoruz. Bulduğumuz kredilere hazine garantisi için aylarca bazen yıllarca Ankara’nın onayını bekliyoruz. Ne İstanbul ve İstanbullu, ne de diğer şehirlerimizin halkı bunu haketmiyor. Sadece “yap-işlet-devret” sisteminde “planlama, Hazine ve sair bürokratik süreç” ortadan kaldırılsa, ulaşım ve prestij projelerimiz başta olmak üzere pek çok sorun birkaç yıl gibi çok kısa sürede çözülebilir. YERİNDEN YÖNETİM * Personel rejimi ve insan kaynaklar konusunda rahat çalışabiliyor musunuz? - Kesinlikle hayır. Yeni çıkarılacak kanunda personel rejimi gözden geçirilmelidir. Bu sistem mutlaka değiştirilmelidir. Burada, İçişleri Bakanı sayın Sadettin Tantan’ın samimiyetine inandığımı, kendisinden beklentilerimiz olduğunu vurgulamak istiyorum. Belediyelere kaynak oluşturma yetkisi mutlaka verilmelidir. İktidar veya muhalefet, hangi siyasi partiye ve ideolojiye mensup olursa olsun, ülkemiz için, şehirlerimiz için herkesi el ele vermeye, bir araya gelmeye çağırıyorum. Yerel Yönetimler Yasası, bir “yerinden yönetim” ve “sivil katılım reformu” olmalıdır. DEVAM EDECEK
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 98362
    % -0.97
  • 5.5145
    % -0.89
  • 6.2348
    % -0.94
  • 7.3138
    % -0.16
  • 234.837
    % -0.47
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT