BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Şehrimden insan manzaraları

Şehrimden insan manzaraları

İnsan kendi şehrinde mahsur kalır mı? Ben kaldım işte. Hem de günlerdir. Saymadım kaç gün oldu, evime gidemiyorum. Değil evime gitmek, evimin bulunduğu kıtaya bile geçemiyorum.



İnsan kendi şehrinde mahsur kalır mı? Ben kaldım işte. Hem de günlerdir. Saymadım kaç gün oldu, evime gidemiyorum. Değil evime gitmek, evimin bulunduğu kıtaya bile geçemiyorum. Kar, benimle dalga geçercesine pamuk pamuk yağmaya devam ederken ben parmağını elektrik prizine sokmuş yaramaz çocuğun görüntüsünü sergiliyorum. Yani saçlar dimdik, gözler yuvalarından fırlamış, ten kıpkırmızı. Bana öyle geliyor ki, camı yalayarak aşağıya düşen her kar tanesi, gözümün içine bakıyor ve “nasılmış” edasıyla gülümsüyor... Merak etmeyin, aklımı kaçırmıyorum. Ama bu kar yağışının bana kaça mâl olduğunu da hesaplamamaya çalışıyorum. Çünkü yanılıp hesaplarsam işte o zaman aklımı kaçırabilirim. Sen tut ömrün boyunca İstanbul’da kar yağsın diye umut et, her kış “ha yağdı, ha yağacak” diye kuş gibi bekle, yağmasın. Sonra hayatında ilk defa şehir dışında, ormanın kenarında bir eve taşın ve “kar yağarsa bu dağ başında ne yaparız” psikolojisine gir ve işte o anda kar başlasın. Başlasın ve bir türlü bitmesin. Bir ara soluk almak için durakladığında, hemen fırla ve şehire inmek için arabana bin. Araba çalışsın ama Katerina Witt edasıyla kaymaya başlasın. Sen yılma. Hemen bir traktör çağır, son model, havalı arabanı traktöre bağlat ve çektir. Bütün dünyanın “en sağlam otomobil” olarak kabul ettiği marka araban arkada, sıradan, bildiğimiz köy traktörü önde bir müddet ilerle ve arabanın DSA sistemine güvenerek İstanbul’a var. Eski yerli filmlerde İstanbul’u ilk kez görmüş Kemal Sunal ifadesiyle etrafı incele ve doğup büyüdüğün şehre tekrar gidebildiğin için çok sevin. Utanmasan toprağı öpecek kıvama gel. Tabii öpme, abartmaya gerek yok. Ulaşabilmek için yırtındığın İstanbul’da özlediklerini gör, alışverişini yap ve “tamam artık” diyerek evini, çocuğunu, aileni, köpeğini özle. Ve bir an önce dönmek için çırpın. Ve döneme. Çünkü sen keyfine bakarken kar boş durmamış ve bütün gücünü toplayarak tekrar yağmaya başlamış. Dışarıda kar, içeride ben. Ben Avrupa’da, evim Asya’da. Kar durmuyor, ben dönemiyorum. Bu bir şiir falan değil. Bu, benim durumumun acı bir özeti. Şimdi bir otelde kalıyorum. Ailemle telefonda konuşuyorum. Dostlarım, onların evinde değil de otelde kaldığım için bana hem kızıyor hem küsüyor. Ama ben huysuzum. Kimsenin evinde kalamam. Gece geç yatarım, sabah bazen çok erken kalkarım, bazen hiç kalkmam. Kendi düzensizliğimle başkalarının düzenini bozmak fikri beni rahatsız eder. Dolayısı ile İstanbul’da, doğma büyüme bir İstanbullu olarak turist moduna geçmiş vaziyetteyim. Hiç şüphesiz her işte bir hayır vardır. Günlük akışın içinde biraz duraklamak ve genel çizginin dışına çıkarak soluklanmak da güzel. Ama her şeyin bir dozu olmalı. “Ben evimi özledim” diye çığlık atmak geliyor içimden. Karamsarlık olarak yorumlamayın ama bana kalırsa kar, en az bir hafta daha yağacak gibi. Artık ben de elime bir fotoğraf makinesi alıp Sultanahmet Meydanı’na gider, turistliğimin tadını tam çıkartırım. Yazımın sonlarına geldiğim şu satırlarda sizden bir ricam var. Lütfen okurken “sen yine iyisin, soğukta, sokakta titremiyorsun” tribine girmeyin. Rıskı Allah verir ve herkes kendi şartlarında yaşar. Ben öbür türlü yazıp konuya damardan girmeyi de akıl edebilirdim. Ama sizlerle hayatın değişik ve gerçek renklerini paylaşmayı istedim. Samimiyet pahalı bir silahtır. SÖZÜN ÖZÜ Kılavuzu karga olanın başı zordan çıkmazmış. LEVHA Zor, oyunu bozar.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT