BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Vatandaşlık

Vatandaşlık

Bir vatana, bir toprağa, bir bayrağa bağlı olma duygusu. İyi de bunun ölçümü nasıl olacak? Kimi kan bağını öne sürerek vatandaşlarını belirlerken, kimi de müşterek ülkü ve hedeflerden dem vurmaktadır.



Bir vatana, bir toprağa, bir bayrağa bağlı olma duygusu. İyi de bunun ölçümü nasıl olacak? Kimi kan bağını öne sürerek vatandaşlarını belirlerken, kimi de müşterek ülkü ve hedeflerden dem vurmaktadır. Bugünlerde Avrupa ve özellikle de Almanya’da en çok konuşulan konu bu. Sadece ümit içindeki yabancılar değil, vatandaşlık payesini verecek olan yerliler de vatandaşlık kanunu ile meşgul. 1 Ocak 2000 yılından itibaren yürürlüğe giren vatandaşlık kanunu eksik ve gedikleri ile birlikte, yabancılar için ciddi bir kazanım olmuştur. “Hiç yoktan iyidir” gibi bir düşünceyle söylemiyoruz. Gerçekten de bu yasa ile sürüncemede kalmış birçok hak ve menfaat belli bir kalıba girmiş olacaktır!.. Aslında entegrasyonu kolaylaştıracak olan bu yasaya karşı çıkanlar, işin öncesi ve sonrası hakkında yeterli bilgi ve fikir sahibi olmayanlardır. Bizim açımızdan “çifte vatandaşlık” sorunu dile getirilmekte ancak bunun çeşitli şekillerde aşılabileceği de bilinmektedir. İşin gerçeği; ‘ formalite’nin tamamlanması demek olan bu kanun sadece bizleri değil bütün yabancıları mutlu etmiştir. Kırk yıllık ‘serüven’in mutlu son ile noktalanması sevindiricidir. Birden fazla vatandaşlığa sahip olmak, gerek o ülkelere ve gerekse vatandaşlık hakkına sahip olan fertlere büyük bir yük getirmeyecektir. Hele ulaşım ve haberleşme alanındaki bu müthiş imkanlardan sonra ‘çifte’ vatandaşlık bize ‘az’ bile gelecektir. Artık sırada ‘multi’ vatandaşlık vardır. Topluluklar, birlikler ve paktların da nihai amacı bu değil midir? Avrupa Birliği üyesi ülke vatandaşlarına bakıldığında, serbest dolaşım ve iş imkanları ile eğitim ve sağlık talepleri de düşünülürse, artık çifte değil; multi vatandaşlık dönemine girildiği görülecektir. Kan bağı, Evlilik, Doğum ve Ülkü Birliği Gibi hususlar için söylenecek sözümüz yok! Ancak zaman içerisinde tabu özelliği taşıyan değerlerin bile değiştiğini görmekteyiz. Bu değişimin getirip götürdüklerini irdelemek için vakit daha çok erken. Yeterli tecrübe yaşanmadan değerlendirmeler yapmak bizleri yanıltabilir. Ancak kanunlarla kazanılmış olan hakların ve beynelmilel kabul gören normların hükümet kararları ile yok sayılması çağdaş anlayışla telif edilemez. Kendi ülkemizde “salkım”ı götürürken ele “talkın”ı vermeye kalkmamız biraz komik oluyor!..
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT